Musa Güney’in doğanın çoğu zaman gözden kaçan ayrıntılarından hareketle geliştirdiği “Sentaks” başlıklı sergisi, 27 Eylül - 17 Kasım 2026 tarihleri arasında Cadde 160 Art Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Sanatçı, doğayı temsil edilecek bir manzara olarak ele almak yerine; yüzey, doku, ritim ve izler üzerinden kendi görsel dilini kuran bir varlık alanı olarak inceliyor.
Musa Güney, “Sentaks” başlıklı sergisinde bakışını doğanın bütününden çok, onun içinde çoğu zaman fark edilmeden kalan ayrıntılara yöneltiyor. Organik bir doku, küçük bir yüzey ya da doğanın kendi içinde bıraktığı bir iz, sanatçının büyük ölçekli tuvallerinde başlangıçtaki boyutundan ve bağlamından uzaklaşarak yeni bir resimsel alana dönüşüyor. Ölçeğin değişmesiyle birlikte mikro ile makro, yakın ile uzak, yüzey ile derinlik arasındaki ayrımlar da giderek belirsizleşiyor.

Serginin düşünsel arka planında, insanın varlığın kaynağını doğada aradığı kadim düşünce geleneğinin izleri bulunuyor. Antik Yunan düşüncesinde Thales’le birlikte belirginleşen “arkhe” arayışından hareket eden sergi, doğayı yalnızca görünen biçimleri üzerinden değil, parçayla bütün arasındaki ilişki üzerinden de ele alıyor. Güney’in resimlerinde ayrıntı, bütünden kopmuş bağımsız bir kesit olmaktan çıkarak bütünün yapısına dair ipuçları taşıyan yoğunlaşmış bir alana dönüşüyor.
Bu yaklaşım, sanatçının resimsel diliyle doğrudan karşılık buluyor. Boyanın katmanlanması, kazınması ve yeniden yüzeye taşınmasıyla oluşan organik yapılar; ekspresif fırça hareketleri, renk, leke, çizgi ve boşluklarla birlikte kendi ritmini oluşturuyor. İlk bakışta rastlantısal görünen biçimler, tekrarlar ve karşılaşmalar aracılığıyla birbirine eklemlenerek sergiye adını veren yeni bir görsel “sentaks” kuruyor.

Sergide doğadan alınan ayrıntı böylece yalnızca büyütülmüş bir görüntü olarak kalmıyor; başlangıçtaki referansından uzaklaşarak kendine ait bir mekân ve gerçeklik üretiyor. Musa Güney, Cadde 160 Art Gallery’deki sergisiyle izleyiciyi bir doğa parçasını tanımlamaktan çok, ona ne kadar yaklaşıldığında parçanın bütüne; yüzeyin ise yeni bir resimsel evrene dönüşmeye başladığını düşünmeye çağırıyor.
bir saat önce
Muammer Karaca Tiyatrosu’nda 14 Yıl Sonra Perde Yeniden Açıldı
2 saat önce
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden Yeni Yayın: Batılılaşan İstanbul'un Mimarları
2 saat önce
Beş Yılın Ardından: Loft Art’tan “Arşiv”
15 saat önce
Aslı Çavuşoğlu İstanbul Modern’de: Dil, Temsil ve Kamusal Alan
4 gün önce
Balkan Karışman’ın Dijital Enstalasyonu “Seyir” Trendyol Sanat’la Haliç Manzarasını Dönüştürüyor