Alaca-M1886 Sanat Projeleri

128 B izlenme
7.11.2020
Alaca
Leyla Alaton koleksiyonu'ndan seçilmiş eserler
9 Haziran - 31 Ağustos 2014
M1886 Sanat Projeleri


m1886 ikinci kuruluş yıldönümünde, önde gelen uluslararası çağdaş sanatçıların son dönem çalışmalarının temsil edildiği sergilere, koleksiyoner/sanatçı/izleyici arasındaki zayıflamaya yüz tutmuş bağları güçlendirecek önemli bir proje daha ekliyor. m1886’nın gelenekselleştirmeyi tasarladığı koleksiyon sergilerinin ikincisinde m1886 Leyla Alaton’u misafir ediyor. Döne Otyam’a ait projenin ikinci sergisinin de küratörlüğünü Deniz Artun üstleniyor.  
Koleksiyonerlerin eserlerini galerilerde birkaç hafta süren sergilerden, birkaç gün ile sınırlı fuarlardan, herşeyin birkaç dakika içinde kararlaştırıldığı müzayedelerden ya da doğrudan sanatçı atölyelerinden satın aldıklarını düşündüğümüzde, pek çok eserin yeterince izlenmeden, fark edilmeden kişilerin ‘mahrem’ mekanlarına girdiğini rahatlıkla varsayabiliriz. m1886, işte kamu için‘görünmez’ olan bu eserlerin koleksiyonerlerin mahrem mekanlarından çıkarılarak, izlemek isteyen herkese açılmasını, başka bir deyişle ‘kamusallaşması’nı hedefliyor. Leyla Alaton  Koleksiyonu örneğinde olduğu gibi, hem koleksiyon hem de galeri birkaç aylığına ‘müzeleşiyor’.
ALACA
Claudia Segura Campins* 
Tek başına kurulan bir düş, yalnızca bir düştür. Birlikte kurulan bir düş, gerçektir.** 
Sanat koleksiyonları, öykü anlatmak ister, yaşamla ilgili farklı öyküler; şimdi ve burada, geçmiş ve gelecek, düşler ve korkular arasında konuşmalar başlatır. Sanat, gerçekliği nasıl görüp algıladığımızı, kendi imgelerimizi nasıl yansıttığımızı gösteren bir ayna gibidir.  
Leyla Alaton koleksiyonundan sunduğumuz seçki, ilk bakışta son derece büyülü görünse de, aslında insan olma durumuna, kaygılara ve arzulara ilişkin keskin meseleleri uyandırır. En katıksız haliyle duygu ve duyarlılık, renge bürünüp, bu seçkinin arka planında, tıpkı bir nakarat gibi, kendini tekrar eder. Bu bakımdan ALACA başlığı, koleksiyonun ‘çok renkli’ doğasını öne çıkarır; koleksiyon, alışılmış ve basmakalıp olana karşı duran, farklı coğrafyalardan ve farklı geçmişlerden pek çok sanatçıyı bir arada barındırır.
Bu koleksiyonu, çoğulluğun felsefi bir anlama kavuştuğu, ancak her bir tekilliğin saygıyla korunduğu renkli bir takımyıldızı olarak düşünebiliriz. Parlak, devingen ve oldukça canlı bu renk topluluğu, koleksiyonerin söyleminin ve sezgilerinin bir metaforu haline gelir. Eserlere yansıyan bakışı, aynı zamanda onun dünya görüşü hakkında da bize bilgi verir. ALACA, bir ağacın verdiği ilk meyve anlamını da taşır. Leyla Alaton koleksiyonu bir ağaç ise, bu sergi açacak ilk çiçeğidir.  
Eser seçkisine biraz daha yakından baktığımızda, beden parçalarının dikkat çekici derecede çoğunlukta olduğunu fark ederiz: dudaklar, gözler, ağızlar, bacaklar, ayaklar, eller ve başlar Alaton’un eserleri arasında sayısız kere yinelenir. Koleksiyon, dokunmamızı, koklamamızı, görmemizi ve duymamızı sağlayan parçaların bütünü gibidir. Dahası, çoğunluğu kadın sanatçılar tarafından gerçekleştirilen eserlerin malzemeleri narin ve zedelenmeye açıktır. Kadınsı bir yaratı dili ile ele alındığında, duygusallaşmaya ya da yaralanmaya açıklık anlamına da gelebilecek bu hassaslık, koleksiyonerin hem feminen, hem de feminist olma iddiası olarak yorumlanabilir. Alaton bu iki parametre arasındaki kalıplaşmış ilişkileri yeniden kodlar; yeni bir bağ kurar. Aynı çerçevede, Leyla Alaton’un evreninde, yalnızca kadın sanatçılar değil, saygı ve dostlukla kucakladığı kadın galericiler de güçlü bir yere sahiptir.    
Bu sergi, biz izleyicileri, koleksiyonerin mahrem bakışının, zamana ve mekana yayılmış haliyle karşılaştırır; bir bakıma onun gizli nadire kabinesine gireriz. Bu ‘kişisel müze’nin, dikkat çekici niteliklerinden bir tanesi, kimi parçaların edisyon olmasıdır. Eserleri dünya müzelerinde sergilenen önemli sanatçıların, ulaşılması ve edinilmesi olanaklı, édition limitée eserleri biriktirilmiştir. Öte yandan, bu çoğaltılmış eserleri bir araya getiren kişinin ‘özel’liği sayesinde, bu koleksiyon ‘eşsiz’dir.  
ALACA, Leyla Alaton’un dünyasını keşfetmemizi sağlayan, saf ve sahici bir ışık gibidir. Sanat, onun yaşamının, onu tanımlayanların bir parçası; bu sergi, paylaşılacak düşlerinin ilkidir.
 
Müzik:Müzikotek
 

En Çok İzlenenler