Kapak: Refik Anadol, Fotoğraf: Hugo Glendinning
Mağara duvarlarına çizilen ilk figürlerden günümüzün dijital üretimlerine kadar, sanat her zaman dönemin koşulları; toplumsal yapısı ve teknolojik gelişmeleriyle birlikte şekillendi. Bugün ise sanat yakın tarihin en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyor. Yapay zekânın sanat üretimine aktif olarak katıldığı bir çağdayız. Bir algoritmanın şiir yazdığı ya da senaryo oluşturduğu, bir makinenin resim yaptığı bu yeni dönemde, “yaratıcılık” kavramının anlamı muğlaklaşıyor.
Bu röportajda, Fikrî Mülkiyet ve Sanat Hukuku alanında uzman, yazar, öğretim görevlisi Av. Pınar Sönmez ile yapay zekânın sanatla olan ilişkisini, hukuk sisteminin bu yeni yaratım biçimlerine nasıl yaklaştığını ve gelecekte bizi bekleyen hukukî gerçekleri konuşacağız. Sanatla hukukun kesiştiği bu alanda, çağımızın en güncel ve tartışmalı konularından birini birlikte ele alacağız. Bu bağlamda, Türkiye’de “Sanat Hukuku Avukatı” ibaresini ilk kez kullanan ve bu alanda eser veren Av. Pınar Sönmez’in legal değerlendirmelerini aktarıyoruz. Öte yandan, Pınar Sönmez nezdinde 5 Nisan Avukatlar Günü’nü adalet bilinciyle kutluyoruz.

Av. Pınar Sönmez
Pınar Sönmez: Türk Hukuk Sisteminde Fikrî Mülkiyet korumasının merkezinde yer alan “eser” kavramı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında açık biçimde tanımlandığı üzere, sahibinin hususiyetini taşıyan ve kanunda tahdidi olarak sayılan eser türlerine dahil olan fikir ve sanat ürünlerini ifade eder. Bu çerçevede “hususiyet” unsuru, teknik icrânın ötesinde yaratıcı iradeyi ve üslubu kapsayan otantik bir nitelik taşır.
Yapay Zekâ ile üretilen sanat eserlerinde konu, hususiyetin; insan iradesine, kararına, yaratıcılığına dayanmakla birlikte algoritma ve verilerle oluşmasıdır. Eğer Yapay Zekâ yalnızca bir araç olarak kullanılıyor ve üretim süreci kullanıcı tarafından belirlenen somut yönlendirmeyle şekilleniyorsa, burada eser niteliği ve eser sahibi vasfı savunulabilir. Buna karşılık, üretimin büyük ölçüde otonom sistemler tarafından belirlendiği durumlarda, mevcut hukuk düzeninde eser sahipliğinin kurulmasına ilişkin ihtilaf olasılığı mevcuttur.

Pınar Sönmez - Aşk, Yaratıcılık ve Yasa - Alfa Kitap - 168 Sayfa
Bu nedenle yapay zekâ ile üretilen eserlerin her somut olayda insan katkısının niteliği, yoğunluğu, yönlendirici etkisi dikkate alınarak değerlendirilmesini ve sanatın, ortaya çıkan neticenin ötesinde, süreçle ve bağlamla da ilintili olduğunu vurguluyorum.
Konunun önemli bir boyutu, Yapay Zekânın hukuken kişi olarak tanımlanıp tanımlanamayacağıdır; zira mevcut hukuk düzeninde eseri meydana getirenin hukuki statüsü belirleyicidir. Bu mevzunun kavramsal zeminini oluşturan, Avrupa Parlamentosu’nun 2017 tarihli önerisinde gündeme gelen “elektronik kişilik” önerisi ve Avrupa Birliği’nin 2024 tarihli Yapay Zekâ Yasası (AI Act) risk temelli yaklaşımıyla kapsamlı ve tarihsel bir düzenleyici çerçeve sunmaktadır. Söz konusu düzenleme, şeffaflık, insan denetimi ve veri kullanımının hukuka uygunluğu ilkelerini öne çıkararak, Yapay Zekâ sistemlerinin hukuki sorumluluğuna dair esas parametreleri belirlemektedir. Nitekim bu süreç, hukukun tarihsel gelişiminde tüzel kişilik kavramının inşa edildiği döneme benzer anahtar bir zaman olarak konumlandırılabilir.

X Media Art Museum
P.S.: Esas itibarıyla, orijinalite, eserin değerinin ta kendisidir. Yapay Zekâ ile üretilen eserlerde, deep learning sürecinde kullanılan verilerin mümkün olduğunca eser sahibi tarafından üretilmiş olması önem arz etmektedir. Başkasına ait eser veya veri kullanılması durumunda ise ilgili kişiden veya kurumdan yazılı izin alınması ve/veya telif haklarının ödenmesi, olası hukuki ihtilafların ve intihal riskinin önlenmesi için gereklidir. Sanat eserlerinin sahiplerinden kanunda öngörülen usule ve şekil şartlarına uygun olarak alınan, tüm malî hakların sıralandığı yazılı izin ya da sözleşme akabinde üretimin yapılmasını öneriyorum. Bu şekilde, eser sahiplerinin malî ve manevi haklarının korunmasını ve Yapay Zekâ ile üretilen eserlerde tazminat talebiyle karşılaşılmamasını ya da cezaî süreci önlemeyi teminen yasal bir yol oluşturulabilir.
Nitekim, DasDas ile işbirliği içindeki Türkiye’nin ilk dijital sanat müzesi X Media Art Museum‘a verdiğim danışmanlık kapsamında Yapay Zekâ dinamikleriyle elde edilen eserler için, eser sahiplerinden ya da ilgili müzelerden tüm yazılı izinlerin alındığını ve önce uygulamada şekillenecek konularda bir ilki, öncü adımı gerçekleştirdiğimizi Türkiye’nin hukuk ve sanat tarihine bir kayıt olarak derç etmek isterim.

P.S.: Güncelde ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği’nde Fikrî Mülkiyet Hukuku’na ilişkin düzenleme değerlendirmeleri devam etmektedir. Dijital geleceğin şekillenmesine yönelik tanımların ve neticelerin titizlikle ifadesi çok önemlidir. Günün gerçeği; mevzuat, hukuk felsefesi ve hukuk nosyonu çerçevesinde teamülleri bizzat ve aktif olarak şekillendirmeye başlamış olmamızdır.
Fikrî Mülkiyet Hukuku odaklı Yapay Zekâ Hukukunun geleceği, temel ilkelerin uluslararası sistemler içinde tesis edildiği; bununla birlikte uygulama ve hukuki statülerin ulusal hukuk düzenleri içinde şekillendiği bir ifade bulacaktır. Türk Hukuku Kıta Avrupası Hukuk Sistemine tabi olduğundan Avrupa’daki yargı kararları, uluslararası anlaşmalar, normatif yaklaşımlar, Türk Hukukuna da yansıyacaktır. Öte yandan elbette küresel sistem içinde her gün ilerleyen Yapay Zekâ teknolojilerinin sanata etkisi yeni bir regülasyon ve entegrasyon getirecektir.
P.S.: Mevcut mevzuatın Yapay Zekâ’ya ilişkin doğrudan ve kapsamlı bir düzenleme içermediği bu dönemde, sağlıklı işleyişi için öncelikle üreticilerin kendi fikrî üretimlerine değer vermeleri ve bu eserleri dijital sanat alanında bilinçli kullanmaları kritik önem taşımaktadır.
Bunun yanında, Yapay Zekâ destekli araçlara dair teknolojik gelişmelerin yakından takip edilmesi, uluslararası uygulamalardaki dönüşümlerin izlenmesi ve gelişen yaratım biçimlerine uyum sağlanması gerekmektedir. Bu süreçte temel amaç, hem yaratıcı emeğin korunması hem de yenilikçi üretim modellerinin sanat ekosistemine güvenle entegre edilmesi hususunu daha çok konuşacağız.
Dijital teknolojilerin yeni hukuki hikayesinde, ihtilafların çözümüne yönelik işbirliğini kolaylaştırmak ve insaniyetin lehine fikrî çabayı teşvik etmek, yasal düzenlemeleri beraberinde getirecektir. Dünya adalet sistemlerini etkileyecek Yapay Zekâ’nın sanat eseri üretimi bakımından adil ve verimli etkisi ise ancak yüksek hukuki standartların sağlanması, yasaların en iyi şekilde güncellenmesi ve uygulanması ile mümkün olacaktır.
bir ay önce
Semiha Berksoy’un Boyutlar Arası Dünyası: Öykü Özsoy Sağnak ile ‘Tüm Renklerin Aryası’ Üzerine
2 ay önce
Neslihan & Derin Demircioğlu ile "Nokta: Evrende Bir İz" Üzerine
3 ay önce
Şevval Konyalı ile Nesnenin Hafızası
4 ay önce
BASE 2025: Genç Kuşağın Ses Getiren Diyalogları
4 ay önce
Üç Ayaklı Kedi'nin Öne Çıkanları