Gerhard Richter Beyeler Foundation'da - Yazan Yasemin Vargı

Yasemin Vargı

7 yıl önce

Basel’in yeşillikler içerisindeki en güzel müzelerinden biri olan Beyeler Foundation,  Empresyonist sanatçılardan Pop Art’a kadar uzanan birçok usta sanatçının eserlerine ev sahipliği yapmakta. Beyeler Foundation ‘da  Art Basel zamanında yer alan Gerhard Richter sergisi sanatseverler tarafından en çok ilgi gören sergilerden biri oldu.


1024 Colors , 1973 ( 254 x 478 cm)

Günümüzün en önemli ve değerli yaşayan sanatçılarından biri olan 1932 doğumlu Gerhard Richter, 60 senelik kariyerinde birçok stil ve konuya yer verdi. Fotoğraf üzerine yaptığı yağlı boya çalışmaları, gazetelerde yer alan fotoğrafları resmederek, 16. Yüzyıl’a ait konuları günümüze taşıyarak, mimari, konseptüel ve çağdaş birçok esere imza attı. Sanatçının eserleri şu an dünyanın en önemli müze ve koleksiyonlarında yer almakla beraber, en büyük müzayede evlerinde de satışa sunulmakta.

Gerhard Richter’in bu geniş yelpazede eserlere yer veren sergisi de, İsviçre’de bugüne kadar yapılmış olan en önemli sergilerinden biri oldu.


Annunciation after Titian, 1973 (125 x 200 cm)

Gerhard Richter’in 1973 yılında Venedik okulunun en önemli 16. Yüzyıl sanatçılarından Titian’ın yağlı boya resimlerini gördükten sonra ürettiği seriye ait 5 yağlı boya tablodan biri.  Richter aynı tabloyu 5 kere resmettikten sonra her birinde daha çok bulanıklaştığını görüyorsunuz, bu da sanatçının 20. Yüzyıla aynı sanat eserini nasıl taşıdığı ve yorumladığını gösteriyor.


Flowers , 1992

Birçok sanatçının eserine yüzyıllardır konu olan çiçekleri resmeden Richter diğer sanatçılardan farklı olarak 90’lı yıllarda çiçekleri adeta bir fotoğraf makinesinde focuslanmış gibi, bazı kısımlarını öne çıkarıp diğer kısımlarını bulanıklaştırarak ya da hepsini özel tekniği squeege ile bulanık hale getiren sanatçı burada da güzel taze renkli çiçeklerin kısa süre sonra kuruyup öldüğünü, yok olduğunu , güzelliğin aslında geçici olduğunu simgeliyor.



Betty , 1988  (102 x 72 cm)

Richter’in 1977 yılından sonra 1988 yılında 2. kere kızını resmettiği yağlı boya tablo.
Alışılmışın aksine kızının kafasını çevirerek  resmine taşıması izleyiciye bir merak uyandırıyor. Tabloda ise kızı arka fonda gri gözüken ama aslında Richter’in kendi Gri serisine ait olan bir esere bakıyor o sırada.


Reader, 1994

Richter’in önemli eserlerinden biri olan Reader ise sanatçının eşi Sabine ‘i gazete okurken resmettiği, photo-realist , inanılmaz detay, gerçekçilik, ışık ve gölgeye sahip yağlı boya tablolarınan biri.


Candle, 1982

Sanatçının aslında bulanık ama bir o kadarda ışıklı ve gerçekçi olan Mum tablosu en çok bilinen eserlerinden biri.


Sankt Gallen, 1989 ( 250 x 680 cm )


Wald , 2005

Wald serisi, Richter’in 2000'li yıllarda ürettiği Orman resimlerinin bir parçası. Cologne ‘da evinin yakınlarında olan bir ormandan esinlenerek ürettiği bu eserler agaç kütükleri, doğa, kuruyan, soğuyan yapraklar. Sanatçı 70’li yıllarda ürettiği eserlerin aksine gerçek hayatı, kalın ve rastgele fırça darbeleri ile çok daha soyutlaştırıyor ve tanınmayacak hale getiriyor, içeriğini okumadan tanınmayacak hale gelen bu resimler sanatçının yarattığı gizemi taşıyor.


Man Shot Down 1, 1988

Sanatçının gazetede, haberlerde görüp etkilendiği olayları ve resimleri ele alarak onları siyah beyaz resmediyor ve seriler halinde çaışıyor. Serinin her parçasına aynı anda başlayan sanatçı yine onları aynı anda tamamlıyor ama her biri birbirinden farklı oluyor. Daha bulanık, daha açık veya daha koyu.


S. and Child, 1995

Yaşam ve ölümü resimlerine taşımayı seven Richter’in doğumu ve yaşam başlangıcı simgeleyen serisine ait bir parça. Sanatçı her ne kadar doğum ve yaşamı konu alsada kendi özel geliştirdiği teknik ile bulanıklaştırdığı resimler aslında bir ironi oluşturuyor. Yaşamın geçici olduğunu, bozulabileceğini  gösteriyor.


Torso, 1997


Small Bather , 1994

Sanatçının eseri ise eşi Sabine’in duştan çıktıktan sonraki halini resmeden bir yağlı boya tablo.


Strip , 2013 ( 200 x 1000 cm )

Gerhard Richter’in en son eserlerinden biri olan Strips 10 metre uzunluğunda, mantık ve sistematiklikten uzak , gözü dinlendirmek yerine meşgul eden bir görüntüye sahip birbirini tekrar eden çizgilerden oluşuyor. Bir bitişi ve sonu olmadığı içinde sonsuza kadar uzayıp giden bir eser denebilir.  Karşısına geçtiğinizde izleyiciye hareket eden bir ilüzyon yaratıyor.


4900 Colors, 2007

Rastgele seçilmiş 25 rengin birbiriyle farklı dizilimlerle bir araya geldiği bu dev eserlerin her biri aynı renklere sahip olsada ortaya çıkan eserler birbirinden farklı. Sanatçı aynı renkleri kullanarak farklı, alışagelmişin dışında, tamamen renklerin rastlantı ile bir araya gelen ve oluşan renk serisi.



Yazı: Yasemin Vargı



En Çok Okunanlar