72890.jpg

Londra’dan Notlar | Yazan Deniz Meriçten

5-11 Şubat tarihleri arası ziyaret ettiğim Londra’da birçok galeriyi gezme fırsatım oldu. Öncelikle sanatla iç içe olan bu şehirde hiçbir detayı atlamamak adına galerilerin yerlerini belirleyerek kendime bir yol haritası çizdim.


Andreas Gursky

Tate Modern ve Hayward Galeri diğer galerilerden uzak bir konumdalar. Tate Modern’de Modigliani sergisi 23 Kasım – 2 Nisan arası görülebilmekte. Hayward Galeri’de ise Andreas Gursky’nin sergisi 25 Ocak – 22 Nisan arası görülebilmekte. Gursky’nin fotoğraflarının kesinlikle gidilip çıplak gözle görmenin ayrı bir deneyim olduğu kanısındayım. Saatchi Galeri bu iki galerinin tam aksi yönünde tek başına Sloane Square civarında bulunmakta. Çok büyük olan bu galeri içinde birçok farklı sanatçının eserini barındırıyor.


Andreas Gursky

Mayfair ve Picadilly civarında gezilebilecek galerileri Halcyon Galeri, Malborough Galeri, White Cube Galeri, David Zwirner, Hauser & Wirth, Gagosian ve Phillips Müzayede Evi olarak belirledim. Aralarından en ilgimi çeken üçlü Gagosian, Marlborough Galeri ve Halcyon Galeri oldu.


Glenn Brown

Gagosian’da sanatçı Glenn Brown’un 24 Ocak – 17 Mart tarihleri arasındaki “Come to Dust” sergisi gösterimde. Sanatçı, sanat tarihi ile kendi sanat anlayışını birleştirerek ortaya koyduğu eserlerini galerinin içinde farklı odalar oluşturarak ve eserlere çerçeve koyarak sergileme yoluna gitmiş. Bu şekilde bir müze içinde geziyormuş hissi vermiş. Serginin ismi de Shakespeare’nin “Cymbeline” oyunundan alınmış.


Glenn Brown



Jason Brooks

Marlborough Galeri’de sanatçı Jason Brooks’un 9 Şubat – 10 Mart tarihleri arasındaki “The Subject is Not the Subject” sergisi gösterimde. Serginin üst katında duvarlarda portreler uzaktan fotoğraf gibi görünse de yakından bakınca aslında özel kâğıt üzerine akrilik olduğunu fark ediyorsunuz.
 

Jason Brooks


Dale Chihuly

Halcyon Galeri’de Dale Chihuly’nin imzası olan camdan yapılmış eserleri göz alıcı bir şekilde özenle galerinin her alanına yayılmış. “Chihuly Now” sergisi 20 Ocak – 22 Nisan tarihleri arasında gösterimde. 1941 doğumlu sanatçı cam ile çalışmanın çok keyifli olduğunu çünkü her oluşan parçanın birbirinden değişik olmasının etkileyiciliği üzerinde duruyor. İlgisinin objenin kendisi üzerinde değil, o objenin bir odada nasıl duracağı üzerine olduğunu söylüyor. Galeriye girince sağınızda 2017 yılındaki CHIHULY, New York Botanical Garden’da olan sergisinin bir hatırlatması şeklinde camdan yaptığı odun üstü alevlerin daha küçük çapta olan işinde görebiliyoruz. Cam söz konusu olduğunda şaheserler yaratan santaçının bu sergisinde farklı bir yönde de çalıştığı dikkatimizi çekiyor. Kişisel olarak hayatlarında yaşadıkları olaylardan esinlenen sanatçılardan farklı olarak Chihuly yaşadığı talihsizlik sonucu sol gözünde görme duyusunu kaybetmesi üzerine yaptığı çizimlerde bir değişime yönelmiştir. Bu sergisinde de cam formlarını çizime dökmüştür.


 Dale Chihuly

Dale Chihuly bu sergisinde 1977 – 2017 yılları arasındaki kırk yıllık sanat hayatının kutlaması şeklinde “Baskets” adı verdiği eserlerini ilk ve son defa olarak meydana getirmiştir. Sanatçı “Dale Chihuly Baskets”in yaptığı en yenilikçi ve kendi hayatında çığır açan seri olduğunu belirtmektedir.


Dale Chihuly

1977 yılında Takoma şehrinde Washington State History Müzesi’ndeki Amerikan yerlilerinin yaptığı sepetlerinden ilham alarak cam ile farklı boyutlarda oluşturduğu ve sepet şekliyle ortaya çıkan eserlerinin üstüne de detay olarak çizimler eklemiştir. Kırk yıl sonra “Baskets”, kariyerinin büyüleyici yanında hayati bir rol oynamaya devam ediyor.


Dale Chihuly

2017'den itibaren tekrarlanan bu serisinde Chihuly, materyalin olağanüstü şekil ve renkleriyle sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Asimetri ve düzensizliğin işlerinde belirleyici bir ilke olarak nasıl kaldığını gösteriyor.


Dale Chihuly ile ben =)

Yazı ve Fotoğraflar: Deniz Meriçten

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız