Claire Arkas ile resim, zaman ve görme üzerine...
Alaçatı’nın yaz kalabalığı içinde bazı meknâlar, dışarıdaki ritimden bilinçli olarak uzak duruyor. Arkas Sanat Alaçatı da onlardan biri. İçeri adım attığınız anda tempo değişiyor; gözünüz hayatın hızından sıyrılıp resimlerin önerdiği zamana uyum sağlamaya başlıyor.
Claire Arkas’ın “Göz Sözden Önce Gelir” başlıklı sergisi, sanatçının yaklaşık yirmi iki yıllık üretiminden seçilen seksen üç eseri bir araya getiriyor. Küratör Karoly Aliotti’nin kurgusu, işleri kronolojik bir çizgide değil, üretimde süreklilik gösteren görsel meseleler etrafında sunuyor: su yüzeyleri, iç mekânlar, otoportreler, bahçeler, yansımalar, pencereler, ışık… İlk bakışta birbirinden bağımsız görünen bu imgeler, sergi ilerledikçe aynı bakışın farklı zamanlarda yeniden kurulmuş halleri gibi okunmaya başlıyor.

Claire Arkas, Teslimiyet, 2019.
Serginin adı, John Berger’in “Görme Biçimleri” kitabındaki “görmek sözlerden önce gelir.” cümlesine gönderme yapıyor, bu Claire Arkas için üretiminin çıkış noktası. Kendisine sorduğumda şöyle anlatıyor: “Benim için görmek anlatmaktan önce geliyor. Resim yaparken de önce bakmaya ve o görüntünün bende bıraktığı etkiyi anlamaya çalışıyorum… Ben resme büyük bir hikâye ya da fikir anlatmak için başlamıyorum.”
Yirmi iki yılı bir arada gördükten sonra kendi üretimine dair neyi fark ettiğini sorduğumda benzer bir sürekliliğe işaret ediyor: “Geriye baktığımda birbirinden farklı olduğunu düşündüğüm dönemler arasında aslında güçlü bir devamlılık olduğunu fark ettim. Değişen pek çok şey var ama değişmeyen, bakmaya ve gözlemlemeye duyduğum istek oldu.”
Bu da sergideki tekrarların neden biçimsel bir alışkanlık gibi durmadığını açıklıyor. Benzer temaların yıllar içinde yeniden ele alınışını ise şöyle tarif ediyor: “Bunlar benim için bir tekrar değil, çünkü her resmin yapısal bir oluşum süreci var. Her biri farklı bir görme biçimini barındırıyor. Bu yüzden bu temalara yeniden dönmek bir alışkanlık değil, bir bakmayı sürdürme isteği.”
Işık da resimlerinde benzer bir mantıkla çalışıyor, nesneleri görünür kılan teknik bir unsur olmaktan çok, anlamı dönüştüren bir öğe olarak: “Işığın her şeyi açıkça göstermesinden ziyade, bazı şeyleri askıda bırakması ilgimi çekiyor. Işık benim için resmin doğal bir parçası.”

Sanat disiplininin izini sanatçının Paris yıllarına kadar sürmek mümkün. École des Beaux-Arts’ta aldığı gravür ve taş baskı eğitimi ekstra bir görme biçimi kazandırmış: “Gravür ve taş baskı tekniği bana çizgilerimi yalınlaştırmamı ve netlik getirmemi sağladı… Resimlerimde aynı çizgi yapısı var; fakat çizgi, resmin öncesinde değil, oluşum sürecinde form ve renkle aynı anda, birbirini destekleyerek inşa oluyor.”
Sergide yer alan taş baskılar ve gravürler bu sürekliliği somutlaştırıyor. Gotik mimarinin ritmini araştıran bu siyah-beyaz çalışmalarla sonraki yağlıboyalar arasında ilk bakışta büyük bir mesafe varmış gibi görünüyor; oysa ikisi de aynı meselenin peşinde: ışığın mekanı nasıl dönüştürdüğü, boşluğun nasıl kurulduğu, çizginin bakışı nasıl yönlendirdiği.
Sergiyi gezerken sessizlik ve dinginlik duygusu ağır basıyor. Bunun günümüzün hız ve tüketim kültürü içinde nasıl bir karşılık bulduğunu sorduğumda, Claire Arkas’ın yanıtı net: “Günümüz dünyasında bu sessizlik ve yavaşlığa gerçekten çok büyük bir ihtiyaç var. Her şey o kadar çabuk tüketiliyor ki… Oluşum sürecindeki süre ve sessizlik alanını seyirciye taşıyabilmek benim için kıymetli olduğu kadar, seyircide de farklı bir alan açtığını düşünüyorum.”

Claire Arkas, Mıhlı Şelalesi'nde Yansımalar, 2022
Sanat yolculuğunun başında İnci Aksoy’un ilk sergilerinden birinde oynadığı önemli role değinirken sanatçı, bunu bugün halen minnetle hatırlıyor: “Yolun henüz çok başındayken üretiminize inanan, size o alanı açan insanlarla karşılaşmak gerçekten çok belirleyici ve kıymetli. Sanat yolculuğu oldukça içe dönük ve yalnız bir süreç, fakat bu tür güzel karşılaşmalar o yalnızlık alanını koruyarak daha cesur adımlar atılmasına çok yardımcı oluyor.”
Yapay zekanın resim pratiğini nasıl etkilediğini sorduğumda, Claire Arkas kategorik bir karşı çıkış yerine dengeli bir yaklaşım ortaya koyuyor: “Yapay zekânın farklı imkanlar sunduğunu düşünüyorum. Ama benim için resim, bakarak, bekleyerek ve zaman içinde oluşan bir süreç.” Onun resimleri hızla üretilmiş fikirlerden değil, uzun süre bakılan görüntülerden doğuyor, teknoloji çağında yavaşlamayı öneren bir üretim.

Duygu Aydemir
Bugününe bakıp, gençlik yıllarına ne söylemek isterdi diye sorduğumda, yanıtı şaşırtıcı: “Aslında o dönemime bir şey söylemek istemezdim; çünkü o dönemdeki kararsızlıklar ve samimi arayışlar, bugünkü resimlerimin en değerli parçası. O yüzden cevapları, bakmayı sürdürerek ve gözlemleme isteğini canlı tutarak yine kendisinin bulmasına izin verirdim.”
Ve sergiden ziyaretçilerinin hangi hislerle ayrılmalarını ümit eder diye sorduğumda: “Her şeyin bu kadar hızlı tüketildiği bir zamanda, baktıkları sıradan detaylarda aslında ne kadar çok katman olduğunu fark etmelerini ve kendi görme ritimlerini anlamaya çalışmalarını isterim. Resimlerim onları biraz yavaşlatabilir, bakmanın sadece bir eylem olup olmadığını, görmeye ne kadar zaman ayırdıklarını sorgulamaları beni mutlu eder.”
“Göz Sözden Önce Gelir”, yalnızca Claire Arkas’ın bugüne kadarki üretim sürecini bir araya getiren kapsamlı bir seçki değil; günümüzün tüketim kültürü içinde görmenin ne anlama geldiğini tekrar düşünmeye çağıran bir sergi. Mesele sadece görmek değil, bakabilmek ve bir resmin karşısında cevabını hemen aramadan biraz daha uzun süre kalabilmek.
Claire Arkas / Göz Sözden Önce Gelir / Küratör: Karoly Aliotti / Arkas Sanat Alaçatı / 11 Mayıs - 1 Kasım 2026
11 gün önce
Sükûnetin Raflarında: Bir Koleksiyonerin Zihinsel Haritası
22 gün önce
Ege’de Yeni Bir Sanat Durağı: Alaçatı’da Genç Bir Galeri Girişimi Olarak L+S Contemporary
bir ay önce
Tavşan Deliğine Yeniden Düşmek: Alice Harikalar Diyarında’yı Yapay Zekâ Çağında Okumak
bir ay önce
Zamandan Muaf İmgelerin Peşinde: Taner Ceylan’ın Resminde Güzellik, Bellek ve Kırılganlık
2 ay önce
Mekânın Hafızasında Düşünmek: Nevzat Sayın