Jumbo&Base: Bu Eserler Zamansızlığa Dikkat Çekiyor | Yazan Fulden Karayel Okumuş

Fulden Karayel Okumuş

bir ay önce

Çağın en büyük gerçeklerinden biri zamansızlık. Hangi yöne dönsek zamansızlıktan şikayet eden insanlar görüyoruz. Zamanın değerini bilmenin bile ne olduğunu hala çözebilmiş değiliz. Sanki zamansızlık içinde bir zamandayız. Kimimiz zamanını iyi yöneten kişilerken, kimimiz de zamansızlıktan çoğu şeye yetişemeyenler. Peki siz bu bahsettiğimden hangisisiniz?

Fransız filozof Helene L’Heuillet’e göre zamansızlık, ‘‘Heryere ve her şeye geç kalma korkusudur. Oysa geç kalmak iyidir’’ diyor. Öyle ki zamansızlıkla ilgili karşımıza çıkan en önemli meselelerden biri zamanı verimli yönetebilmek. Zamansızlıkla ilgili yapılan araştırmalar arasında zaman mutluyken çabuk, mutsuzken ise yavaş geçiyor. Bazı uzmanlar dopamin hormonunun zaman algısı üzerinde çok önemli bir etkisi olduğunu söylüyor. Bunun yanı sıra birçok farklı deneyim yaşamanın ya da rutin dışı değişik şeyler görmenin kişilerde daha çok doyum yarattığı uzmanlar arasında konuşuluyor.  Nereye gideceğimize ve ne yapacağımıza karar veremediğimiz zamanlarda bize ilaç gibi gelecek bazı sergiler vardır. Hatta bazılarının hikayesi o kadar derindir ki onları gördüğünüzde o ortamdan ayrılmak hiç istemezsiniz. İşte şimdi o zamansız sergilerin kalbine gidiyoruz. 

Çağla Dinler

75.yılını birbirinden yetenekli ve genç nesil sanatçıların eserleriyle kutlayan Jumbo, geçtiğimiz günlerde Base ile işbirliği yaparak ürünlerini sanatsal vizyonlarıyla yansıtan genç nesil sanatçıların eserlerinin bir arada olduğu şahane bir sergi gerçekleştirdi. 

Deniz Karakurt Şekerci

Yapı Kredi Bomontiada’da gerçekleşen sergide aralarında Aslı Aydemir, Aylin Sabi Kıvrak, Ayşe Merve Yetgin, Çağla Dinler, Çiğdem Yıldırım, Deniz Karakurt Şekerci, Deniz Yılmaz, Elif Gül Aydın, Elif Su Demir, Elif Sarıgüzmen, Emre Tura, Esra Gezer, Fatma Ziya, Funda Çetgin, Hakan Ulu, Hatice Üstündağ, Hilal Çınar, Lütfullah Genç, Neval Tarım, Orhan Gazi Keskin, Osman Törer, Ömer Akif Yeldan, Özlem Madenoğlu, Rabia Kalyoncuoğlu, Sadık Ramazan Yılmaz, Seda Boy, Şevval Konyalı, Şeyma İnci, Şule Yılmaz, Tolga Akmermer, Uğur Bişirici, Veysel Daşçı ve Yusuf Ağım gibi farklı disiplinlerden 33 sanatçı yer alıyor.

Veysel Daşçı

Zamansız Yolculuk Sergisi çok önemli meseleleri ele alıyor. Günümüzde yaşadığımız birçok hadiseyi bu sergide görmeniz mümkün. Örneğin eser hikayeleri kadın cinayetlerinden cinsiyet ve mekan kavramlarının birbiriyle olan ilişkisine, dikiş iplerinin metaforik izlerinden fotoğraf ve an ilişkisine kadar günümüzde yaşadığımız pek çok zamansız olaya ilham olan konulardan oluşuyor. Genç sanatçılar Jumbo’nun simgesi haline gelen fil sembolünü ve zamansızlık kavramını eserlerinde farklı bakış açılarıyla yansıtıyor. Sergide, seramik, yağlı boya, heykel, fotoğraf, baskı, cam ve grafik tasarım gibi geniş bir yelpazede eserler yer alıyor. Ne mutlu ki Jumbo, yetenekli sanatçılarla yaptığı bu çok değerli projeyi ilerleyen günlerde mağazalarına taşıyarak eserleri sanatseverle de buluşturmaya devam edecek.

Sergi sona erse de bu yazının zamansızlığı da çok manidar. İşte sergide favorim olan eserler ve hikayeleri:

1.Aslı Aydemir

The Last Dinner Party

Sanatçı Judy Chicago’nun 1979 yılında gerçekleştirdiği ilk epik feminist sanat işi olarak kabul gören “The Dinner Party”yi referans alarak tasarladığı işinde 2021 senesi kadın cinayetlerine kurban giden kadınları temsil ediyor.

Aslı Aydemir’in amacı; Chicago’nun enstalasyonunun tersine tarih boyunca öne çıkan kadınları temsil etmek değil, son yıllarda artan kadın cinayetlerine vurgu yapmak ve sadece bir sene ve o sene içinde katledilen kadınların çokluğuna dikkat çekmek.

Proje 2015 senesinde sanatçının gerçekleştirdiği “The dayafterlastsupper” ve 2018 senesin de yaptığı “Snowwhite” enstalasyonlarının da bir uzantısıdır.

2.Emre Tura

Son Akşam Yemeği

Emre Tura’nın resimleri, zamansızlığı baz alarak izleyiciyi zamanın doğal akışından koparıp mistik bir atmosfere taşımayı amaçlıyor. Bu işinde minimalist bir hava sezilse de içeriği oldukça zengin bir anlayışı barındırıyor. Leonardo da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” eserinden esinlenmiş olması, içeriği net olan bir eseri kendi yöntemiyle soyutlaştırarak izleyiciye başka pencereler açıyor. Mekâna ve zamana özgü algıların yıkımı bu işin en temel oluşum malzemesidir. Eser, Var olanı değiştirmek ya da var olanı başka şekilde görmeye davet ediyor.

3. Ömer Akif Yeldan

Süreç

Sanatçı eserinde Seramiğin oluşumu sırasında gerçekleşen şekillendirme, rötuşlama, bisküvi pişirimi, sırlama ve sırlı pişirim ile seramik ürünleri için değişmez aşamalar olduğunu vurguluyor. Her bir aşamanın karakteristik el hareketlerini gösteren "Süreç" seramiğin oluşumu hakkında izleyiciye alternatif bir bakış açısı sunuyor.

4. Rabia Kalyoncuoğlu

Siz Hiç Istakoz Yediniz mi?

Sanatçı eseriyle ilgili şunları dile getiriyor;

Bir sofranın başına toplanmış birbirinin yansıması aynı insanlar bir ıstakozu paylaşmak istiyorlar. Peki siz daha önce hiç ıstakoz yediniz mi?  Belki defalarca yediniz ya da hiç yemediniz ıstakozlar canlı bir şekilde sıcak suyun içine atılarak pişiriyor. Bir canlıya verilen bu acıyı onu tüketirken ne kadar farkındayız. Toplumun bir kesimi de aynı şekilde birçok acıyı canlı canlı yaşıyor masadaki ıstakoza herkesin erişimi yok sadece belli bir kesim o ıstakoza sahip ve o kesim onun nasıl pişirildiği ile ilgilenmiyor. Toplumda insanlar birbirlerinin nasıl zorluklar altında yaşadıklarını ve birlikte ne paylaştıklarını göz ardı ediyor.

Günümüz dünyasında metropolleşme ve sosyal medyanın etkisiyle birbirlerine benzeye çalışan ve kendi kimlikleri arasında sıkışan kaybolan bireyler kendilerine hayatta yer edinmek için yaşam savaşı verirler. Toplumlarda ki ekonomik sınıflandırılma ve alt üst ilişkisi ile zihnimize giydirilmiş kimlikleri reddederek kendi kimliklerini bulmaya çalışarak bir arayış içerisindedirler. Başkalarına benzeyemeye çalışan, özenen bu insanlar birbirlerinin hayatlarını yaşasalardı farklı bir düzen oluşur muydu?  İnsanları tek tip olma arzusu hissizleştiriyor, duygusuzlaştırıyor ve bunlar arasında yaşamı boyunca bir arayış, kendilerini fark ettirme, anlama ve anlatmaya dair bir uğraş içinde oluyorlar. Günümüz dünyasında hayattaki kabul görme arayışında başka canlılara ve doğaya ne kadar değer verdiğimizi sorgulamamız gerekiyor. Peki bu sofrayı hayatımızla bağdaştırırsak sofradaki payınıza düşer.

5.Sadık Ramazan Yılmaz

Dönüş

Nora, Turmepa ve deniz araştırma kuruluşlarının uzun yıllardır yaptığı araştırmalar sonucu denizlerimizdeki canlılar mikro seviyedeki plastik ve çeşitli atık kirliliğine maruz kalıyor. Atık, tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı ve hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. (TDK) 2022 dünyasında çeşitli ihmaller ve kontrolsüz tüketim sonucunda, yediğimiz birçok öğünün içerisinde mikro seviyede bulunduğu biliniyor. Bu çalışma da Atık’ın masamızdaki duruşu simgeleniyor.

6. Seda Boy

Çekirdek Aile

Yemek masası toplumların kültüründe sosyalleşmeyi ve iletişimi temsil eder. Kalabalıkların sofralarda buluşması yemek yeme ihtiyacının dışında aradaki bağın güçlendirilmesi kültürün devamı için önemli bir yerdedir. Mutlu anların ya da üzüntülerin paylaşıldığı yer de toplu kurulan sofralardır. Sofra araç gereçleri de gelenekselden modern’e toplumların kültürlerine göre bir gelişim-değişim göstermektedir. Yalnızbaşına sofra da olmak keyifsizdir ve yemeğin de bir hazzı kalmaz. Öncelikle yemek ihtiyacı giderildikten sonra enerjisini kazanan insan sosyalleşme ihtiyacını da bilgi ve duygu aktarımıyla karşılamak ister. Sohbet sofranın ikinci önemli unsurudur. Dört kişilik bir çekirdek ailenin sofrasındaki iletişimi anlatan çalışma da yemek yerine harfler yer alıyor. Eser de günlük bir masa düzenine ait olan tabak, kaşık, çatal, bıçak kullanılmıştır. Herkesin masa da eşit konuma, eşit öğüne ve eşit iletişime sahip olduğu sofra ideal çekirdek aileye bir göndermedir. 

7. Uğur Bişirici

Her Eve Bir Adım

Jumbo’nun kendi ürünlerinden yola çıkılarak duvar üzerinde temsili bir kroki oluşturulmuştur. Çalışma da çatal, kaşık ve bıçak: sokak, cadde görünümü kazandırırken, bir diğer nokta ise tabakların içine doğal malzemelerden yapılmış ev imgelerinin yerleştirilmiş olmasıdır. Farklı malzemelerden evler olması Jumbo’nun doğal malzemeleri kullanmasına önem verdiğine dikkat çekerken bu sayede farklı birçok eve dokunduğunun da göstergesidir.

8.Yusuf Ağım

L. Wittgenstein’in Evinde B. Russell’ın Sonradan Katılacağı Bir Akşam Yemeği

Sanatçı eserinde, “Nesne” ve “Sanat Nesnesi” gibi sorunları çeşitli felsefecilerin felsefi kuramlarından yola çıkarak, sanatsal bağlamda tekrardan ele almayı amaçlıyor. Hazır nesnelerin bir araya getirilmeleriyle gerçekleştirilen bu çalışma bir tuvalin yüzeyi, başka bir deyişle, bir “resim” olarak düşünülüyor. Fiziksel yapısı gerçek bir yemek masası ile birebir örtüşen bu çalışmanın gösteriliş biçimi (çeşitli sanatsal kaygıların bir sonucu olarak) “Resim” formatındadır. Eser de gündelik nesne ile sanat nesnesinin birbiriyle ilişkisinin sanat bağlamında sorgulandığına dikkat çekiyor.

Yazı ve Fotoğraflar: Fulden Karayel Okumuş



En Çok Okunanlar