ekavbanner1.jpg.jpg

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden Yeni Yayın: Batılılaşan İstanbul'un Mimarları

ArtNews

bir saat önce

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün yeni yayını Batılılaşan İstanbul’un Mimarları, 1800–1950, kentin modernleşme sürecinin mimari aktörlerini kapsamlı bir araştırmayla yeniden görünür kılıyor. Hasan Kuruyazıcı’nın uzun yıllara yayılan çalışması, 19. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına İstanbul’da etkin olmuş yüzlerce mimarın izini sürerken, bugüne kadar adı bilinmeyen ya da unutulmuş pek çok ismi de mimarlık tarihine yeniden kazandırıyor.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü (İAE), İstanbul’un modern mimarlık tarihine odaklanan yeni yayını Batılılaşan İstanbul’un Mimarları, 1800–1950’yi okurlarla buluşturdu. Yüksek mimar ve akademisyen Hasan Kuruyazıcı’nın uzun soluklu araştırmasının ürünü olan kitap, 19. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına uzanan dönemde İstanbul’un dönüşen mimari görünümünün ardındaki isimleri kapsamlı bir biyografik sözlükte bir araya getiriyor.

Araştırmanın çıkış noktasını, dönemin İstanbul’unda yükselen neoklasik, neorönesans ve neobarok yapıların kimler tarafından tasarlandığı sorusu oluşturuyor. Kuruyazıcı, başta Pera/Beyoğlu olmak üzere Şişli, Galata, Sirkeci ve Balat’taki yapıların izini sürerek yalnızca mimarları ve eserlerini değil, çok dilli ve çok kültürlü bir kentte mimarlık mesleğinin geçirdiği dönüşümü de ortaya koyuyor.

Bir Cephe İmzasından Yüzlerce Mimara

Araştırmanın ilk izlerinden biri, bugün Pera Müzesi’ne ev sahipliği yapan eski Bristol Oteli’nin cephesindeki “A. Manussos-Architecte” imzası oldu. Kuruyazıcı, yaklaşık yedi yıl boyunca İstanbul sokaklarında yürüttüğü araştırmada bina cephelerindeki mimar adlarını, baş harflerini ve imzaları belgeledi. Bu çalışma sonucunda yaklaşık yüz mimar ile yapıları arasındaki bağlantı tespit edildi.

Araştırma daha sonra 1880–1930 yılları arasında İstanbul’da yayımlanan Fransızca ticaret yıllığı Annuaire Oriental üzerinden genişledi. Türkiye ve yurt dışındaki farklı koleksiyonlara dağılmış 33 nüshanın incelenmesiyle İstanbul’da etkin olmuş yaklaşık 850 mimarın çalışma yılları belirlendi; mimarların adresleri, mesleki ortaklıkları ve faaliyet dönemlerine ilişkin veriler bir araya getirildi. Meslek örgütü kayıtları, mimarlık yayınları, anılar, aile arşivleri ve sözlü kaynaklarla desteklenen bu çalışma kitabın temelini oluşturdu.

Mimarlık Tarihinin Gölgede Kalan İsimleri

Batılılaşan İstanbul’un Mimarları, 1800–1950, Balyan Ailesi, Fossati kardeşler, Alexandre Vallaury ve Raimondo D’Aronco gibi İstanbul mimarlık tarihinin bilinen aktörlerinin ötesine geçiyor. Çalışma, bugüne kadar hakkında sınırlı bilgi bulunan ya da ilk kez bu araştırmayla gün yüzüne çıkan onlarca mimarı; yaşam öyküleri, eğitimleri, aile ilişkileri, çalışma adresleri, mesleki ortaklıkları ve yapıları üzerinden ele alıyor.

Kitabın odağındaki dönem aynı zamanda İstanbul’da mimarlık mesleğinin kurumsal yapısının yeniden şekillendiği bir zaman aralığına karşılık geliyor. Hassa Mimarları Ocağı’nın 1831’de kapatılması ile Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nin 1882’de kurulması arasındaki süreçte kentte bağımsız bir mimarlık okulunun bulunmaması; Avrupa’da eğitim görmüş Rum, Ermeni ve Levanten mimarlar ile İstanbul’a gelen Avrupalı mimarların kentin dönüşümünde belirleyici roller üstlenmesine zemin hazırladı.

Özgün çizimler, yapı fotoğrafları, cephe imzaları ve arşiv belgeleriyle zenginleştirilen yayın, tek tek mimarların biyografilerini ortaya koymanın ötesinde İstanbul’un Batılılaşma sürecini yapılar ve onları tasarlayan aktörler üzerinden yeniden okumaya imkân tanıyor. Herhangi bir yapısı belirlenemese de dönem kayıtlarında mimar olarak geçen isimlere de yer veren çalışma, böylece kentin mimarlık tarihinde iz bırakmış ancak zaman içinde görünmezleşmiş aktörleri kayıt altına alıyor.

 



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin