ekavbanner1.jpg.jpg

Bir Asrın Ardından Cepheler, İnsanlar ve Büyük Zafer | Türkiye İş Bankası Müzesi

132 B izlenme  
11.01.2022

Bir Asrın Ardından

Cepheler, İnsanlar ve Büyük Zafer

28 Ekim 2021 - 30 Ekim 2022

Türkiye İş Bankası Müzesi

13 Kasım 1918 günü Sarayburnu ve Dolmabahçe’ye demirlemiş İtilaf Devletleri donanmasının arasından geçerek Galata Limanı’na doğru yaklaşan Mustafa Kemal Paşa, hislerini “Geldikleri gibi giderler.” cümlesiyle dile getirdi. Bu söz aslında bir mücadelenin de başlangıcıydı. Sonraki dört yıl boyunca aralıksız devam eden bu mücadeleye tanıklık eden bir nesil yaşamları boyunca o günleri anacaktı.

Bir Harbin Sonu Bir Mücadelenin Başlangıcı

20. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu için olduğu kadar Avrupa ülkeleri için de sorunlu başladı. Büyük Harbin sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi’nin işgale dönüşmesini kabullenmeyip bağımsızlık mücadelesine başlayanlar, aslında bir planı bozuyordu. 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan başlayan hareket kısa zaman sonra İtilaf Devletleri’ne Anadolu’daki cephenin kapanmadığını gösterdi. Mustafa Kemal Paşa’nın aldığı inisiyatif ve direnişin simgesi olan ilk kurşunlar, Ege’den gelen tehdide Kuvayı Milliye’nin karşı koyduğunun ispatıydı. İşgalin boyutları büyüdükçe doğan tepkiler ve Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin yurt sathında örgütlenmesiyle cephelerde ilk muharebeler yaşandı. Heyeti Temsiliye’den Millet Meclisi’ne giden yol, TBMM’nin 23 Nisan 1920 günü “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesiyle açılması, direnişin meşruiyetinin ve milli bir hareket olduğunun altını çiziyordu. İzmir’den Anadolu’nun içlerine doğru ilerleyen Yunan işgaline karşı mücadele eden milis kuvvetlerin oyalama ve zaman kazanma amaçlı muharebeleri ve düzenli ordu kurma çabaları sonrasında bağımsızlık savaşı ekonomik, diplomatik ve hukuki boyut kazandı. İnönü muharebeleriyle durdurulan işgal, Kütahya-Eskişehir muharebeleriyle Ankara ve TBMM’yi yeniden tehdit eder hale geldi. Ankara’yı ele geçirmeyi hedefleyen Yunan birlikleriyle TBMM Ordusu’nun 22 gün 22 gece süren Sakarya muharebelerinde Başkumandan Mustafa Kemal, her askeri bulunduğu mevzide sonuna kadar direnmeye çağırdı. Kazanılan zaferle tehdit bir kez daha savuşturuldu. Sırada Başkumandan’ın kesin zaferi getirecek orduyu oluşturma ve işgal kuvvetlerini dağıtma stratejisi vardı. Son hamlesini beklenmedik bir an ve şiddette yapmak üzere hazırlanan TBMM Ordusu, Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi’yle barış masasına yeniden oturmayı sağlayan büyük bir zafer kazandı.

11 Ekim 1922 günü TBMM Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan ateşkes antlaşması, sahada kazanılan askeri zaferin onaylanmasından çok daha fazlasını ifade ediyordu. Tarih sahnesine yeni idealleri olan bir ülke, yeniden yapılanan bir devlet ve bilinç sahibi bir ulus çıkıyordu. Sonuçta yaşanan ulusal gurur, nesiller boyu saklanacak olan İstiklal Madalyası’yla simgelenecekti.

Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni doğuran Milli Mücadele’nin üzerinden bir asır geçerken o olaylar, anılar ve kişilerin değeri ve ortak belleğimizde kapladıkları yer giderek artıyor. Sekiz salona yayılan Bir Asrın Ardından / Cepheler, İnsanlar ve Büyük Zafer Sergisi, hafıza yenilemeye ve yakın geçmişle onurlanmaya bir davet niteliğinde.

Devamı

Seçtiklerimiz