İstanbul’un 1.600 Yıllık Hafızası Koç Holding Desteğiyle V&A’de Sergilenecek

ArtNews

4 saat önce

Kapak: Enkolpion (Göğüste Taşınan Kutsal Madalyon), Proedros Konstantinos'a ait, Bizans İmparatorluğu, 11. Yüzyıl. Altın, kloazonne ve şampleve emaye, kurşun. Wyvern Koleksiyonu, Birleşik Krallık.

V&A Museum'da Koç Holding partnerliğinde gerçekleştirilecek “Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires” sergisi, Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan 1.600 yıllık İstanbul tarihini Birleşik Krallık’ta ilk kez bu kapsamda sanatseverlerle buluşturacak.

Dünyanın en önemli sanat, tasarım ve kültür kurumlarından biri olan Victoria and Albert Museum (V&A), 2026 sonbaharında kapılarını İstanbul’un büyüleyici tarihine açmaya hazırlanıyor. Müzenin Kensington’daki ana binasında düzenlenecek “Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires” başlıklı sergi, 7 Kasım 2026 – 9 Mayıs 2027 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.

Kordon aplike tekniği uygulanan uçetek entari. Vehbi Koç Vakfı, Sadberk Hanım Müzesi.

V&A tarafından duyurulan sergi, İstanbul’un Roma İmparatorluğu dönemindeki kuruluşundan Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarına kadar uzanan yaklaşık 1.600 yıllık kültürel, sanatsal ve siyasi dönüşümünü ele alacak. Müze yetkililerine göre bu proje, Birleşik Krallık’ta İstanbul’un hem Bizans hem de Osmanlı dönemlerini birlikte ele alan ilk büyük ölçekli sergi olma özelliği taşıyor.

Serginin ana sponsorluğunu üstlenen Koç Holding, uluslararası kültür-sanat alanındaki desteklerini bu projeyle yeni bir boyuta taşıyor. Türkiye’nin önde gelen sanat hamilerinden biri olarak kabul edilen Koç ailesinin kültürel mirasa yönelik uzun soluklu katkıları, İstanbul’un küresel sanat tarihindeki yerini uluslararası ölçekte görünür kılmayı amaçlayan bu sergide önemli bir rol üstleniyor.

İstanbul’un İki İmparatorluk Arasındaki Yolculuğu

Sergi, MS 330 yılında Roma İmparatoru Constantine the Great tarafından Konstantinopolis olarak yeniden kurulan kentten başlayarak, 1922’ye kadar uzanan tarihsel süreci dört ana bölüm üzerinden anlatacak.

Büyük Başlangıçlar

“Grand Beginnings” başlıklı ilk bölüm, İstanbul’un Roma ve erken Bizans dönemindeki yükselişine odaklanıyor. Erken dönem saray ve kiliselerden mozaikler, mimari parçalar, hipodrom kültürünü yansıtan değerli taş işçiliği örnekleri, oyma fildişi eserler ve kentin 1453 öncesi ile sonrasını tasvir eden el yazmaları bu bölümde ziyaretçilerle buluşacak.

Yeryüzündeki Cennet

“Heaven on Earth” bölümü, Bizans dünyasının dini ve estetik evrenini merkezine alıyor. Bölümün odak noktalarından biri, 6. yüzyılda İmparator Justinian I döneminde inşa edilen Hagia Sophia olacak. Sergi, Ayasofya’nın mimari, sanatsal ve ruhani etkisini farklı eserler üzerinden yeniden yorumlayacak.

Güç ve Etki Alanı

“Power and Reach” başlıklı üçüncü bölüm, Osmanlı sarayının görsel ihtişamını ve siyasi gücünü ele alıyor. Saray kültürü, diplomasi, savaş ve temsil politikalarının sanat aracılığıyla nasıl şekillendiği; metal işçiliği, mücevherler ve saray objeleri üzerinden anlatılacak.

Şehirde Yaşam

“Life in the City” adlı son bölüm ise odağını 19. yüzyıl İstanbul’una çeviriyor. Farklı etnik kökenlerin, dillerin, dinlerin ve sanatsal geleneklerin bir arada yaşadığı kozmopolit başkent, modernleşme süreciyle birlikte çok katmanlı bir kültür merkezi olarak ele alınacak.

V&A South Kensington

200’den Fazla Eser Bir Araya Geliyor

Sergide, başta Topkapı Sarayı Müzesi olmak üzere Türkiye’deki önemli müze ve koleksiyonlardan ödünç alınan eserler yer alacak. Seramik çiniler, mozaikler, sofra eşyaları, metal işçiliği örnekleri ve değerli mücevherler dahil olmak üzere 200’den fazla eser, İstanbul’un farklı dönemlerine ışık tutacak.

İstanbul’un Küresel Kültür Mirasına Yeni Bir Bakış

Serginin küratörlüğünü V&A Kıdemli Küratörü Tim Stanley ile Proje Küratörü Bella Radenovic üstleniyor.

Sergi, İstanbul’u yalnızca iki büyük imparatorluğun başkenti olarak değil, aynı zamanda Akdeniz dünyasını ve ötesini etkileyen güçlü bir sanat, tasarım ve mimarlık merkezi olarak yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor.

Doğu ile Batı’nın, Hristiyanlık ile İslam’ın, saray kültürü ile gündelik yaşamın kesiştiği bir şehir olarak İstanbul’un hikâyesi, bu sergiyle ilk kez Birleşik Krallık’ta böylesine kapsamlı bir çerçevede anlatılacak.

Kültürel diplomasi açısından da dikkat çekici bir öneme sahip olan “Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires”, yalnızca geçmişin ihtişamını görünür kılmakla kalmayacak; İstanbul’un bugün de devam eden çok katmanlı kültürel mirasının uluslararası ölçekte yeniden keşfedilmesine olanak sağlayacak.



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin