98fbaeac-95fb-473a-9f15-e5c0eeb3dab4.jpeg

“Haşim Nur Gürel Anısına: Sığ Sularda Derin Hayaller” | Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi

111 B izlenme  
6.02.2024

“Haşim Nur Gürel Anısına: Sığ Sularda Derin Hayaller”

1 Aralık 2023 - 17 Şubat 2024

Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi

 

Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, 2010- 2022 seneleri arasında Müze’ye Yönetim ve Danışma Kurulu Üyesi ve Küratör olarak; yaşamı boyunca da Türkiye’de çağdaş sanata; galerici, sanatçı, sanat yazarı, sanat danışmanı ve küratör olarak büyük katkılarda bulunan, Haşim Nur Gürel için, vefatının birinci yılında, bir anma sergisi ve etkinlikler düzenliyor. Sergide, Gürel’in farklı yönlerini ortaya koyan belgelere ve hayatı boyunca üretmiş olduğu eserlerinden bir seçkiye yer verilecek. Küratörlüğünü Billur Tansel’in üstlendiği “Haşim Nur Gürel Anısına: Sığ Sularda Derin Hayaller” adlı bu retrospektif sergi sanatçının 17 yaşında Robert Kolej’de yaptığı ilk soyut sergisinden hayatının son dönemine kadar aynı tutkuyla, farklı tekniklerle ürettiği resim, seramik, heykel ve enstalasyondan oluşan yapıtlarından bir seçki ile sanatçının sanat anlayışının gelişim sürecine ve onun gizemli dünyasına sürprizlerle dolu bir seyahat ve “renkli” bir gözlem imkânı veriyor. Sakin, sessiz, bilge, mütevazi duruşuyla bilinen Gürel’in iç dünyasının değişken, canlı, zengin renkleri, dokuları ve barındırdığı gizemler resimleri yoluyla gün yüzüne çıkıyor. Gürel’in kendi sözleriyle: “Sürpriz arayışımın – her resimde farklı büyüler yakalama istemimin önemli bir bileşeni üzerine resim yaptığım karton, kontrplak, tuval, duralit, ham keten, jüt gibi zemin malzemeleri öne çıkmakta... Ressamın o anki duygularına göre kurmak istediği imgenin özelliklerine göre, üzerinde yola çıkacağı zemini, boyaları, kullanacağı fırçaları, spatulaları, sürüş biçimlerini ve de resim icrasını her seferinde gözden geçirmesinin doğru olacağını düşünüyorum.” Aynı zamanda bir arşiv niteliği taşıyan serginin ismi, Haşim Nur Gürel’in 1983-1996 seneleri arasında görsellik üzerine yazmış olduğu yazılarını derleyip, 1996’da yayınlamış olduğu “Sığ Sularda Sanat ve Siyaset” kitabına bir referans mahiyetinde belirlenmiştir. Kendi ifadesiyle, görsel sanatların güncel alanlarını, farklı bakış açılarından gözlemleyerek genç sanatçı ve yeni koleksiyoner adaylarına okunabilir bir dil ile ulaştırabilme çabası içerisinde yazmış olduğu bu kitapta, büyük tutkusu olan ve kırk yıla yakın bir süre bir balık adam olarak, kendi nefesiyle keşfetmiş ve çok iyi tanımış olduğu denizaltı dünyasının sığ sularını referans olarak almaktadır. Eserlerinde dikkati çeken özgün yaklaşım; konu, boyut, biçim, renk ve değişik malzeme kullanımına açık olmanın yanı sıra, izleyiciyi dert edinmekten ziyade adeta kendisiyle bir hesaplaşma içerisinde olmasından kaynaklanmaktadır. Gürel kendisini otoportreleri yoluyla ve etrafını çevreleyen doğayı, manzaraları, nesneleri ve çiçekleri yaşamdan ölüme, mevsimden mevsime, günün farklı saatlerinde büründükleri renk ve dokularla ve tüm evreleriyle günce formatında belgeleme arayışı/ kaygısı taşır. Aslında bütün eserleri kendi günlüğünden bölümleri, kendi hayatından renkleri ve dokuları yansıtır: resmettiği çiçek de, peyzaj da, enteriör de onun hayatından kesitleri ortaya koyar ve kendi iç sorgulamalarına referans teşkil eder. Kimi zaman fovizm akımını andıran cesur renkleri oldukları gibi, kimi zamanda beyaz üzerine beyaz otoportreler gibi denemeleri ile çalışma boyutlarını renklerin ötesinde, adeta uzamda farklı bir boyuta taşımıştır.. Hiçbir malzemeyi sarf etmeden, kalan boyalara ekleme yapmadan yeni resimler üretir, boya paletini de eser olarak kurgular. Gürel hayatı boyunca üstlenmiş olduğu tüm farklı görevlerde olduğu gibi, sanatında da yeniliğe açık, titiz bir tutumla, etap etap geliştirmiş olduğu kişisel tarzı ile sanat dünyasında önemli bir yer edinmiştir. Otoportreleri adeta sanatçının iç dünyasının sessiz şahitleri olarak varlık bulmuş; kimi zaman huzurlu, kimi zaman yabancılaşmış, kimi zaman sessiz çığlıklarını duyduğumuz bu figürler hayatını sanata adamış olan Gürel’in kendisiyle hesaplaşmalarının izini sürmüştür. “Neticede” der Gürel, “insanın tek konusu aslında kendisi, kendisinin dünyaya bakışı, onu algılayışı ve onunla başa çıkmaya çalışması.” 

Devamı

Seçtiklerimiz