step_ıstanbul_banner.jpg

Centre Pompidou Malaga’da, Tribünlerden Sanata | Yazan Öznur Gorissen




Akdeniz kültür ve medeniyetlerinin sentezi güney İspanya'nın Endülüs bölgesine yaptığım seyahatte, İslam sanat ve estetiğinin şahane eserleri yanısıra, Modern ve Çagdas sanat alanındaki projelerden Centre Pompidou Málaga'yı da görme şansım oldu.





20. yy. mimarisinin sembollerinden olan modern yapısı ve koleksiyonundaki yüzbini aşkın 20. ve 21. yüzyıla ait sanat eserleriyle bugün dünyada Modern ve Çagdaş Sanatın en önemli referanslarından ve en çok ziyaret edilen sanat merkezlerinden biri olan Paris'teki Centre Pompidou'nun yurtdışındaki bu ilk şubesini ziyaret etmeden olmazdı.



John Currin

Picasso'nun doğduğu şehir olan Málaga, daha çok turizm ve liman şehri kimliğiyle öne çıksa da, otuzdan fazla müzesiyle tam bir kültür ve müzeler şehri. Özellikle son on yılda yapılan kültürel yatırımlar, şehrin daha da parlamasını sağlamış, kültür ve sanatın tatil ile kombine edilebileceği güzel bir istikamet, büyük bir kültür şehri olmuş..



Frida Kahlo



Ed Paschke


"Centre Pompidou Málaga" bu kültürel projelerden biri. Başlangıç noktası da ilginç. 2008 yılında Fransa ve İspanya arasında oynanan bir futbol karşılaşması sırasında, maçı tribünlerde izleyen Málaga Belediye başkanı ve Fransanın İspanya elçisinin böyle bir projenin temelini atacaklarını kimse tahmin edemezdi sanırım... Bu iki vizyoner devlet adamının tribünlerde başlattığı girişim, prestijli sanat merkezi Centre Pompidou Paris'e bağlı ilk yurtdışı şubesi olarak hayata geçirildi. 2015'te kapılarını sanatseverlere açarak şehri sanatla taçlandıran bu proje, futbolun vesile olduğu nadir sanatsal kazanımlara bir örnek olsa gerek.. İki ülke arasındaki dostluk maçının skoru ne olursa olsun, nihayetinde kazanan kuşkusuz Malaga şehri ve sanat olmuş... Centre Pompidou Paris tarafından seçilmis bir şehir olmanın gururu ve pek çok sanatseveri bu şehre çekecek olmasi bu şehir için şüphesiz önemli bir kazanç.



George Baselitz

Müze, Malaga'nın modern yüzü olan yeni geliştirilmiş liman bölgesinde ve "El Cubo" diye bilinen, renkli kübik cam yapısı ile hemen göze çarpıyor. Müzenin üstünde konumlanmış olan bu kübik yapı önce renksiz camlardan yapılmış fakat daha sonra ünlü Fransız sanatçı Daniel Buren tarafından tasarlanan renkli cam plakalar giydirilerek bugünkü halini almış.



Jean de Buffet



Rene Magritte


El Cubo' nun altında ana girişteki merdiven, Malagalı sanatçı José Luis Puche tarafından sanatsal alan olarak kullanılmış. 27 merdiven basamağı arasına yerleştirilmiş "Baba" isimli bu çalışma, sanatçının kendi babasının portresi. Galeriden ayrılışınızda, merdivenleri çıkarken gözgöze geleceğiniz bu eser gözünü ayırmadan gidişinizi izleyecek.. Sanatçı bu çalışmasıyla müzeden ayrılmakta olan sanatseverlerle bir göz kontağı kurmayı hedeflemiş.



José Luis Puche

Centre Pompidou Malaga, 6300 m2lik bir alana sahip. Kalıcı sergi alanı dışında, geçici sergi alanı ve özellikle genç nüfusu cezbetmek için dans, tiyatro, film gösterimlerine ayrılan aktivite bölümu ve de çocukların Alexander Calder sanatını keşfetmesi, sorgulaması ve deneyimlemesine yönelik oluşturulmuş mini bir sirk konseptindeki workshop alanı.



Alexander Calder
 

Kalıcı sergi kapsamında, Paristeki Centre Pompidou koleksiyonundan 90 kadar modern ve çagdas sanat eseri sergileniyor. Küratörluğünü Brigitte Leal 'in yaptığı, farklı disiplinlerdeki bu eserler beş tema altında sunuluyor. Bunlar, The Metamorphoses-The Body in Pieces-The Political Body-Self-Portraits ve The Man Without a Face olmak üzere ilhamını insan bedeninden alan temalar.
 
Çalışmaları sergilenen sanatçılardan bazıları; Francis Bacon, Rene Magritte, Constantin Brancusi, Georg Baselitz, Alexander Calder, Marc Chagall, Frida Kahlo, Max Ernst, Joan Miro, Kees van Dongen, Tony Oursler, Li Bin, Alberto Giacometti, Giorgio de Chirico, Ed Paschke, Antoni Tapies, Fernard Leger gibi dünyaca ünlü isimler.
Ve tabi ki Malaga'nın oğlu Pablo Picasso eserleri de var...



Pablo Picasso

Picasso'nun 'Hat with Flowers' isimli 1940 yılında yaptığı ünlü tablosu "Metamorphoses" teması altında sergilenirken, Frida Kahlo'nun ' The Frame' isimli çalışması "Self-Portraits" bölümünde ve Constantin Brancusi'nin 1910 yılında yaptığı 'Sleeping Muse' ise "The Man Without a Face" teması altında sergilenen en ünlü çalışmalardan.



Joan Miro



Kader Attia


Centre Pompidou Paris'in mini versiyonu Centre Pompidou Malaga'daki değerli eserleri fotoğraflayarak gördüklerimi aktarmak, izlenimlerimi sizlerle paylaşmak isterken birden kendimi tekrar Centre Pompidou Malaga'da hissettim. 20. ve 21. yüzyıl sanatına imzalarını atmış, onlarca büyük sanatçının eserleri arasında zaman geçirmek elbette çok güzel. Bu eserler arasında beni en yakalayan, mesajını en güçlü geçiren eser ise, Kader Attia'nin 'Ghost' adlı eseri oldu.



Kader Attia


Sergi salonuna ilk girdiğinizde arkadan gördüğünüz bu dev eser, yerde dizlerinin üzerinde oturan 133 tane insan figüründen oluşuyor. Alüminyum folyodan yapılmış bu life-sized figürlerin her biri Ortadoğulu, tepeden tırnağa örtülü, çadorlu kadınları temsil ediyor. Yanyana yedi figürün ondokuz sıra olarak yapılandırıldığı eseri önden görmek için ilerlediğinizde ve yüzlerine baktığınızda içlerinin boş olduğunu, yüzleri olmayan, kişisel özellikler taşımayan adeta birer 'kabuk' olduklarını görüyorsunuz. En geniş yorumlamayla köktenci islamın kadına verdiği yeri ve muameleyi irdeleyen bu kinayeli anlatım gerçekten
çok etkileyici bir sanat eseri.




Kees Van Dongen



Marc Chagall







Glenn Brown


Kadın erkek ayırmaksızın, hepimizin doğuştan sahip olduğu eşit ve özgür yaşama temel haklarının kimsenin elinden alınmadan, kesintisiz devam ettiği bir dünyada başka sanat etkinliklerinde yeniden buluşmak dileğiyle.



 

Yazı ve Fotoğraflar: Öznur Gorissen
 

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız