Sanat Dünyasında 2025'in EN'lerini Sorduk: Derya Yücel

ArtNews

19 gün önce

ARTtv, 2025 yılında sanat dünyasında öne çıkan sergilerden genç yeteneklere, ilham veren sanatçılardan sanat dünyasını etkileyen olaylara kadar yılın nabzını tutan bir röportaj serisiyle karşınızda. “Sanat Dünyasında 2025'in EN'lerini Sorduk” başlıklı bu özel içerik, sanat profesyonelleri ve koleksiyonerlerle yapılan röportajlardan oluşuyor.

Serimizin konuğu küratör Derya Yücel, 2025 yılında kendisini en çok etkileyen sergilerden, ilgisini çeken sanat olaylarından ve geleceğin sanat dünyasına dair öngörülerinden bahsediyor.

ARTtv: 2025’te sizi en çok etkileyen 3 sergi hangileriydi?

Atış Serbest 7, “Müdavim”, Karaköy Olimpiyat Restoran, 26 Eylül 2025 - 2 Kasım 2025

Atış Serbest’in sürece odaklanan, sürekliliği ve bir aradalığı önemseyen bir tavrı var. Bu yılki sergilerinde Kasa Galeri dışında alternatif bir mekânın ritmiyle, kolektif üretimin güncel sergileme stratejilerini yeniden görünür kıldı. Sergi, “mekân”ı dekor değil, birlikte hareket etmenin aktif bir parçası hâline getirdi.

“90'lardan Beri Halı'dayız”, Salt Beyoğlu

“90'lardan Beri Halı'dayız”, Salt Beyoğlu, 19 Eylül 2025 – 1 Mart 2026

Bir atölyenin (Halı Atölyesi) yalnızca akademik bir üretim alanı olmanın ötesinde, kuşaklar arası aktarımın ve dayanışmanın mekânı olduğunu güçlü biçimde hatırlatan bir sergiydi. Sergi, aramızdan çok erken ayrılan sevgili Gülçin Aksoy’un ilham verici varlığına işaret ederken, yolu bu atölyeden geçmiş pek çok sanatçıyı da görünür kılarak anlatıyı bir belgeleme çerçevesinin ötesine taşıdı, yaşayan, çoğul ve sürekliliği olan bir ekosistem önerisi sundu.

BASE 2025 – “Sınırlar ve Olasılıklar”, 26 Kasım - 30 Kasım 2025

BASE’in dokuz yıldır kesintisiz biçimde sürmesi, Türkiye koşullarında başlı başına çok kıymetli bir sürdürülebilirlik örneği. Bu yıl “Sınırlar ve Olasılıklar” başlığı altında bir araya gelen genç sanatçı üretimleri, sınır kavramını yalnızca politik ya da mekânsal değil, beden, malzeme, imkân ve ifade alanları üzerinden çoğaltarak ele aldı. BASE 2025, genç sanatçılar için hâlâ eşitlikçi ve umut veren bir başlangıç alanı sunmaya devam ediyor.

ARTtv: Küresel veya yerel ölçekte bu yıl sanat dünyasına damga vuran en çarpıcı olay ya da değişim neydi?

2025’te sanat dünyasında Filistin meselesi, politik bir başlık olmanın ötesine geçerek ifade özgürlüğü, etik sorumluluk ve kolektif dayanışma açısından bir turnusol işlevi gördü. Avrupa’da ve ABD’de, Filistin’e destek açıklamalarının ardından bazı sanatçıların grup sergilerinden çıkarıldığı, davetlerinin geri çekildiği ya da projelerinin “ertelendiği” vakalar kamuoyuna yansıdı. Bu gelişmeler, sanatın politik alanla kurduğu ilişkiyi yeniden ve daha acil bir biçimde tartışmaya açtı.

Türkiye’de ise doğrudan sansür kadar oto-sansürün yaygınlaşması belirleyici bir mesele hâline geldi. Kurumsal sergilerde risk almaktan kaçınan yaklaşımlar karşısında bağımsız inisiyatifler ve alternatif mekânlar daha görünür ve işlevsel bir rol üstlendi. Kısıtlı kaynaklara rağmen sürdürülebilen bu projeler, sanatın yalnızca büyük kurumlar üzerinden var olamayacağını, dayanışma ve paylaşım temelinde farklı iş birlikleriyle de ayakta kalabileceğini gösterdi.

Yapay zekâ ve yeni teknolojiler ise 2025’te sanat alanında hız ve üretkenlik vaatlerinin ötesine geçen sorular ortaya koydu. Üretimin kime ait olduğu, görünmeyen emeğin nasıl tanımlandığı, telifin nerede başlayıp nerede bittiği gibi meseleler teknolojiyi nötr bir araç olmaktan çıkardı. Sanatçılar ve kurumlar, algoritmalarla kurulan bu yeni ilişki biçimlerinin etik sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kaldı.

Rozelin Akgün, Pîne, 2024, Biyomateryal, Değişken boyutlarda

ARTtv: Bu yıl keşfettiğiniz, gelecekte adını daha sık duyacağımızı düşündüğünüz genç sanatçılar kimler?

D.Y.: Bu yıl dikkatimi çeken çok sayıda genç sanatçı oldu, aslında uzun bir liste yapmak gerekirdi. Böyle söyleşilerde birkaç isim anmak ister istemez bir haksızlık duygusu yaratıyor ama benim için hızlı görünürlük arayışından çok, kendi dillerini sabırla inşa eden, malzeme, beden, bellek ve mekânla kurdukları ilişkide düşünsel bir tutarlılık gösteren bazı isimler özellikle öne çıktı: Rozalin Akgün, Cansu Sönmez, Hüseyin Aksoy.

ARTtv: 2026’da sanat dünyasında görmek istediğiniz en çarpıcı yenilik veya dönüşüm nedir?

D.Y.: 2026’da sanat dünyasında en çok, sansürün ve oto-sansürün üretim üzerindeki tahrip edici etkisinin daha açık biçimde fark edilmesini ve bunun normalleştirilmemesini isterim. Sanatın kendini sürekli geri çekerek var olamayacağı, risk almadan, sözünü kısmadan devam etmenin mümkün olmadığı daha güçlü biçimde dile getirebilmemizi umuyorum.

Buna eşlik eden bir diğer önemli dönüşüm ise, ayakta kalmanın yolunun kolektivite ve bağımsız iş birliği modellerini geliştirmekten geçtiğinin daha geniş bir kabul görmesi olurdu. Kurumlara tam bağımlı olmayan, yatay ilişkiler kuran, sanatçı–küratör–mekân–izleyici arasında dayanışmaya dayalı yapılar 2026’da daha görünür ve sürdürülebilir hâle gelebilir. Daha az yalnız, daha çok birlikte düşünen bir sanat ortamı umut ediyorum.

 



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin