Karin Handlbauder'in Viyana’dan Cenevre’ye Uzanan Çağdaş Sanat Serüveni

Nazlı Kök Akbaş

2 gün önce

Entelektüel hassasiyet ve sakin sezgi anlayışı arasında harika bir denge kuran Karin Handlbauer, son dönemde Cenevre’nin sanat sahnesinde kendine özgü bir ses yarattı. Avusturya’da sanat tarihi eğitimi alan Handlbauer, Viyana’da Galeri Mezzanin'i kurduktan ve çok önemli başarılara imza attıktan sonra Cenevre’ye yerleşti ve burada kavramsal sanat yaklaşımını, çağımızın görsel diliyle birleştirerek, Cenevre sanat sahnesinde önemli bir yer edindi.

Karin, Viyana Üniversitesi'nde sanat tarihi, gazetecilik ve felsefe okuduktan sonra, yine aynı üniversitenin sanat tarihi bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Viyana’daki öğrenimi sırasında ve hemen sonrasında, Sotheby’s’in Viyana, Londra ve New York şubelerinde çeşitli pozisyonlarda çalıstı. 90’ların sonlarında Viyana’ya geri dönen Karin, Viyana Üniversite’sinde doktora çalışmalarının yanı sıra, bir tavan arası katında, “MEZZANIN” (kelime anlamıyla tavan arası) adlı bir galeri açtı ve o dönemde Viyana’da büyük bir yankı uyandırdı. Mezzanin Viyana, 1997 yılında Viyana sanat camiasının en popüler mekânı ve buluşma noktası haline geldi.

Karin ikinci galerisini yine ayni isimle 2014 yilinda Cenevre’de açtı ve Mezzanin Viyana şubesi COVID pandemi başlangıcına kadar faaliyet göstermeye devam etti.

Galeri Mezzanin, Cenevre, 2021, Slyvie Fleury, Night in White Satin, Fotoğraf: Annik Wetter

Galeri Mezzanin Cenevre, İlk zamanlarında Art Basel (Miami Beach ve Hong Kong), Frieze NY ve FIAC gibi sanat fuarlarına aktif olarak katılmasıyla biliniyordu. Bu uluslararası sanat fuarlarına 20 yıl boyunca çok aktif olarak katılan Karin, pandemi öncesinde is modelini değiştirerek daha küçük, yerel fuarlara odaklanmaya ve koleksiyonerler ile sanatçılar arasında bir köprü olama hedefine daha fazla zaman ayırmaya karar verdi.

Karin, Galeri Mezzanin Cenevre'de  küratörlüğünü kendi üstlendiği, etkili sergi programları düzenleyerek, dünyanın dört bir yanında tanınmış sanatçılar ile genç ve yeni yükselen sanatçılar arasında çok hassas ve etkili bir diyalog kurarak Cenevre sanat sahnesinde etkili bir rol oynamaya devam ediyor.

Karin Handlbauer ‘in Cenevre’de olması sanat sahnesi için harika bir fırsat!

Galeri Mezzanin, Karla Black, 2025,  Fotoğraf: Annik Wetter

Nazlı Kök Akbaş: Sanat yolculuğuna Viyana'da başlayan galerinizin Cenevre'ye yerleşmesiyle yeni bir dönem başladı.
Avusturya'nın kültürel ortamından sonra İsviçre sanat ortamına geçiş, Galeri Mezzanin'in kimliğini ve ritmini nasıl etkiledi?

Karin Handlbauer: Viyana bana güçlü bir entelektüel ve kültürel temel sağladı; sanat tarihi ve eleştirel söylemde derin kökleri olan bir şehirdir Viyana. Ancak Cenevre farklı bir enerji sundu; uluslararası, mütevazı ve son derece yakın sosyal ilişkilerinin kurulduğu bir şehir Cenevre. Taşınmamın bir kısmı kişisel nedenlere, bir kısmı da galerimi koleksiyonerlerin, kurumların ve sanatçıların sürekli diyalog halinde olduğu küresel bir platforma yerleştirme arzusuna dayanıyordu. Cenevre'nin ritmi, galerim için zaman içinde öngördüğüm dönüşüme uyuyordu.

N.K.A.: Sanat tarihi eğitiminiz ve çağdaş galericilik pratiğiniz arasındaki bağ çok güçlü. Sanat tarihçisi olarak başladığınız yolculuğunuzda, bugünkü çalışmalarınızı hala güçlü bir tarihsel farkındalık duygusunun yönlendirdiği net olarak görülüyor.Sergilerinizin küratörlüğünü kendiniz üstleniyorsunuz, Sanat tarihçisi geçmişiniz sergi kararlarınızı etkiliyor mu?

K.H.: Evet, kesinlikle etkiliyor. Eğitimim, küratörlük yaklaşımımı derinden şekillendirdi ve her sergimde araştırmalarım, bağlamsal ve eleştirel farkındalık analizlerim, benim için önemli bir çalışma prensipleri. Piyasa odaklı anlatıları takip etmek yerine, sanat uygulamalarının sürekliliğini ve bu uygulamaların uzun vadeli gelişimini vurgulayan sergiler düzenlemeye odaklanıyorum. Sanat tarihi okumak bana sanatı nasıl göreceğimi ve ilginç durumları nasıl analiz edebileceğimin anahtarını verdi.

Galeri Mezzanin, Renee Levi, 2024, Fotoğraf: Annik Wetter

N.K.A.: Tanınmış ve yerleşik bir galeri sahibi olarak, 1990’lardan günümüze sanat üretiminin evrimi hakkında görüşünüz nedir?

K.H.: 1990’larda, özgürlük ve belirsizlikten kaynaklanan güçlü bir deneysel sanat anlayışı hakimdi. Sanatçılar görünürlükle ve piyasayla daha az ilgileniyorlardı, sınırları, malzemeleri ve biçimleri test etmeye çok daha istekliydiler. 2020’lerde sanat üretimi çok daha yapılandırılmış ve hızlandırılmış bir sistem içinde işliyor. Bu da daha etkili bir profesyonellik ve küresel bağlantı anlayışı getirirken, sanat üretimini de daha sürdürülebilir bir platforma taşıdı. Bugünün zorluğu, görünürlüğün ve piyasa bilincinin hakim olduğu bir düzende, sanatsal anlamlandırmaların ve derinliklerin dengesini korumaktır.

N.K.A.: Cenevre, Avrupa’nın önde gelen sanat merkezlerinde biri olduğu gibi daha farklı bir atmosfere sahiptir; daha sakindir, ancak son derece uluslararası ve entelektüel temellere dayanan bir şehirdir.
Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin gözünüzde İsviçreli sanat koleksiyonerlerini ayrıcalıklı kılan özellik nedir?

Galeri Mezzanin, Gregor Hildebrandt, “Shiny boots of leather”, 2013, Fotoğraf: Annik Wetter

K.H.: İsviçreli sanat koleksiyonerlerinin son derece mütevazi bir tabiatları vardır ve galericilerine çok bağlılık duyarlar. Benim en çok değer verdiğim konu, görünürlükten ziyade güven, süreklilik ve ortak duyarlığa dayalı olarak kurduğumuz ilişkinin samimiyetidir. Sanat koleksiyonculuğunda kendine özgü bir İsviçre enerjisi vardır; düşünceli, hassas ve uzun vade odaklı. Bu yaklaşım, sanat eserleri etrafında istikrarlı ve anlamlı bir diyalog geliştirmemize zemin oluşturur, bu konu da benim için hem kişisel deneyim olarak hem de profesyonel yaşantımda çok anlamlı ve motive edici olmuştur.

N.K.A: 2014 yılında Galeri Mezzanin Cenevre'yi açtınız ve on yılı aşkın süredir dikkat çekici sergiler düzenliyorsunuz. Galerinizdeki güncel sergi, kendine özgü bir görsel dili olan uluslararası üne sahip sanatçı Gregor Hildebrandt'ın en yeni eserlerinden oluşuyor. Sevgili Karin, Hildebrandt'ın eserlerini Galerinizde sergilemek sizin için neden önemli?

K.H.: Gregor Hildebrandt'ın eserleri, hafıza, malzeme ve müzik kavramlarının kesişiminde yer alıyor ve bu unsurlar galerimizin programıyla güçlü bir şekilde örtüşüyor. Sergi, doğrusal bir sunumdan ziyade immersive bir deneyim olarak tasarlandı. Hildebrandt müzik kasetlerinde kullanılan manyetik bant ve plaklar gibi malzemeleri eserlerinde kullanmasıyla biliniyor, islerinde ses, yokluk ve tekrarın izlerini sorguluyor. Sanatçının eserleriyle, immersive bir deneyim olarak, tüm galerinin iç mekân tasarımını yenden düzenledik, böylelikle Hildebrandt'ın eserleri galerinin iç mekânında izleyiciyi saran sessiz bir ritim oluşturarak, izleyicileri yavaşlamaya, zaman, hafıza ve silinme katmanlarını algılamaya davet ediyor. Hildebrandt’in eserleri bize, hafızanın önemini ve hafızanın korumamız gereken bir maddeselliğe sahip olduğunu hatırlatıyor.

Karin Handlbauer, Nazli Kok Akbas, Gregor Hildebrandt

N.K.A.: Gregor Hildebrandt'ın eserleri izleyiciyle nasıl bir bağ kuruyor ve bu sergiyi bu kadar büyük bir başarıya ulaştıran nedir?

K.H.: Hildebrandt’in eserleri, hafıza ve varoluşla güçlü bir şekilde bağlantı kurarken, aynı zamanda hem görsel hem de duygusal bir zevk alma duygusu sunuyor. Bu denge, izleyiciyi anında yakalıyor ve hissiyatla bütünleşen, kalıcı bir bağ kuruyor. Sizin de çok yakından takip ettiğiniz gibi, sergi çok olumlu bir tepkiyle karşılandı.

N.K.A.: Art Geneve, Art Basel gibi fuar ağında aktif olarak yer aldınız ve İsviçre sanat kurumları ve sanat vakıflarıyla güçlü bir diyalog geliştirdiniz.
Bu iş birlikleriniz sanatçılarınızın görünürlüğünü ve galerinizin Avrupa sanat sahnesindeki konumunu nasıl etkiliyor?

K.H.: ; Evet önemli bir konu bu, sanat fuarlarında aktif olarak yer almak ve kurumlarla yakın iş birliği içinde çalışmak, Cenevre'de kök salmış bir galeri olarak devam ederken, bu çalışmalarım sayesinde, sanatçılarımızın gerek İsvicre gerek Avrupa sanat sahnesiyle güçlü ve görünür bir bağlantı kurmalarını sağlıyor. Bu konumlandırma çok önemli çünkü bu yakınlık, galerimin sanatçılarımızı etkili bir şekilde desteklemesini, onları koleksiyoncular ve kurumlarla buluşturmasını ve artistlerimin çağdaş sanatın daha geniş diyaloğuna katılmasını sağlıyor. Benim için mesele sadece görünürlük değil, anlamlı ilişkileri sürdürmek ve programımızın hem yerel hem de uluslararası alanda yankı bulmasını sağlamak.

N.K.A.: Sevgili Karin, vizyonunuzu ve düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Sanat yolculuğunuz, sanatçılarınız ve düşünceleriniz hakkında bilgi edinmek, ilham vericiydi. Sohbetimiz bize bir galerinin sadece bir sergileme alanı olmaktan çok daha fazlası olduğunu hatırlattı:

Sanat Galerisi; bir diyalog alanı, bir iletişim ağı ve hayata geçirilmiş bir vizyon.

 

 

 

 

Yazı ve Fotoğraflar: Nazlı Kök Akbaş

Paylaş:

Yorumlar (1)
DG

Devrim Guven

Sanat da insanlar gibi bir sehirden digerine tasiniyor. Bu degerli yazi icin cok tesekkurler.

Yorum yapmak için tıklayın

Diğer Yazıları

12 gün önce

Art Genève: Küratöryal Zekâ ve Kurumsal Diyalog

24 gün önce

Sunhee Choi ile Sanat Dünyasının Yükselen Yıldızı Seul

En Çok Okunanlar