Türkiye’de tarih yalnızca arşivlerde yürütülen bir disiplin olmaktan çıkıp kamusal bir tartışma alanına dönüşmüşse, bunda İlber Ortaylı’nın payı büyüktür. Akademik ve sosyal birikimini halka ulaştırarak Türkiye’de tarih bilincinin yayılmasına öncülük eden Ortaylı, 78 yaşında hayatını kaybetti.
Ortaylı’nın ardından konuşulan yalnızca bir akademisyenin ölümü değil; Türkiye’de tarih düşüncesini şekillendiren bir entelektüel geleneğin kapanan sayfası. Doğal üslubu, keskin zekâsı ve geniş dil bilgisiyle tanınan tarihçi, tarih alanındaki akademik çalışmalar ile toplum arasındaki mesafeyi kaldıran nadir figürlerden biri olarak kabul ediliyordu.
1947’de Avusturya’nın Bregenz kentinde doğan Ortaylı’nın akademik yolu Ankara’da başladı. Ankara Üniversitesi ve daha sonra Chicago Üniversitesi gibi kurumlarda yürüttüğü çalışmalar, onu özellikle Osmanlı idare tarihi alanında uluslararası ölçekte tanınan bir isim haline getirdi.
Onun tarihçiliğinde merkezi yer tutan mesele, imparatorlukların nasıl yönetildiğiydi. Bu nedenle Ortaylı’nın en çok tartışılan eserlerinden biri olan "İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı", yalnızca bir dönem anlatısı değil; Osmanlı’nın modern dünyaya geçişini anlamaya çalışan kapsamlı bir yorum olarak okunmaya devam etti.
2005–2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi müdürlüğünü üstlenen Ortaylı, müzeyi yalnızca bir tarihi yapı ya da sergi alanı değil, tarih anlatısının canlı bir mekânı olarak konumlandırmaya çalıştı.
Ancak onu geniş kitleler için farklı kılan şey akademik unvanlarından çok konuşma biçimiydi. Konferanslarında öğrencilerden bürokratlara kadar geniş bir dinleyici kitlesine hitap ederken kullandığı ironik dil ve güçlü hitabet, Ortaylı’yı Türkiye’de tarih alanında en görünür figürlerinden biri haline getirdi.
İlber Ortaylı Hocamız, bugün ardında onlarca kitap, yüzlerce konferans ve kuşaklar boyunca sürecek bir etki bırakarak aramızdan ayrılıyor. Türkiye’de tarih konuşulmaya devam edecek; fakat Ortaylı’nın eserleri ve fikirleri ilelebet referans alınmaya devam edecek.
Yazı ve Fotoğraflar: ArtNews
İçsel Diyalogdan Kültürel Katmanlara: Hüsamettin Koçan’ın “Ben Bu” Sergisi CerModern’de
Orb’un Işığı: Burcu Yavuz’dan 'Geçiş Hâli' EArt Galeri’de
Contemporary Istanbul Vakfı ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İş Birliğiyle Gerçekleştirilen Mimarlıkta Kariyer ve Mesleki Gelişim Programı Tamamlandı
Nilbar Güreş 'Gözlerinizden Öperim' ile 61. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda
Cansu Kahraman ‘SOBE’ ile Galeri Selvin’de İzleyiciyi Farkındalığa Çağırıyor
Yorum yapmak için tıklayın