Kapak: Neş'e Erdok, Anne, 2026 (detay).
İstanbul’da sergi takvimi Kasım 2026’da da yoğunluğunu koruyor. Ay boyunca açılan ve izleyiciyle buluşmayı sürdüren sergiler; farklı disiplinler, üretim pratikleri ve küratöryel yaklaşımlar etrafında şekilleniyor. Kentin güncel sanat gündemini kaçırmak istemeyenler için, Kasım 2026’da İstanbul’da öne çıkan ve mutlaka görülmesi gereken sergileri ARTtv okurları için bir araya getirdik.
Bulgar sanatçı Krassimir Terziev, küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Modern Öncüllerimle Gece Yarısı Sohbetleri” başlıklı kişisel sergisinde modernizmin sanatsal mirasını günümüzün ekolojik, teknolojik ve politik meseleleri üzerinden yeniden değerlendiriyor. Sanatçının 2017–2026 yılları arasında ürettiği yapıtlar, Kazimir Malevich, Piet Mondrian, Donald Judd ve Barnett Newman gibi modern sanatın öncü isimleriyle eleştirel bir diyalog kuruyor. Mondrian’ın geometrik düzenini kesilmiş ağaç gövdelerine taşıyan, Judd’ın minimalist formlarını ısıyla dönüştüren ve Malevich’in siyah karesini altın varakla yeniden yorumlayan Terziev, modernizmin biçimsel saflık ve evrensellik iddialarını malzeme, üretim ve ekolojik kırılganlık üzerinden sorguluyor. Sergi, modernizmi tamamlanmış bir sanat tarihi dönemi olarak değil, bugünün koşullarıyla yeniden düşünülmeye açık bir miras olarak ele alıyor.
Mekân: Collect Gallery
Tarih: 24 Ekim - 28 Kasım 2026
Derya Yücel’in kavramsal çerçevesini oluşturduğu ve yürütücülüğünü üstlendiği “ÜÇGEN II”, sanatçı, küratör ve koleksiyoner arasındaki geleneksel ilişkileri yeniden düşünmeye açıyor. İlk edisyonu 2025 yılında gerçekleştirilen projenin ikinci buluşmasında sanatçılar Furkan Öztekin, Merve Mepa ve Şule Nur Alev; küratörler Melis Bektaş, Naz Kocadere ve Uras Kızıl ile koleksiyonerler Ari Meşulam, Öner Kocabeyoğlu ve Zülal Gülçur bir araya geliyor. Bir sanatçı, bir küratör ve bir koleksiyonerden oluşan üçlülerin ortak düşünme ve üretim süreçleriyle şekillendirdiği sergi, koleksiyonerliği yalnızca eser edinmenin, küratörlüğü ise sergi düzenlemenin ötesinde konumlandırıyor. Bağımsız sanatçıların üretimlerini desteklemeyi ve sanat ekosisteminin farklı aktörleri arasında sürdürülebilir ilişkiler geliştirmeyi amaçlayan proje, katılımcı metinleri ve dijital kataloglarla oluşturulacak arşiv aracılığıyla çağdaş sanatın kültürel belleğine de katkıda bulunmayı hedefliyor.
Mekân: rast. Gallery
Tarih: 19 Eylül -15 Kasım 2026
Leyla Borovalı’nın ilk kişisel sergisi “İki Dirhem Bir Çekirdek”, seramik formun oluşumunda sanatçının müdahalesi kadar malzemenin doğasını ve dönüşüm süreçlerini de merkeze alıyor. Otmar Uras işbirliğiyle gerçekleşen ve küratörlüğünü Senem Çağla Bilgin-Keys’in üstlendiği sergide Borovalı, simetriden ve mekanik kusursuzluktan uzaklaşan seramik çanakları aracılığıyla biçimin tamamlanmışlığı fikrini sorguluyor. Söke’nin buğday başakları ve saplarıyla birlikte pişirilen kil, ateşin, dumanın ve organik maddelerin etkisiyle siyah, toprak sarısı ve metalik tonlara bürünürken her yüzey üretim sürecinin izlerini taşıyor. Başlığını özen ve kusursuzluk çağrışımları taşıyan bir deyimden alan sergi, bu kesinlik fikrini malzemenin öngörülemezliğiyle karşı karşıya getiriyor. Borovalı’nın üretimlerinde seramik, tamamlanmış bir nesne olmanın ötesinde, zamanın ve fiziksel etkileşimlerin biçimlendirmeyi sürdürdüğü bir oluş alanına dönüşüyor.
Mekân: offgrid art project, İstanbul
Tarih: 5 Kasım - 20 Aralık 2026
Taksim Sanat’ta Marcus Graf küratörlüğünde, Öykü Demirci’nin yardımcı küratörlüğünde gerçekleşen “Mutluluk Garanti!”, mutluluk, hayaller ve ütopya kavramlarını günümüz tüketim kültürü üzerinden ele alıyor. 24 sanatçının resim, fotoğraf ve heykel disiplinlerinden 38 yapıtını bir araya getiren sergi, bireylerin arzu ve beklentilerinin tüketim kültürü tarafından nasıl şekillendirildiğine odaklanıyor. İdeal yaşamların, kusursuz mekânların ve arzu edilen geleceklerin sürekli yeniden üretilen imgelerine odaklanan seçki, mutluluğun kişisel bir deneyim olmanın ötesinde nasıl pazarlanan ve ulaşılması gereken bir ideale dönüştüğünü sorguluyor. Parlak yüzeylerin ve çekici imgelerin ardındaki çelişkileri görünür kılan sergi, mutluluk arayışının beraberinde getirdiği toplumsal beklentileri ve bireysel vazgeçişleri yeniden düşünmeye davet ediyor.
Mekân: Taksim Sanat, İstanbul
Tarih: 4 Kasım 2026 - 10 Ocak 2027
Ekavart Gallery, Uğural Gafuroğlu ve Çağdaş Erçelik’in farklı sanatsal yaklaşımlarını buluşturan “Saydam Hafızalar” sergisine ev sahipliği yapıyor. Gafuroğlu, yaklaşık 25 yıldır sürdürdüğü camaltı resim pratiğinde geleneksel bir halk sanatı tekniğini çağdaş imgelerle yeniden yorumlarken hafıza, zaman ve hatırlama kavramlarını ironi, mizah ve naif öğelerle ele alıyor. Erçelik ise insan figürlerinin duruş, jest ve ifadeleri üzerinden yoğun duygusal anlatılar kuruyor. Gafuroğlu’nun camın saydamlığı ve katmanlı yapısıyla oluşturduğu görsel dünya, Erçelik’in figür merkezli yaklaşımıyla karşılaşarak iki sanatçının farklı ifade biçimleri arasında bir diyalog oluşturuyor. Sergi, geçmişin izleri ile insanın iç dünyası arasındaki ilişkiyi hafıza ve duygu ekseninde araştırıyor.
Mekân: Ekavart Gallery
Tarih: 3 - 28 Kasım 2026
Erdal Arslan, “Çözülme” başlıklı kişisel sergisinde insanın doğayla kurduğu tahakküm ilişkisini, modern uygarlığın ilerleme anlayışını ve ekolojik krizin düşünsel temellerini sorguluyor. Mimari yapıların parçalandığı, katı formların akışkanlaştığı ve mekânsal sınırların belirsizleştiği resimlerinde sanatçı, insan merkezli dünya görüşünün kırılganlığını görünür kılıyor. Girdaplara kapılan kütleler ve savrulan mimari kalıntılar, yalnızca fiziksel bir yıkımı değil, uygarlığın kalıcılık ve denetim üzerine kurduğu düşünce sisteminin sarsılmasını da temsil ediyor. Kompozisyonlarda tekrar eden kırmızı ip motifi ise insan ile doğa arasındaki karşılıklı bağımlılığa ve çözülmenin ortasında yeniden bağ kurma olasılığına işaret ediyor. Arslan, doğayı denetim altına alma arzusunun yarattığı çelişkileri ele alırken çözülmeyi yalnızca bir yıkım olarak değil, değişim ve dönüşümün kaçınılmazlığını düşündüren bir süreç olarak değerlendiriyor.
Mekân: Cadde160 Art Gallery, İstanbul
Tarih: 25 Ekim - 7 Kasım 2026
Salvador Dalí’nin sanatsal mirasını bilim ve teknolojiyle kurduğu ilişkiler üzerinden yeniden yorumlayan “Dalí Cybernetics: Dehanın Zihnine Yolculuk”, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ bünyesindeki Dijital Deneyim Merkezi’nde ziyaretçilerle buluşuyor. Gala-Salvador Dalí Vakfı’nın desteğiyle geliştirilen ve Barselona merkezli Layers of Reality tarafından hayata geçirilen sergi, sanatçının sürrealist imgelerini, bilimsel keşiflere duyduğu ilgiyi ve sınırsız hayal gücünü dijital teknolojiler aracılığıyla ele alıyor. Büyük ölçekli projeksiyonlar, 360 derece yansıtma sistemleri, sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamalarıyla kurgulanan deneyim, Dalí’nin eserlerinden ilham alan çok boyutlu bir anlatı sunuyor. Sanatçının DNA, geometri ve nükleer fiziğe uzanan merakını da görünür kılan sergi, Ara Güler’in 1971 yılında Dalí’yi ziyareti sırasında çektiği fotoğraflardan oluşan özel bir bölüme de yer veriyor. İlk kez 2022 yılında Barselona’da düzenlenen ve İstanbul’dan önce 14 şehirde izleyiciyle buluşan proje, Dalí’nin düşünce dünyasını çağdaş dijital sergileme olanaklarıyla yeniden keşfetmeye davet ediyor.
Mekân: Dijital Deneyim Merkezi, İstanbul
Tarih: 22 Ekim 2026'dan itibaren
Türk resim sanatının özgün figüratif anlatımıyla öne çıkan isimlerinden Neş’e Erdok, son dönem çalışmalarını bir araya getiren kişisel sergisiyle İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde izleyiciyle buluşuyor. Yarım asrı aşan sanat yaşamı boyunca insan figürünü ve toplumsal gerçekliği resimlerinin merkezine yerleştiren sanatçının sergisi, üretimindeki sürekliliği güncel yapıtları üzerinden görünür kılıyor. Neşet Günal Atölyesi’nde başlayan sanat eğitimini Madrid ve Paris’te sürdüren Erdok, daha sonra mezun olduğu İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde uzun yıllar eğitimci olarak görev yaptı ve Akademi’de atölye sahibi ilk kadın öğretim üyesi oldu. Sanatçının yetiştiği ve pek çok sanatçının eğitimine katkıda bulunduğu kurumun müzesindeki ilk kişisel sergisi olması bakımından da önem taşıyan bu buluşma, Erdok’un sanatsal üretimiyle Akademi’nin tarihsel belleği arasındaki köklü ilişkiyi yeniden gündeme getiriyor.
Mekân: MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi
Tarih: 23 Ekim - 31 Aralık 2026
Ara Güler Müzesi, fotoğraf sanatçısının Leica makineleriyle kurduğu uzun soluklu ilişkiyi ele alan “Ara Güler – Master of Leica” sergisini izleyiciyle buluşturuyor. Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi tarafından Leica Camera AG’nin içerik katkılarıyla hazırlanan sergi, sanatçının farklı dönemlerde ve coğrafyalarda çektiği fotoğrafları, kişisel fotoğraf makinelerini, objektiflerini ve arşiv belgelerini bir araya getiriyor. Ara Güler’in 1962 yılında Leica Fotografie dergisi tarafından “Master of Leica” unvanıyla onurlandırılmasından 2015’te aldığı “Leica Hall of Fame” ödülüne uzanan süreci ele alan seçki, fotoğrafçının üretim pratiğini kullandığı ekipmanlar ve çalışma yöntemleri üzerinden inceliyor. Fotoğrafların yanı sıra yayınlara ve yazışmalara da yer veren sergi, Ara Güler’in fotoğraf tarihindeki konumuna, fotoğraf makinesiyle kurduğu yaratıcı ilişki üzerinden yeniden bakma olanağı sunuyor.
Mekân: Ara Güler Müzesi
Tarih: 4 Kasım 2026 - 18 Nisan 2027
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, küratörlüğünü Prof. Dr. Gül İrepoğlu’nun üstlendiği “1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar” sergisinde Türk resim sanatının modernleşme sürecine yön veren bir kuşağın sanatsal mirasını ele alıyor. İş Sanat ve Arkas Sanat işbirliğiyle hazırlanan sergi, iki kurumun koleksiyonlarından yaklaşık 200 yapıtı bir araya getiriyor. İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Hikmet Onat, Nazmi Ziya Güran ve Avni Lifij gibi sanatçıların üretimlerine odaklanan seçki, 20. yüzyılın başında Paris’te eğitim görerek Türkiye’ye dönen ressamların Batı resminin yeni yaklaşımlarını yerel konularla nasıl buluşturduklarını ortaya koyuyor. Kuşağın temsilcilerini hocaları, çağdaşları ve öğrencileriyle birlikte değerlendiren sergi; portre, peyzaj ve gündelik yaşam sahneleri üzerinden dönemin değişen sanat anlayışını görünür kılıyor. Böylece 1914 Kuşağı’nın yalnızca resimsel yeniliklerini değil, Türkiye’de sanat eğitiminin gelişimine ve sonraki kuşakların yetişmesine yaptığı katkıları da kapsamlı bir tarihsel çerçevede inceliyor.
Mekân: Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi
Tarih: 26 Eylül 2026 - 12 Temmuz 2027
İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, 2023 yılında hayatını kaybeden fotoğraf sanatçısı Manuel Çıtak’ın kırk yılı aşkın üretimini kapsayan “Kendine Ait Bir Ada” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Demet Yıldız Dinçer küratörlüğünde hazırlanan sergi, sanatçının 1980’lerden 2023’e uzanan çalışmalarını ilk kez bütünlüklü bir seçkiyle bir araya getiriyor. Çıtak’ın belgesel fotoğrafla kurduğu şiirsel ilişkiyi odağına alan sergi, kent yaşamından kırsal coğrafyalara uzanan insan manzaralarını, siyah-beyaz kıyı fotoğraflarını, portrelerini ve panoramik çalışmalarını buluşturuyor. Sanatçının gündelik yaşamın sıradan görünen anlarında keşfettiği ayrıntıları, kendine özgü mizahını ve yalın anlatımını görünür kılan seçki, fotoğraf pratiğinin daha az bilinen yönlerine de ışık tutuyor. Adını Çıtak’ın eşi Şebnem İşigüzel’in sanatçının gönüllü yalnızlık içinde kurduğu fotoğraf dünyasını tanımlamak için kullandığı ifadeden alan sergi, onun özgün bakış açısını ve insanın varoluşuna yönelik duyarlılığını kapsamlı bir perspektifle ele alıyor.
Mekân: İstanbul Modern
Tarih: 5 Kasım 2026 - 23 Mayıs 2027
Dilara Altınkepçe Arslan, Nil Nuhoğlu küratörlüğünde Nelumbo Studios’ta gerçekleşen “ENV.NO.26.004.511” başlıklı kişisel sergisinde hafıza, unutma ve kişisel arşiv kavramlarını biriktirme ve yeniden hatırlama pratikleri üzerinden ele alıyor. Adını müzelerin envanter sistemlerinden alan sergi, sanatçının kendi yaşamına yönelik araştırmasını bir tür arkeolojik kazıya dönüştürerek müze kurgusu içinde sunuyor. Ham pamuk kumaş üzerine nakış, metal işçiliği, enstalasyon ve ses gibi farklı ifade araçlarını bir araya getiren Arslan, kişisel fotoğraflarını petrogliflerle yeniden yorumlarken anıların zaman içinde nasıl dönüştüğünü araştırıyor. Sanatçının iç dünyasını görünür kılan “Dilara’nın Defteri”, birlikte yaşama deneyimine odaklanan çalışmaları ve ilk kez gerçekleştirdiği hareket etkileşimli ses enstalasyonu, serginin farklı anlatı katmanlarını oluşturuyor. Kişisel tarihin yalnızca saklanan belgelerden değil, unutulan, yeniden hatırlanan ve dönüşen deneyimlerden de oluştuğunu vurgulayan sergi, arşivleme eylemini bireysel ve toplumsal hafızayı yeniden düşünmenin bir aracına dönüştürüyor.
Mekân: Nelumbo Studios
Tarih: 22 Ekim - 20 Aralık 2026
Kirkor Dabanyan, YÜZONBİR’de gerçekleşen ilk kişisel sergisi “Sütliman Gürültü”de kalabalık, aidiyet ve bireyin kendisiyle kurduğu ilişki üzerine düşünmeye davet ediyor. Sanatçının “Kalabalık” serisinin ikinci aşamasını oluşturan sergi, gündelik yaşamın karmaşası içinde insanın kendi sesini bulma arayışına odaklanıyor. Dabanyan, kendisi ve çevresiyle kurduğu ilişkilerden hareketle kaygı, huzur, ifade ve farklı olasılıklar arasında şekillenen kişisel bir anlatı geliştiriyor. Bir nehrin akışı gibi sürekli değişen kalabalıklar, sanatçının üretiminde hem ait olma isteğinin hem de kaybolma duygusunun karşılığına dönüşüyor. “Sütliman Gürültü”, bireyin çevresindeki sesler arasında kendi varlığını ve konumunu sorguladığı bir içsel yolculuğun izlerini taşıyor.
Mekân: YÜZONBİR
Tarih: 31 Ekim - 5 Aralık 2026
İstanbul’un Hasköy semtindeki Tarihî Piri Paşa Hamamı, DEMSA Holding tarafından gerçekleştirilen restorasyonun ardından Dem Art Gallery olarak yeniden kapılarını açıyor. Erkan Doğanay küratörlüğünde hazırlanan açılış sergisi “İçimdeki Sessizlik”, farklı kuşaklardan 38 sanatçının eserlerini bir araya getiriyor. Kuzgun Acar, Selma Gürbüz, Seyhun Topuz, BUBİ ve Mustafa Horasan gibi isimlerin yer aldığı sergi, farklı sanatsal ifade biçimlerini ortak bir mekânda buluşturuyor. Sergiye adını veren sessizlik kavramı, tarihî hamamın geçmişiyle ilişki kurarken sanatçıların farklı anlatımları bu sessizliğe karşılık veren çok sesli bir bütün oluşturuyor. Böylece sergi, yapının mimari belleği ile çağdaş sanat arasında bir diyalog kuruyor.
Mekân: Dem Art Gallery
Tarih: 25 Eylül - 15 Kasım 2026
Kezban Arca Batıbeki, WADJET
Derya Yücel küratörlüğünde hazırlanan “Büyüsü Bozulmuş Dünya”, 12 sanatçının çalışmalarını Lenzart Space’te bir araya getiriyor. Sergi, mitlerin, kadim sembollerin ve ritüellerin çağdaş dünyadaki izlerini hafıza, dönüşüm ve yeniden büyülenme kavramları üzerinden ele alıyor. Yılan, kuş, su, taş ve melez beden gibi imgelerin güncel deneyimlerle yeniden yorumlandığı seçki, insan merkezli bakışı sorgulayarak doğa, insan ve diğer varlıklar arasındaki ilişkileri yeniden düşünmeye açıyor. Sergi, geçmişe duyulan özlemden ziyade, çağdaş dünyanın krizleri karşısında sezgi, hayal gücü ve farklı bilme biçimlerinin olanaklarına odaklanıyor.
Mekân: Lenzart Space
Tarih: 15 Ekim - 29 Kasım 2026
Mehmet Dağlı, Fulart Sanatevi’ndeki “Kanat Sesleri” başlıklı kişisel sergisinde doğadan beslenen figüratif anlatımını kuşların hareketi ve uçuş kavramları etrafında şekillendiriyor. Uzun yıllar grafik ve tasarım alanlarında çalışan sanatçı, bu disiplinlerden edindiği çizgi ve form anlayışını resimlerine taşıyarak kuş figürlerini yalın kompozisyonlarla yorumluyor. Anatomik gerçekçilikten ziyade kuşların kendilerine özgü hareketlerine ve karakteristik özelliklerine odaklanan Dağlı, grafiksel bir anlatım dili geliştiriyor. “Ada Keçileri” ve “Keçiler” sergilerinin ardından doğadaki başka bir canlıya yönelen sanatçı, kuş figürleri üzerinden özgürlük, zamansızlık ve insanın doğayla kurduğu kırılgan ilişkiyi ele alıyor.
Mekân: Fulart Sanatevi, İstanbul
Tarih: 3 - 17 Kasım 2026
Nermin Ülker, Filiz Ağdemir küratörlüğünde Black Light Gallery’de gerçekleşen “Dört Köşeli Üçgen: Yerini Bulamamış Cümlelerin Anıtları” sergisinde dile getirilememiş sözlerin heykelsi karşılıklarını araştırıyor. Adını Salâh Birsel’in 1961 tarihli romanından alan sergi, söylenmesinin bedeli nedeniyle sessizliğe mahkûm edilen cümleleri merkeze alıyor. Metal malzemeyle çalışan sanatçı, zihinde var olan ancak dile dökülemeyen sözleri boşluklu, çizgisel ve okunması güç heykellere dönüştürüyor. Geleneksel anıt anlayışının aksine kaidesiz biçimde zemine yerleştirilen yapıtlar, izleyiciyle aynı düzlemde buluşarak anıtın otoriter konumunu sorguluyor. Sözlerin heykellerin içinde hem görünür hem de gizli kalması ise mahremiyet, tanıklık ve sansür arasındaki ilişkiyi tartışmaya açıyor.
Mekân: Black Light Gallery
Tarih: 20 Ekim - 5 Aralık 2026
Yazı ve Fotoğraflar: ArtNews
Frankfurt’taki Parthenon Sergisinde Mülkiyet Krizi: Yunanistan Eser Ödünç Vermeyi Reddetti
Modernizmin Mirasına Yeniden Bakmak: Krassimir Terziev’den “Modern Öncüllerimle Gece Yarısı Sohbetleri”
Mehmet Dağlı’nın Resimlerinde “Kanat Sesleri”
Art Basel Paris 2026’nın Öne Çıkan Satışları
Paris’te Bir Otel Odasında Ayrılığın İzleri: Ramize Erer’in “Séparation” Sergisi
Yorum yapmak için tıklayın