SEDNA’nın Giyilebilir Heykelleri Çanakkale Bienali’nde

ArtNews

3 saat önce

Sanat ve tasarımın sınırlarında üretim yapan SEDNA, Troya’nın tarihsel ve kültürel mirasından ilham alan iki yeni eseriyle 10. Çanakkale Bienali’nde yer alıyor. Sanatçı SENA ile takı tasarımcısı ve koleksiyoner SEDA’nın ortak girişimi olan SEDNA, döküm cam ve alaşım metalleri kullanarak geliştirdiği giyilebilir heykelleriyle takının geleneksel işlevini yeniden yorumluyor. “Medcezir / Ebb & Flow” temasıyla düzenlenen bienal kapsamında Troya Müzesi’nde sergilenen “İz” ve “TAÇ”, kişisel hafıza, kardeşlik, kolektif birikim ve yaşamın döngüselliği gibi kavramları heykelsi formlar aracılığıyla ele alıyor.

SEDNA, İZ, 2026.

İki Kız Kardeşin Ortak Üretiminden Doğan SEDNA

Çağdaş sanat alanındaki çalışmalarıyla tanınan SENA ile takı tasarımı ve koleksiyonerliği alanında deneyim sahibi SEDA’nın kurduğu SEDNA, iki farklı yaratıcı pratiği ortak bir üretim anlayışında buluşturuyor. Anadolu ve İstanbul’un arkeolojik mirası, kültürel sembolleri ve geleneksel zanaat birikimi, ikilinin kişisel geçmişleriyle birleşerek eserlerinin biçimsel ve kavramsal temelini oluşturuyor.

SEDNA’nın üretimlerinde öne çıkan özelliklerden biri, her eserin tekil bir nesne olarak tasarlanması. Döküm cam ve alaşım metallerin tamamen el işçiliğiyle şekillendirildiği süreçte, camın dökümü için hazırlanan kalıp eserin çıkarılması sırasında kırılıyor. Bu yöntem, aynı kalıptan ikinci bir parça üretilmesini engellerken her çalışmaya kendine özgü bir form kazandırıyor. Böylece eserler, bedende taşınabilen birer takı olmanın ötesinde, bağımsız birer heykel ve koleksiyon nesnesi olarak konumlanıyor.

İlk koleksiyonunu ArtSümer’de düzenlenen bir sergiyle tanıtan SEDNA, bu kez üretim pratiğini Troya’nın kültürel mirasıyla ilişkilendirerek 10. Çanakkale Bienali’ne taşıyor.

SEDNA, TAÇ, 2026

Troya’nın Hafızası “İZ” ve “TAÇ”ta Yeniden Yorumlanıyor

Bienal için hazırlanan “İZ”, denizin kum üzerinde bıraktığı izlerle insan yaşamında biriken deneyimler arasında bir ilişki kuruyor. Eserde elle şekillendirilen cama eşlik eden burgu formu, iki kız kardeş arasındaki bağı, birbirine örülmeyi ve birlikte var olmanın getirdiği dayanıklılığı simgeliyor. Doğada geçici olarak beliren izler, eserin biçimsel dili aracılığıyla kişisel hafızanın taşıyıcılarına dönüşüyor.

“TAÇ” ise kolektif düşünce, dişil güç ve yaşam döngüsü kavramları etrafında şekilleniyor. Güneş ve yaşam döngüsüne gönderme yapan sembollerin yanı sıra Troya Müzesi’nin bahçesinden toplanan bitkileri de bünyesinde barındıran eser, iki kız kardeşin yaşamlarına işaret eden el yapımı cam sahnelerden oluşuyor. Farklı malzeme ve sembollerin bir araya gelişi, bireysel deneyimlerin ortak bir hafızada nasıl buluşabileceğine odaklanıyor.

SEDNA’nın her iki çalışması da Troya’yı yalnızca tarihsel bir referans olarak ele almak yerine, geçmişten bugüne aktarılan izlerin ve sembollerin çağdaş bir ifade alanında yeniden yorumlanmasına dayanıyor.

“İZ” ve “TAÇ”, 10 Ekim - 20 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenen 10. Çanakkale Bienali kapsamında, 20 Kasım’a kadar Troya Müzesi’nde görülebilir.

Yazı ve Fotoğraflar: ArtNews

Paylaş:


Yorum yapmak için tıklayın

Diğer Yazıları

dün

Hatay’dan İstanbul’a 15 Genç, 15 Bakış: Haluk Akakçe Vakfı’ndan “Işığın İzinde”

2 gün önce

Canan Tolon’un Heykelleri Gümrükte Balyozla Parçalandı

5 gün önce

İstanbul Sergi Ajandası: Kasım 2026

5 gün önce

Frankfurt’taki Parthenon Sergisinde Mülkiyet Krizi: Yunanistan Eser Ödünç Vermeyi Reddetti

5 gün önce

Modernizmin Mirasına Yeniden Bakmak: Krassimir Terziev’den “Modern Öncüllerimle Gece Yarısı Sohbetleri”

En Çok Okunanlar