Murat Germen, küratörlüğünü Fırat Arapoğlu'nun üstlendiği, 19 Aralık 2025 - 2 Şubat 2026 tarihleri arasında Collect Gallery'de izleyiciyle buluşan “Zemin_siz İstanbul” sergisinde Batı’nın gelişim anlatısını destekleyen sabit ufuk çizgisine ve zemine dayalı doğrusal perspektifi terk ederek, çağımızın baskın görsel dili haline gelen dikey perspektife odaklanıyor. Uydu görüntüleri, drone ve uçak çekimleriyle mümkün hale gelen bu bakış, İstanbul’u hem tarihsel bir merkez hem de sürekli izlenen, kontrol edilen ve genişleyen bir metropol olarak yeniden haritalandırıyor.
Sanatçı, perspektifi yalnızca estetik bir tercih olarak değil, aynı zamanda ideolojik, politik ve teknolojik bir araç olarak ele alıyor. Dikey bakış, çoklu ufuk noktaları ve zeminsizlik hissi yaratarak izleyicinin mekânla kurduğu alışıldık ilişkiyi bozuyor. Böylece İstanbul, ölçülebilir ve kavranabilir bir bütün olmaktan çıkıp, kaotik, parçalı ve sürekli dönüşen bir yapıya bürünüyor.
Sergide yer alan yapıtlar, izleyiciyi öncelikle ölçek ve hegemonya meselesiyle yüzleştiriyor. Yüksek irtifadan çekilmiş hava fotoğrafları, kentin fiziksel sınırlarını ve coğrafi büyüklüğünü görünür kılarken, Batı’nın doğrusal ilerleme fikrinin aksine İstanbul’un düzensiz ve kontrolsüz yayılımını ortaya koyuyor. Bu bakış, şehrin erişilebilir ya da ölçülebilir bir mesafede olduğu yanılsamasını da ortadan kaldırıyor.

Drone fotoğrafları aracılığıyla topografya, yoğunlaşma ve altyapı karmaşası belirli alanlar üzerinden görünür hale geliyor. Dikey perspektif, mekânı olduğu kadar toplumsal yapıyı da katmanlara ayıran bir görme biçimi olarak işliyor. Sabit ve güvenli bir zemin fikri reddedilirken, İstanbul; su yolları, ulaşım ağları ve geçici akışlar üzerinden sürekli değişen, anlık bir oluş hali olarak ele alınıyor.
Germen, kent merkezlerindeki büyük kamusal alanlara ve tarihi yapıların çevresinde yoğunlaşan trafik ve yaşam akışına odaklanarak gözetim, iktidar ve yeni kent alanları arasındaki ilişkiyi sorguluyor. “Tanrı’nın Gözü” kavramı üzerinden dikey bakışın yukarıdan aşağıya kurduğu hiyerarşi görünür kılınıyor; planlı meydanlar ve düzenli kentsel boşluklar aracılığıyla, siyasal strateji için vazgeçilmez olan zemin kavramı tartışmaya açılıyor.
Serginin son aşamasında izleyici, görsel manipülasyonlar ve matematiksel işlemlerle üretilmiş imgelerle karşı karşıya kalıyor. Formların kitle ve sonsuzluk lehine feda edildiği bu çalışmalar, “küçük gezegenler” olarak somutlaşarak özne–nesne, zaman–mekân gibi ikilikleri geçersiz kılıyor ve dikey perspektifin yarattığı yeni görsel yapının düşünsel sonuçlarını araştırıyor.

“Zemin_siz İstanbul”, kenti estetize eden bir temsilin ötesine geçerek; perspektif, gözetim, militarizm ve mega-kentlerin yaygınlaşmasına dair kapsamlı bir görsel araştırma sunuyor. Drone ve uçak teknolojilerinin sağladığı olanaklar, İstanbul’un yüzeysel gündelik yaşamının altındaki coğrafi ve politik gerçekliği açığa çıkarıyor. Sergi, izleyiciye kendi içine kıvrılan, sürekli kontrol edilen ve sınırsızca genişleyen bir İstanbul gezegeni ile karşı karşıya olduğunu hatırlatıyor.
8 saat önce
Haute Couture’un Ustası Valentino Garavani'ye Veda
8 saat önce
Gündelik Olanın İzinde: Hasip Özbudun'dan “Evcil Çizgiler”
9 saat önce
Tiyatro Tarihimizin Arşivle Yüzleşmesi: “Tiyatro Hazinemizden” Depo'da
3 gün önce
Ertuğrul Berberoğlu’ndan “NARKİSSOS”: Benlik ve Bakış Üzerine
3 gün önce
Adana’da Görüntü Sanat Galerisi’yle Oyuna Devam