İstanbul Bienali, 19. edisyonuyla 18 Eylül - 14 Kasım 2027 tarihleri arasında izleyiciyle buluşmaya hazırlanırken, bienalin küratörlüğünü üstlenecek isimler de netleşti. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen bienalin küratörlüğü, sanatçı ve küratör Liu Ding ile sanat tarihçisi ve küratör Carol Yinghua Lu’ya emanet edildi.
Koç Holding’in uzun soluklu sponsorluğunda gerçekleşecek bienal, yalnızca sergi üretimi değil, aynı zamanda güncel sanatın düşünsel yönelimlerine dair güçlü bir tartışma zemini kurmayı hedefliyor. İlk açıklama, bu edisyonun klasik bienal anlatılarından farklı olarak, daha keskin bir yön değişikliğine işaret ettiğini ortaya koyuyor.
Liu Ding ve Carol Yinghua Lu, çağdaş sanatın giderek “tepkisel yorumlar” ve “teknolojiye sığınma” eğilimleriyle sınırlı bir alana sıkıştığını vurgularken, 19. edisyonun bu döngüyü kırmayı amaçladığını belirtiyor.
Bu yaklaşım, bienali yalnızca politik ya da teknolojik temsiller üzerinden okuyan eğilimlere karşı bir mesafe öneriyor. Bunun yerine, sanatın kendi içsel gücüne, bireysel eylem kapasitesine ve eleştirel direncine yeniden alan açma iddiası öne çıkıyor. Küratörlerin ifadesiyle, amaç; “sanata ve düşünceye görkemini geri kazandırmak” ve bağımsız bir üretim alanının yalnızca tahayyül değil, somut bir inşa süreci olduğunu göstermek.
2007’den bu yana birlikte çalışan Liu Ding ve Carol Yinghua Lu, küratoryal pratiklerinde özellikle tarihsel anlatılar ile güncel sanat üretimi arasındaki gerilimli ilişkileri inceleyen projeleriyle tanınıyor. İkilinin birlikte üstlendiği Yokohama Trienali (2024) sanat direktörlüğü, bu yaklaşımın uluslararası ölçekteki en görünür örneklerinden biri olarak öne çıkmıştı.
Küratörlerin pratiğinde özellikle Çin çağdaş sanatının gelişiminde sosyalist gerçekçilik etkilerinin izini süren araştırmalar belirleyici bir yer tutuyor. Bu tarihsel bilinç, İstanbul Bienali’ne taşınacak kavramsal çerçevenin de yalnızca güncele değil, geçmişin ideolojik ve estetik mirasına da temas edeceğinin sinyallerini veriyor.
Pekin merkezli pratiğiyle tanınan Liu Ding, sanatçı kimliğinin yanı sıra uluslararası bienal ve müze ağlarında aktif rol alan bir isim. Daha önce Venedik Bienali, Şanghay Bienali ve Asya Pasifik Trienali gibi önemli platformlarda yer alan sanatçı, tarihsel anlatıların çağdaş üretim içindeki dönüşümünü irdeleyen işleriyle biliniyor.
Carol Yinghua Lu ise kuramsal derinliği ve yayıncılık faaliyetleriyle öne çıkan bir figür. Pekin’deki Inside-Out Sanat Müzesi’nin direktörü olan Lu, uzun yıllar boyunca Asia Art Archive gibi önemli kurumlarda araştırmalar yürüttü; uluslararası sanat yayınlarında etkili bir rol üstlendi. Eleştirel yazı ile küratoryal pratiği bir araya getiren yaklaşımı, bienalin teorik zeminini güçlendiren unsurlar arasında değerlendiriliyor.
19. İstanbul Bienali, ilk açıklamalara bakılırsa, güncel sanatın sıkça düştüğü refleksif üretim kalıplarını sorgulayan; sanatın özerkliğini ve düşünsel gücünü yeniden gündeme taşıyan bir edisyon olmaya aday.
Bu yönüyle bienal, yalnızca sergilenen işlerle değil, ortaya koyacağı düşünsel çerçeveyle de tartışılacak gibi görünüyor. Önümüzdeki aylarda açıklanacak kavramsal başlık ve sanatçı listesi, bu iddialı söylemin nasıl somutlaşacağını belirleyecek.
Şimdiden net olan ise şu: 19. edisyon, İstanbul Bienali tarihine yalnızca bir sergi olarak değil, bir “yeniden yön tayini” momenti olarak geçmeye hazırlanıyor.
Yazı ve Fotoğraflar: ArtNews
Ara Güler’in Objektifinden Cannes’ın Altın Çağı
Ahmet Güneştekin Venedik’te: “Sessizlik” ile Palazzo Gradenigo’da Kalıcı Bir Adım
Ütopya Atölyeleri 2026: Baksı’da Kolektif Sanat Deneyimi
Kayıt ile Yorum Arasında: Güneş Hiç Gölge Görmedi
Zeynep Yılmaz Çolak’tan Yeni Sergi: Renk ve Hakikat
Yorum yapmak için tıklayın