ekavbanner1.jpg.jpg

Art Basel Paris 2026: Grand Palais’den Paris’in Kamusal Alanlarına Uzanan Küresel Sanat Buluşması

ArtNews

2 saat önce

Uluslararası sanat dünyasının en önemli buluşmalarından Art Basel Paris, 23 - 25 Ekim 2026 tarihleri arasında Grand Palais’de beşinci edisyonuyla gerçekleşiyor. 41 ülke ve bölgeden 211 galeriyi bir araya getiren fuar, modern ve çağdaş sanatı buluştururken Paris’in müzelerine, tarihî yapılarına ve kamusal alanlarına yayılan kapsamlı bir program sunuyor. Karim Crippa’nın direktörlüğündeki ilk edisyonda, Türkiye’den The Pill galerisinin ana bölüme yükselmesi ve Kutluğ Ataman’ın “Küba” adlı video enstalasyonunun kamusal programda yer alması dikkat çekiyor.

Paris’in uluslararası sanat piyasasındaki konumunu güçlendiren Art Basel Paris, beşinci edisyonuyla Grand Palais’de sanat profesyonellerini, koleksiyonerleri, galerileri ve sanatseverleri buluşturuyor. 21 ve 22 Ekim tarihlerindeki ön gösterimlerin ardından 23 Ekim’de genel ziyarete açılacak fuar, 25 Ekim’e kadar devam edecek. Bu yıl 64’ü Fransa merkezli olmak üzere 211 galerinin katıldığı organizasyonda 32 galeri ilk kez yer alıyor. Fuar, uluslararası sanat piyasasının güncel eğilimlerini görünür kılarken sanat üretimi, tarihsel araştırma ve kamusal alan arasındaki ilişkileri de programının merkezine taşıyor.

Fotoğraf: İnci Aksoy

Modern ve Çağdaş Sanatın Farklı Yönelimleri

Art Basel Paris 2026, Galeries, Emergence ve Premise olmak üzere üç ana bölüm etrafında şekilleniyor. Fuarın en geniş bölümünü oluşturan Galeries, 183 galerinin katılımıyla 20. yüzyıl sanatından güncel üretimlere uzanan geniş bir seçki sunuyor. Genç sanatçıların üretimlerine ayrılan Emergence bölümünde 16 kişisel sunum yer alırken tarihsel araştırmaya dayalı küratoryal yaklaşımları odağına alan Premise, 12 özel sunumdan oluşuyor.

Takashi Murakami, School Girl Ko2, 2023-2026. (Fotoğraf: İnci Aksoy)

Bu yıl Türkiye sanat ortamı açısından dikkat çeken gelişmelerden biri, İstanbul ve Paris merkezli The Pill galerisinin ana bölüm Galeries’ye yükselmesi. Daha önce Emergence kapsamında yer alan galeri, Gagosian, Hauser & Wirth, David Zwirner, White Cube, Perrotin ve Thaddaeus Ropac gibi uluslararası galerilerle aynı bölümde katılım gösteriyor. The Pill, Apolonia Sokol ve Cem Örgen’in de aralarında bulunduğu sanatçıların eserleriyle bedeni zaman, deneyim ve dönüşümün izlerini taşıyan bir alan olarak ele alıyor.

Fuarın Premise bölümünde ise sanat tarihinin farklı coğrafyalardaki üretimlerine odaklanılıyor. Galerie Zlotowski, bilgisayar sanatının öncülerinden Vera Molnár’ın erken dönem eserlerini sunarken Amanda Wilkinson Gallery, Derek Jarman’ın Black Paintings serisini izleyiciyle buluşturuyor. Almeida & Dale, Brezilyalı modernist Tarsila do Amaral’ın çalışmalarına yer verirken Lagos merkezli kó galerisi, Nijerya’daki Nsukka Okulu’nun sanatsal gelişimini ele alıyor.

Grand Palais’nin Ötesinde: Paris Kamusal Sanatla Buluşuyor

Fuarın en kapsamlı bileşenlerinden Kamusal Program, bu yıl Paris’in dokuz farklı noktasına yayılarak sanat eserlerini galeri ve fuar mekânlarının dışına taşıyor. Miu Miu’nun resmî ortaklığında gerçekleştirilen program, anıtsal heykellerden video enstalasyonlarına, tarihî yapılara özgü projelerden kamusal alan müdahalelerine uzanan geniş bir içerik sunuyor.

Programın öne çıkan sunumlarından biri, İngiliz sanatçı Tracey Emin’in Eyfel Kulesi karşısındaki Parvis des Droits de l’Homme’da sergilenen üç anıtsal bronz heykeli. White Cube tarafından sunulan I lay here for you (2018), I Followed You to the End (2024) ve I Will Not Be Alone (2025), insan bedeninin kırılganlığı, arzu, kayıp ve direnç kavramlarını ele alıyor. Anatomik bütünlüğün bozulduğu heykellerde bronzun maddesel ağırlığı ile formların kırılgan görünümü arasındaki karşıtlık, güçlü bir plastik gerilim yaratıyor.

Kutluğ Ataman, Kübe, 2004.

Türkiye’den sanatçı Kutluğ Ataman’ın 2004 tarihli Küba adlı video enstalasyonu da kamusal programda yer alıyor. Beaux-Arts de Paris bünyesindeki Chapelle des Petits-Augustins’de sunulan 40 ekranlı yerleştirme, bireysel anlatıları çok sesli bir yapıda buluşturuyor. Palais d’Iéna ise Fransız yönetmen Alice Diop’un siyah kadınların tarihsel temsil biçimlerinden hareketle görünürlük ve bakış meselelerini araştırdığı Geste de Consolation adlı projesine ev sahipliği yapıyor.

Kamusal program kapsamında ayrıca Petit Palais’de Cosima von Bonin, Jardin de la Nouvelle-France’da Boz Deseo Garden, Square Jean Perrin’de Lionel Sabatté ve Place Clemenceau’da Robert Indiana’nın eserleri sergileniyor. Avenue Winston Churchill boyunca ise Niki de Saint Phalle, Yinka Shonibare, Simone Fattal ve Alicja Kwade’nin de aralarında bulunduğu sanatçıların çalışmaları izleyiciyle buluşuyor.

Keita Miyazaki, A Symbiotic Form, 2025. 

Mitler, Efsaneler ve Sanatın Güncel Tartışmaları

Art Basel Paris’in özgün programlarından Oh La La!, 23 ve 24 Ekim tarihlerinde galerilerin stantlarını yeni eserlerle yeniden düzenlemesine olanak tanıyor. Bu yıl Fransız oyuncu Philippine Leroy-Beaulieu’nün sanat yönetmenliğinde hazırlanan program, Myths & Legends (Mitler ve Efsaneler) teması etrafında şekilleniyor. Seçki, mitolojik anlatıların yanı sıra insanın doğayla ilişkisini, varoluşun sembolik boyutlarını ve hayal gücünü araştıran çalışmalara odaklanıyor.

Fuarın düşünsel platformu Conversations ise ilk kez Grand Palais Oditoryumu’nda gerçekleştiriliyor. 22–24 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 11 söyleşide sanatçılar, müze yöneticileri ve eleştirmenler bir araya geliyor. Programın katılımcıları arasında Louvre Müzesi Direktörü Christophe Leribault, sanatçılar Zanele Muholi ve Ibrahim Mahama ile eleştirmen Linda Yablonsky bulunuyor.

Disiplinlerarası programda ayrıca GENER8ION tarafından hazırlanan GOD HATES SPACE adlı görsel-işitsel enstalasyon yer alıyor. Surkin ve Romain Gavras’ın oluşturduğu projenin 12 metrelik çift taraflı ekranı, Grand Palais’nin Rotonde d’Antin bölümünü sinema, ses ve mimarinin buluştuğu deneyimsel bir mekâna dönüştürüyor.

Paris’in Sanat Kurumlarıyla Genişleyen Bir Program

Art Basel Paris 2026, fuar haftasında kentin önemli sanat kurumlarında gerçekleştirilen sergilerle de bütünleşiyor. Fondation Louis Vuitton’da Gustave Fayet’nin koleksiyonu ve üretimleri ele alınırken Musée d’Orsay, Mary Cassatt’ya odaklanan bir sergi sunuyor. Bourse de Commerce – Pinault Collection’da fotoğrafın iki yüzüncü yılı kapsamında hazırlanan Remember Me sergisi izleyiciyle buluşuyor. Musée d’Art Moderne de Paris ise Kerry James Marshall ve Simone Fattal’ın kişisel sergilerinin yanı sıra Prix Marcel Duchamp adaylarının eserlerine ev sahipliği yapıyor.

Art Basel Paris’in 2026 edisyonu, ticari galeri sunumlarını kamusal sanat projeleri, tarihsel araştırmalar ve disiplinlerarası etkinliklerle buluşturarak geleneksel sanat fuarı modelinin sınırlarını genişletiyor. Grand Palais’deki uluslararası galeri ağı, Paris’in kültürel mirası ve güncel sanat kurumlarıyla bütünleşirken kent, sanatın yalnızca sergilendiği ve el değiştirdiği değil, farklı bağlamlarda yeniden tartışıldığı uluslararası bir buluşma noktasına dönüşüyor.



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin