fc65e6ef-3639-4cc5-a744-3d40f1cd8923.jpg

Vav Hakobyan | Ters Yüz Ütopya | Galeri 77

132 B izlenme  
2.08.2021

Vav Hakobyan

“Ters Yüz Ütopya”

27 Mayıs – 11 Temmuz 2021

Galeri 77 

Galeri 77, Vav Hakobyan’ın “Ters Yüz Ütopya” isimli İstanbul’daki ilk kişisel sergisine 27 Mayıs – 11 Temmuz tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Vav Hakobyan geleneksel figüratif sanatın ötesine geçiyor. Tasvirci figürasyonla yapısökümcü soyutlamayı birleştiriyor, zira eserlerinde tüm unsurlar eşit. Hakobyan propaganda, manifesto ve dogma yerine sanatın gücüne inanıyor; bir temsil aracı olarak değil, yaratıcı hayal gücü ve tasavvur için bir enstrüman olarak. Gerçekten de Vav Hakobyan estetiğin önemini kavramış durumda. Resimleri biçimsel olarak her şeyin her zaman değişip başkalaşım geçirdiği toplumun daimî akışına uyum sağlayarak, gerçekliğin parçalı varlığına atıfta bulunuyor. Vav Hakobyan’ın günümüzdeki eserleri spontane ve dürtüsel bir renk ve biçim kullanımıyla nitelendirilebilir. Dengeli kompozisyon, simetri, ışık pozisyonu, gözlem, öykü ve doygunluk dengesi gibi klasikleşmiş kavramları alternatif ikonlar ve var olan gerçeklikte herhangi bir geçmişe ya da geleceğe sahip olmayan meçhul figürler yaratmak için değiştiriyor. Dinamik ve kalıcı form değişimi ve figürlerin aralıksızca başkalaşıma uğratılmasıyla sanatçı estetik çeşitlilikler ve uç noktada kontrastlar yaratıyor. Hakobyan resim sanatını bitmek bilmeyen bir arayış olarak gözler önüne seriyor; bu arayışta önemli olan eserin son görünüşü değil, resmetmenin dinamiği. O günden beri Hakobyan, her yeni resmin kendisi için bir sürpriz olduğunu belirtiyor, çünkü sonuç odaklı eserler yerine resmetme sürecinin kendisiyle ilgileniyor. Vav Hakobyan’ın eserlerini incelerken, parçalı kompozisyonlarında yer alan figürlerin ve bu figürlere ait rollerin özgün yapısı izleyicinin hemen dikkatini çekiyor. Resimlerinde sıklıkla karikatürize olarak tasvir edilmiş ana karakterler çeşitli objeler ve geometrik biçimlerle birlikte karalama, fırça darbesi izleri ve renk alanları gibi resme dair elementlerle çevrelenmiş durumda. İnsansı figürlerin ve biçimsiz hayvanların tasviri ise natüralizmden çok uzak, daha çok dışavurumculuk ve soyutçu figürasyonla ilişkilendirilebilir. Biçimleri, siyah beyaz kalem çizimlerinden renkli ve solgun tasvirlere kadar çeşitlilik gösteriyor. Bununla birlikte, parçalı tasarımları ve kompozisyondaki merkezden uzaklaştırılmış pozisyonları itibarıyla ana karakterler asla tutarlı figürler olarak gözükmüyorlar. Bunun yerine eller, kafatasları ve gövdeler gibi vücut parçaları boşlukta salınan unsurlar gibiler. Sıra dışı figür ve kompozisyon anlayışıyla beraber, Hakobyan’ın renk kullanımı da çarpıcı ve göz alıcı. Resimlerine çoğunlukla geniş renk skalaları hâkim. Vav Hakobyan ressam paleti kullanmıyor, bunun yerine boyayı direkt ve spontane olarak tuvalin beyaz yüzeyine uyguluyor. Renkleri palette birleştirmek yerine, farklı renk tonlarını direkt zemin üstünde karıştırıyor ya da birbiri üstüne seri bir şekilde renk katmanları uyguluyor. Boyanın yoğunluğu kompozisyondaki bölümlere göre değişkenlik gösteriyor. Homojen ve uyumlu bir uygulama yerine aynı eser üzerinde belirli kısımları kalın boya katmanlarıyla şekillendirirken, bazı yerlerde de çizgiler ya da çizimler kullanıyor. Ancak aynı eser üzerindeki bazı bölümlerde de farklı boyutlardaki renk alanları baskın oluyor. Bu bireysel renk kullanımı sanatçının dinamizme ve parçalılığa olan inancını gözler önüne seriyor. Tuvalin ardındaki resimsel fikirlerin estetik bir izdüşümü bu. Aynı zamanda, boyanın bu şekilde kullanımı eserin gücünü destekleyen bir şekilde güçlü ritim değişimleri yaratıyor. Vav Hakobyan’ın resimlerini estetik olarak anlamak gerçekten de kolay değil. Hızlı tüketime direniyorlar. Her ne kadar şiddet, delilik ve sosyopolitik sorunlar gibi gündemdeki konuları işlese de hep farklı yorumlara açık, çünkü sanatçı izleyici üzerine herhangi bir doktrin empoze etmiyor. Popülist kavramları ve yüzeysel eleştirileri formüle etmeyi reddetmesi sanatçının eserlerinin çok önemli bir yönü. Gerçekten de Hakobyan sosyopolitik olgulara, nasıl algılandıklarını fazlasıyla kontrol etmeye çalışmadan değinebiliyor, böylelikle bu hakkı seyircinin elinden almıyor. Bu da seyirciyi güçlendiren ve parçaları deşifre etmeye davet eden, çok önemli bir nitelik. Resimler seyirciyi kendince düşünmeye itiyor. 

Devamı

Seçtiklerimiz