Türk şiirinin toplumcu damarına yarım asrı aşkın süre boyunca sesi, vicdanı ve hafızasıyla yön veren Ahmet Telli, yaşamını yitirdi. Bir süredir kanser tedavisi gören usta şairin sağlık durumunun ağırlaşması üzerine 8 Temmuz'da entübe edildiği açıklanmıştı. Telli'nin vefat haberi, ailesi ile Devrimci 78'liler Federasyonu ve Bilim Sanat Edebiyat Derneği tarafından kamuoyuna duyuruldu.

Ahmet Telli'nin Everest Yayınları'ndan Çıkan Kitapları
1946 yılında Çankırı'da doğan Ahmet Telli, yalnızca şiir kitaplarıyla değil; kuşaklar boyunca ezberlenen dizeleri, özgürlük, adalet ve insan onuru ekseninde kurduğu şiir diliyle çağdaş Türk edebiyatının en etkili isimleri arasında yer aldı. Öğretmenlik yıllarından başlayarak edebiyat dergilerindeki üretimine, 12 Eylül sonrasında kaleme aldığı şiirlerden denemelerine uzanan geniş bir külliyat bırakan Telli; bireysel acıyı toplumsal bellekle buluşturan kendine özgü sesiyle modern Türk şiirinde kalıcı bir iz bıraktı. Hüznün İsyan Olur, Su Çürüdü, Belki Yine Gelirim, Çocuksun Sen ve Kalbim Unut Bu Şiiri gibi eserleri, yalnızca edebiyat okurlarının değil, farklı kuşaklardan geniş bir kitlenin hafızasında yer edindi.

Şiiri hiçbir zaman yalnızca estetik bir ifade alanı olarak görmeyen Ahmet Telli, aşkı, yalnızlığı, direnişi ve umudu aynı dizelerde buluşturarak Türkiye'nin toplumsal hafızasına tanıklık eden bir edebiyat kurdu. Lirik söylemi ile politik duyarlılığı dengede tutan şiir anlayışı, onu çağdaş Türk şiirinin en özgün seslerinden biri hâline getirdi. Ardında onlarca kitap, sayısız okur ve kuşaktan kuşağa aktarılacak bir şiir mirası bırakan Ahmet Telli'nin vefatı, yalnızca edebiyat dünyası için değil, Türkiye'nin kültür hayatı için de derin bir kayıp olarak kayda geçti.
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken
Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca
Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma
Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam
Gidersen kar yağar avuçlarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar
Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık
Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine
Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde
-Ahmet Telli
2 gün önce
İstanbul Modern’de “Yüzen Adalar” Sergisi İçin Son Günler
3 gün önce
Ai Weiwei 81 Günlük Esaretini Performansa Taşıdı
3 gün önce
New York Kültür-Sanat Bütçesini 323,8 Milyon Dolarla Tarihi Zirveye Taşıdı
4 gün önce
Lalique Müzesi’nde 4 Milyon Avroluk Soygun: Art Nouveau Mirasını Hedef Alan Profesyonel Baskın
4 gün önce
Urs Fischer'in Katmanlı Kent Anlatıları Gagosian Atina'da