fc65e6ef-3639-4cc5-a744-3d40f1cd8923.jpg

''İnsan Halleri''nin öyküleri

19 B izlenme  
25.11.2020

10 Eylül 2008 - 25 Ocak 2009
İstanbul Modern Sanat Müzesi

İstanbul Modern Sanat Müzesi, Sıtkı Kösemen ile Ergün Turan ve Süreyya Yılmaz Dernek’in fotoğraflarından oluşan “İnsan Halleri” başlıklı yeni fotoğraf sergisini 10 Eylül’de Fotoğraf Galerisi’nde açtı.

Küratörlüğünü Engin Özendes’in üstlendiği sergide, galerinin bir duvarında Ergün Turan ve Süreyya Yılmaz Dernek’in en doğal halleriyle yoldan gelip geçenleri çektiği, öteki duvarda ise Sıtkı Kösemen’in “ölü taklidi” yapan kişileri saptadığı fotoğrafları yer alacak. Her iki projeden toplam 52 fotoğrafın sergileneceği “İnsan Halleri” sergisi 25 Ocak 2009 tarihine dek sürecek.

Dört yıl boyunca İstanbul’un çeşitli semtlerinde, 1960–1970’li yıllarda çekilen kimi Türk filmlerindeki gibi, üzerinde “İstanbul Hatırası” yazan bezleri fon olarak kullanan sokak fotoğrafçılarına benzer biçimde, tahta bir kasnağa gerilmiş, kara bir fon önünde sokaktan geçen insanları fotoğraflayan Ergün Turan ve Süreyya Yılmaz Dernek, yaşadığımız kentin sokaklarında her gün sayısız yüzle, “diğer”leriyle göz göze olduğumuzu belirtiyor: “Sımsıkı sarıldığımız kişiliklerimizin, yüzümüze geçirdiğimiz maskelerimizin ardında, varlığımızın derinliklerinde bizi birbirimize bağlayan bir “Öz” saklı. Derindeki bu “Öz”ün yüzeye çıkmasına izin verdiğimizde artık ne birbirimize kızabilir, ne düşmanlık duyabilir, ne de kıskanabiliriz.

Belki de böylelikle farklılıklarımızı bir çatışma nedeni olarak değil de yaşamın zenginliği olarak görebilir; ırk, din, dil, milliyet engellerini aşabilir; tüm insanlığı ailemiz, gezegenimizi de yuvamız olarak kabul edebiliriz. Bu aynı zamanda, günümüzün kendine benzemeyene yaşam hakkı tanımayan, kendini ve ihtiyaçlarını evrenin merkezine koyan narsistik dünya yorumu karşısında biraz olsun nefes almamıza yardımcı olabilir. Bütün sır ‘Diğer’inde gizli. ‘Diğeri’ farklılık demek. Farklılığı kabul etmek ve anlamaya çalışmak ise kendini bilmeye açılan bir pencere. Yaşadığımız bu kentin sokaklarında her gün sayısız yüzlerle, ‘Diğer’leriyle göz gözeyiz. Bütün bu kent onların sesleri, onların acı ve sevinçleri ile dolu. Onlarla soluk alıp veriyor. Kentin köşesinde kara bir pano. Panonun önünde duran birbirinden farklı insanlar. Kendilerine ait ne varsa, bütün hikâyeleri ile bize bakıyorlar. Onlar bizim dünyamız. Onlar, BİZ..”

Çekilen her fotoğrafın, fotoğrafçının niyetinden bağımsız olarak insanlık ailesi için bir “anı” karakteri taşıdığını belirten Ergün Turan,“Bütün istediğim, insana dokunmak. Onun bu gök kubbenin altında akıp giden yaşamına tanıklık etmek. İnanıyorum ki, sanki bir pencerenin arkasından bakıyormuş gibi fotoğraf çekiyor olsanız da, çektiğiniz fotoğraflar penceredeki yansımanızdan izler taşır. İyi kötü bir hayatınız olmuştur ve sonuçta görsel olarak kaydettiğiniz şeyler de doğal olarak bunun bir yansımasıdır” diyor.

Gerçek ölü bedenimi fotoğraflayamayacağına göre onun sahtesini çekebilirsin – ben de görmüş olurum bu arada...” Küratör Engin Özendes, “İnsan Halleri” sergisinin izleyiciye iki farklı sergi izlenimi verse de, fotoğrafların içeriğinin birbirleriyle sıkı bağlantıları olduğunu vurgulayarak, “Ayrım, yalnızca sanatçıların üsluplarındadır” diyor.

Ergün Turan ve Süreyya Yılmaz Dernek’in bu sergideki fotoğrafları elde edebilmek için, 1998 yılından başlayarak kentin; Taksim, Bebek, Süleymaniye, Dolapdere, Üsküdar, Erenköy gibi değişik yerlerinde bir kara panonun önünde, yoldan geçen insanları durdurup çekerek, belgelediklerine değinen Engin Özendes, “Fotoğrafçılar hiç bir sosyal sınıf farkı gözetmeksizin çekimlerini gerçekleştirirler. Ancak, kara panonun kurulduğu semtin ekonomik durumuna göre görüntüye giren kişilerin her birinin duruşunda, bakışında farklı bir öykü vardır” görüşünü dile getiriyor.

Sıtkı Kösemen’in ustalığıyla, sergide ölü gibi yaparak poz verenlerin içgüdüsünün karelerde birleştiğini söyleyen Engin Özendes, bu projenin nedeni ne olursa olsun ölüm haberlerine, savaşa, teröre karşı durmayı vurgulamak için gerçekleştirildiğini belirtiyor.

Yaşam, ölüm, anılar üçlüsünden oluşan “İnsan Halleri” sergisini düzenlerken her fotoğraftan bir öykü çıkarma olanağı bulan Engin Özendes, izleyicilerin “İnsan Halleri”nden yeni yaşam öyküleri yaratacaklarını vurguluyor: “Bir asansörün içine uzanıverip ölü taklidi yapan genç kız, kara panonun önünde alışveriş torbasıyla poz veren insandan farklı mıdır aslında?

Ya da, biraz ateşinin yükseldiğini düşünse, üzüntüsünden ömrünün kararacağını düşünen annenin çocuğuyla ölüm taklidine yatarken burada poz vermesi ile Beyoğlu’nu fotoğraflamaya çıkmış kara pano önündeki iki genç kızın ne farkı vardır?

Büyük, küçük, çoluk çocuk, yaşlı; herkes huzurlu görünüyor... Ölüm gibi...”

Engin Özendes, izleyenlerin, numaralanmış fotoğraflardan dilediklerini seçip, sergi alanında yer alan deftere numarasını yazarak yeni yaşam öyküleri yaratmalarını istediklerini belirterek, “Bu, belki de izleyicinin katıldığı yepyeni bir serginin başlangıcı olur”diyor.

Devamı

Seçtiklerimiz