Sanat Dünyasında 2025'in EN'lerini Sorduk: Necmi Sönmez
Kapak Fotoğrafı: Borusan Contemporary
ARTtv, 2025 yılında sanat dünyasında öne çıkan sergilerden genç yeteneklere, ilham veren sanatçılardan sanat dünyasını etkileyen olaylara kadar yılın nabzını tutan bir röportaj serisiyle karşınızda. “Sanat Dünyasında 2025'in EN'lerini Sorduk” başlıklı bu özel içerik, sanat profesyonelleri ve koleksiyonerlerle yapılan röportajlardan oluşuyor.
Serimizin konuğu bağımsız küratör ve sanat tarihçisi Necmi Sönmez, 2025 yılında kendisini en çok etkileyen sergilerden, ilgisini çeken sanat olaylarından ve geleceğin sanat dünyasına dair öngörülerinden bahsediyor.
ARTtv: 2025’te sizi en çok etkileyen 3 sergi hangileriydi?
Necmi Sönmez: Bracha Lichtenberg Ettinger, Küratör: Kolja Reichert, K21, 22 Şubat – 31 Ağustos 2025
Daha önce grup sergilerinde işlerini gördüğüm Bracha, bir psikanalist olarak başladığı yolculuğuna geliştirdiği feminist teorilerin yanı sıra resimleri, desen defterleriyle devam etmiş. Düsseldorf'taki retrospektifi onun 1970'li yıllardan günümüze dek geliştirdiği çalışmalarını içeriyordu. Defterlerinin olduğu vitrinlerde epeyce zaman geçirdim.
Bracha Lichtenberg Ettinger, K21, Fotoğraf: Achim Kukulies
Gülçin Aksoy - Aklımda Bir Şey Vardı, Depo Istanbul, Küratörler: Ahsen Zeynep Özdemir, Buse Kökcü, Derya Ülker, Mert Çağıl Türkay, Reyhan Polat, 4 Şubat - 12 Nisan 2025
Ne yazık ki hiç beklenmeyen bir dönemde aramızdan ayrılan Gülçin Aksoy'la (1964-2024) arzu ettiğim gibi bir diyalog geliştiremedim. Onun Mimar Sinan'da sorumluluğunu üstlendiği Halı Atölyesinde 1990'larda geliştirdiği eğitim anlayışı İstanbul'daki çağdaş sanat ortamını etkileyen, şekillendiren bir özelliğe sahipti. Ben bu yıllarda Almanya'da sanat tarihi doktorası yaptığım için yollarımız ancak 2020'lerin başında kesişti. DEPO'daki sergisini gezerken hem daha önce bilmediğim işleriyle karşılaştım, hem de videodan heykele, yerleştirmeden fotoğrafa kadar ne kadar farklı teknikleri eşzamanlı olarak kullanarak nasıl çalıştığını kavradım. Özellikle bellek, göç ve toplumsal cinsiyet konularındaki öncü yaklaşımı beni derinden etkiledi.
Sedat Pakay, Turkey Saved My Life - Baldwin in Istanbul, 1961–1971, Brooklyn Public Library, Küratör: Ateş Gündoğdu
James Baldwin'in 100. doğum günü nedeniyle düzenlenen sergi Sedat Pakay'ın (1945-2016) çekmiş olduğu yüzlerce fotoğraftan, belgelerden ve kapsamlı arşiv malzemelerinden oluşuyordu. 1995'te tanıştığım ve vefatına kadar diyalog içinde olduğum Pakay sadece Baldwin'in hayatını değil, 1960'ların İstanbul'unu da belgelemeyi başarmıştı. Kitaplarda gördüğüm bir çok fotoğrafla ilk kez burada, üstelik renkli olarak, karşılaşınca epeyce şaşırdım. Daha sonra eşi Kathy'le uzun bir konuşma gerçekleştirdik. O zaman daha iyi kavradım ki 1960'larda Türkiye'de son derece ilginç bir sanat ortamı varmış.
İlhak Altıparmak, Birini Yumuşakça Sevmek Mümkün Mü VII, Kumaş kolaj, yorgan sırma, 150x100 cm
ARTtv: Küresel veya yerel ölçekte bu yıl sanat dünyasına damga vuran en çarpıcı olay ya da değişim neydi?
N.S.: Küresel ölçekte uluslararası sanat etkinliklerinde, müze, koleksiyon oluşturma ve yeni etkinlik alanları açma konusunda Ortadoğu, Çin, Kore gibi eskiden periferi olarak görülen coğrafyaların ön plana çıkması oldu. Üstünde yüzyıllar boyunca konuşulan Doğu-Batı kültür, sanat diyaloğunda yeni bir dönemin başladığı görüyoruz. Bu da merkez-periferi ilişkilerinin yeniden sorgulandığını düşündürüyor.
Yerel ölçekte çağdaş sanat ortamındaki taciz, cinsel saldırı olaylarının ifşa edilerek gündeme gelmesi önemli bir konu. Tüm eril, ataerkil baskılara rağmen sanat ortamında da sesini duyuran Feminist ve LGBTIQ+ açılımlarının desteğiyle ilk kez üstünde konuşulmaya başlanan bu konularda henüz bir yüzleşmeyle karşılaşmadığımız için kazanın kaynamaya devam ettiğini unutmamak gerekiyor.
Didem Erbaş, Gece Görüşü, 2025, kağıt üzerine füzen, UV el feneri, değişken boyutlar
ARTtv: Bu yıl keşfettiğiniz, gelecekte adını daha sık duyacağımızı düşündüğünüz genç sanatçılar kimler?
N.S.: Gülbin Ünlü, Elif Saydam, Didem Erbaş, Eda Şarman, Umay Yılmaz Kutay, İlhak Altıparmak, Sinan Tuncay, Zeynep Aslanoba, Hüseyin Aksoy, Kazım Şimşek
ARTtv: 2026'da sanat dünyasında görmek istediğiniz en çarpıcı yenilik veya dönüşüm nedir?
N.S.: İstanbul sanat ortamında etik değerlere, saygı ve içtenliğe dayalı bir dönüşümün başlaması. Ne yazık ki görünür olma uğruna herşeyin göze alındığı, gerektiğinde iki, hatta üçyüzlü olmayı başaran "hastalıklı" bir
sanat çevremiz var. Sanat profesyonellerinin yeni bir edep geliştirerek kendilerine, ülkeye, dünyaya gerçekçi olarak bakmaları gerekiyor. Bunların ilk bakışta ütopik karşılanacağını biliyorum. Ama politik, ekonomik ve sosyal bir sıkışma dönemindeyiz. Sanat etkinlikleriyle oluşturulan "vitrinlerin" ülke gerçeklerin üstünü kapatmaya çalıştığını gözlemliyoruz. Bu dar boğazın açılması için özeleştiriye ihtiyacımız var.
Yazı ve Fotoğraflar: ArtNews
Yorum yapmak için tıklayın