Şevval Konyalı ile Nesnenin Hafızası

İhsan Sarıyer

bir ay önce

Nesnelerin hafızasına, tekilliğine ve taşıdıkları izlere odaklanan üretimiyle genç kuşağın dikkat çeken sanatçılarından Şevval Konyalı ile sanat pratiğinin çocukluk yıllarından itibaren içinde büyüdüğü koleksiyon kültürü, disiplinlerarası eğitimi ve çağdaş sanatla kurduğu kavramsal ilişkiyle şekillenişini konuştuk.

İhsan Sarıyer: Sanat yolculuğunuz nasıl başladı? Sizi izleyicilikten, sanatçılığa taşıyan süreçten söz eder misiniz? 

Şevval Konyalı: Çocuk kitapları yazarı ve çizeri bir illüstrasyon sanatçısı bir anne ile tutkulu bir efemera koleksiyonerinin kızıyım. Yaratıcılığı destekleyen bir evde ve koleksiyon nesneleriyle iç içe büyümek, üretme isteğimin en temel başlangıcı oldu.

Annem, Marmara Üniversitesi Heykel Bölümü mezunu. Üniversitede aldığı desen dersinde Ergin İnan’ın çizgisini fark edip ona illüstrasyonla ilgilenmesini önermesi, kendi kariyerinin ilk tohumlarını atan bir karşılaşmaydı. Benim için de üniversitede yaşadığım benzer bir kırılma anı oldu.

Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü’nün disiplinlerarası programı, kendimi geliştirebileceğim ve ufkumu açan bir alan sundu. Tasarımcı olmayı hayal ettiğim yıllarda, çağdaş sanat dersinde Gülsün Karamustafa’nın Meydanın Belleği isimli video enstalasyonuyla karşılaşmam, enstalasyon sanatına yönelmemde belirleyici oldu.

Çocukluk yıllarımda babamın deri tasarım atölyesinde vakit geçirmek de benim için önemli bir deneyimdi. Yaratıcı fikirlerin hayata geçmesine küçük yaşta tanıklık ediyordum.

Şevval Konyalı, Bak Ne Buldum, 2025

İ.S.: Sanatsal üretiminizde sıkça ele aldığımız temalar, sorguladığımız kavramlar nelerdir?

Ş.K.: Sanatsal üretimimde sıklıkla ele aldığım temalar; bir şeylerin menşei, tarihselliği ve izini sürme fikri etrafında şekilleniyor. Yazılı bir belgenin kenarındaki bir isim veya bir not yepyeni fikirler doğurabiliyor.

Akademik çalışmalar ve kavramsal sanatla olan ilişkim nedeniyle, kavramları irdeleme ve sorgulama pratikleri üretimime çok yansıyor. Meraklı bir yapım var; felsefe ve özellikle etik konusu beni çok etkiliyor.

Beni heyecanlandıran konuları araştırmaya ve hatta ilk bakışta dikkat çekmeyen detayları bile irdelemeyi seviyorum.

Üniversitede aldığım derslerin de ilk üretimlerime yansıdığı örnekler oldu. Türk kadın yazarlar üzerine aldığımız, çoğunlukla feminist yazarları incelediğimiz bir dersimiz, okuduklarımızı hocamızın analizleriyle birlikte düşünmek açısından ufkumu açmıştı.

Zihin, algı ve özellikle görsel algıya dair meseleler de ilgimi çekiyor. Otizmli çocuklarla yürüttüğüm çalışmalar da üretimime yön veren önemli deneyimlerim arasında.

İ.S.: Enstalasyon, fotoğraf ve grafik tasarım gibi farklı medyumları bir araya getiren bir sanat pratiğiniz var. Kullanacağınız medyumu seçme kararınızı ne tetikler? Fikiriniz mi malzemenin getirdiği olasılıkları arar, yoksa malzemenin doğası mı esere ilham verir?

Ş.K.: Enstalasyon kendimi iyi hissettiğim ve bana esnek çalışma alanı sunan bir medyum; üretimlerimin çoğunun enstalasyon niteliği taşıdığına inanıyorum. Bazen malzemeden fikre, bazen de fikirden malzemeye gidebiliyorum.

Özellikle buluntu nesneler ve efemera, çoğu zaman eserin zihnimde şekillenmesini sağlayan çağrışımlar yaratıyor.

Elime aldığım bir nesnenin nereden geldiğini, hangi yıllara ait olduğunu, kimlerin elinden geçtiğini düşünmek bile yeni bir işin kapısını aralayabiliyor.

Şevval Konyalı, Kupon, Galeri / Miz

İ.S.: Sanatsal üretiminizde efemeradan antika oyuncaklara çok çeşitli bulutlu nesneleri sıkça kullanıyorsunuz. Bu nesnelere nasıl erişiyorsunuz?

Ş.K.: Babamın yıllar içinde oluşturduğu efemera koleksiyonu, evimizi adeta yaşayan bir müzeye dönüştürüyordu.

Kişisel günlüklerden okul karnelerine, sokak tabelalarından sınıf sandalyelerine uzanan farklı tür ve boyuttaki nesnelerle iç içe büyümenin düşünsel dünyamı çok küçük yaşta şekillendirdiğine inanıyorum.

Salonumuzda bir uçtan diğer uca asılı duran oyuncak ip cambazı bunun en sevdiğim örneklerindendir. Yıllar sonra Bobo isimli bu cambaza eserlerimde yer verdim.

Babam, girdiği her yerde en küçük orijinalliği bile fark edebilen bir göz keskinliğine sahiptir. Bu seçiciliğin zamanla bana da geçmesini çok istedim; bugün bende de o bakışın yavaş yavaş oluştuğunu fark ediyorum.

Üretime başladığım ilk dönemlerde koleksiyonumuzdaki nesneleri kullanıyordum. Zamanla hem merakım hem de kazancım arttıkça, kendi keşiflerimi yapmaya ve bulduğum nesneleri işlerime dahil etmeye başladım.

İ.S.: Babanız bu objeleri bir koleksiyon bilinciyle topluyor. Sizin bugün yaptığınız satın almalar sadece eserlerinizde kullanmak üzere mi, yoksa siz de babanızınkine yakın bir hazla mı topluyorsunuz?

Ş.K.: Ben babamdan farklı olarak eserlerimde kullanmak üzere yeni parçalar topluyorum. Bunu bir koleksiyon oluşturma amacıyla değil, şuan için üretimime katkı sağlamak amacıyla yapıyorum.

Şevval Konyalı, Re, 2021

İ.S.: Eserlerinizde kullandığınız bir takım nesnelerin ve formların sizle özdeşleştiğini söyleyebilirim. Bunlardan biri de kayık formu; bir dönem eserlerinizde kayık formuyla sıkça karşılaşıyorduk. Sanat pratiğinizde bu form nasıl bir yer edindi?

Ş.K.: Sevdiklerimin kendi el emekleriyle yaptığı veya onlardan bir parça taşıyan hediyeler beni her zaman çok mutlu etmiştir. Çok sevdiğim bir Almanca öğretmenim de bir gün ders sonunda, sınavımızı bitirmemizi beklerken kendi elleriyle katlayıp renklendirdiği kağıttan bir kayığı bana hediye etmişti. Bu unutmadığım hatıra hala bende saklı ve yıllar sonra eserlerimde kayık formunu kullanmamda önemli bir etkisi olduğuna inanıyorum.

Kayık formunu ilk kez pandemide, 1970’lerden kalma Hachette yayınevinin Fransızca nesli tükenen hayvanlar ansiklopedisi sayfalarından hazırladığım kayıkları antika emaye bir bebek küvetine yerleştirdiğim “Re” isimli enstalasyonumda kullandım. 39. Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü’ne seçilen bu eser, Taviloğlu Koleksiyonu’na giren ilk işim oldu.

Şevval Konyalı, Aura, 2022

İ.S.: 2023'te Galeri\Miz’de gerçekleşen kupon başlıklı kişisel serginizin sergi metninden Walter Benjamin'in Aura tezinin erken dönem eserlerinizde etkili olduğu öğreniliyor. Eserlerinizle Benjamin'in tezinin kesişim alanları nelerdir?

Ş.K.: Fotoğrafın icadıyla birlikte sanat yapıtının biricikliğinin yitirildiğini söyleyen Benjamin’in “aura” kavramı benim için hep ilham verici olmuştur.

Biricik olma hali ve özgünlük fikri, kendi kimliğim ve geçmişim üzerinden üretimlerime yansıyor. Bu nedenle, seri üretim nesnelerinde bile biricikliğin farklı bir bağlam içinde yeniden ortaya çıkabileceğine inanıyorum.

Fabrikada üretilmiş bir küvetin hiç kullanılmamış olup olmadığı, kimlerin elinden geçtiği ya da bir bebeğin ilk banyosuna eşlik etmiş olma ihtimali bile, benim nezdimde o nesneyi biricik kılıyor.

Hem enstalasyon hem de fotoğraf üreten bir sanatçı olarak, özellikle enstalasyon işlerimin bu biriciklik duygusunu hatırlatmasını önemsiyorum.

Taviloğlu Koleksiyonu’nda yer alan enstalasyonlarımdan “Aura” (2021), sanat yapıtının mekanik üretim çağında nasıl kolayca bir tüketim nesnesine dönüşebildiğini hatırlatıyor. Hileli oyuncak kapma makinesini temsil eden bir vitrinde, birbirinin aynısı bronz renkteki hacıyatmaz figürleri üst üste çıkarak yükseliyor ve yığılıyor. Bu düzeneğe eski teneke bir oyuncak kepçe eşlik ediyor. 

İ.S.: 2026 yılı için sizi heyecanlandıran bir proje ya da fikir var mı?

Ş.K.: Otizmli çocuklarla birlikte gerçekleştirdiğim Otizm Favori Nesne enstalasyonunu 2026 yılında yeni yüzüyle izleyiciyle buluşturmak istiyorum. Her yıl Nisan ayında kutlanan Otizm Farkındalık Ayı, bu enstalasyon için benim açımdan özel bir zaman dilimi.

2019 yılında öğrencilik yıllarımda başlayan bu çalışma, gerçek anlamıyla ilk kez sergilenen enstalasyonum olması nedeniyle benim için ayrı bir anlam taşıyor. Günün birinde dünyanın dört bir yanındaki otizmli çocuklara ve ailelerine ulaşabilmesini diliyorum.

 


Yorumlar (2)
ED

Efser Damalı

Tebrikler sevgili Şevval başarılarının devamını diliyorum 💐
AA

Ayşenur Ateş

Şevval Konyalı sade, ince düşünülmüş, ve çok etkileyici işler yapıyor. Eserlerini görmek gerçekten büyük keyif . 👏👏👏


En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin