Hafızanın Bozkırı Galeri 77'de: Mehmet Resul Kaçar’dan “Benim İnandığım Tanrı’nın Öküzleri”

ArtNews

3 saat önce

Kapak: Mehmet Resul Kaçar, Sordar, 2025, Tuval üzerine yağlıboya, 150x190 cm

Mehmet Resul Kaçar, İstanbul’daki üçüncü kişisel sergisi “Benim İnandığım Tanrı’nın Öküzleri” ile izleyiciyi bellek, coğrafya ve vicdan arasında kurulan çetin bir hesaplaşmaya davet ediyor. Galeri 77’de 26 Şubat – 28 Mart tarihleri arasında gerçekleşen sergi, sanatçının bireysel hafızası ile kolektif deneyimler arasındaki gerilimi ahlaki bir sorgulama ekseninde derinleştirdiği on yedi tuval üzerine yağlıboya çalışmadan oluşuyor.

Kaçar’ın pratiği, tekil temalar etrafında şekillenmekten ziyade, birbirine eklemlenen deneyimlerin oluşturduğu bütünlüklü bir görsel alan inşa eder. Yetiştiği coğrafyanın bozkır doğası, hayvan figürleri, gündelik yaşamdan süzülen anlatılar ve çocukluk anıları; sanatçının resimlerinde tekrar eden imgeler olarak karşımıza çıkar. Ancak bu imgeler nostaljik bir geri çağırma işlevi görmez. Aksine, yerinden edilmiş bir deneyimin kökleriyle mesafeli ama ısrarlı temasının izlerini taşır.

Mehmet Resul Kaçar, Ve Ben Kankole Üzümleri Yiyordum, 2025, Tuval üzerine yağlıboya, 150x190 cm

Sergiye, sanat yazarı Öykü Demirci’nin kaleme aldığı kapsamlı bir katalog metni eşlik ediyor. Demirci, Kaçar’ın pratiğini yalnızca biçimsel özellikleri üzerinden değil; etik, toplumsal ve tarihsel bağlamlarıyla birlikte ele alarak serginin kavramsal çerçevesini derinleştiriyor.

Ters Yüz Edilen Bir Düzen

Serginin başlığı, sanatçının geçmişte ürettiği aynı adlı bir yapıtından ödünç alınmış. Söz konusu eserde Kaçar, geleneksel kırsal sahneyi tersine çevirerek öküzler yerine kadınların çift sürdüğü bir kompozisyon kurar. Gerçek bir hikâyeye dayanan bu yer değiştirme, sembolik bir müdahale aracılığıyla toplumsal adaletsizliğe doğrudan temas eder.

Mehmet Resul Kaçar, Ve Avlanan Bu Tavşanın Kulakları Deliktir, 2024, Tuval üzerine yağlıboya, 150x190 cm

Sanatçı için burada belirleyici olan, “inanç” kavramının dogmatik bir çerçeveden çok, ahlaki ve vicdani bir değerler bütünü olarak ele alınmasıdır. “Benim İnandığım Tanrı’nın Öküzleri”, tam da bu bağlamda, yetiştiği coğrafya, dinlediği hikâyeler ve taşıdığı etik ilkelerle biçimlenen bir değerler sistemini görünür kılar. Sergi, belirli bir yere ait olmanın ne anlama geldiğini değil; o yerin insanı nasıl biçimlendirdiğini sorgular.

Sarının Hafızası

Kaçar’ın resimleri, sarı rengin hâkimiyetindeki uçsuz bucaksız bozkır manzaralarıyla tanınır. Onun külliyatında adeta imza niteliği taşıyan sarı, bir sona işaret ederken aynı anda yeni bir başlangıcın eşiğinde durur. Yeşille filizlenen yaşamın zamanla sarıya evrilmesi, bir tükeniş değil dönüşüm olarak okunur. Bu nedenle tuval yüzeyindeki sarı alanlar durağan değil; zamansal olarak yüklü, eşikte duran bir varlık hâlidir.

Mehmet Resul Kaçar, Boğa Güreşi III, 2025, Tuval üzerine yağlıboya, 135x100 cm

Sarı bozkırın ortasında yükselen bir ağaç, kuru otların arasından sızan canlı renkler ya da derin mavi gökyüzü, yaşam döngüsünün birbirini tamamlayan evrelerini düşündürür. Bu renk paleti yalnızca biçimsel bir tercih değil; coğrafyanın hafızasına ve zamanın işleyişine dair bir zemin işlevi görür.

Minyatürü Çağrıştıran Bir Düzlem

Kaçar’ın üretimini belgeselci realizmden ayıran en önemli unsur, minyatür estetiğini çağrıştıran düzlem anlayışıdır. Sanatçı, geniş renk alanlarıyla yüzeyi parçalara ayırır; yüksek açıdan kurduğu sinemasal kadrajlarla köyü yaşanan bir mekân olmaktan çok, hafızada dönüşmüş bir alan olarak resmeder.

Katmanlı boya tekniği ve deneysel süreç sonunda ustalaştığı tarama-noktalama yöntemi, rengin koyudan açığa doğru ortalama beş kat hâlinde uygulanmasını içerir. Bu yöntem yüzeyde ritim ve yoğunluk farkları yaratırken, kalın boya tabakaları tuvale güçlü bir fiziksel varlık kazandırır. Resim böylece yalnızca görülen değil, aynı zamanda hissedilen bir nesneye dönüşür.

Sergideki manzaralar, figürler ve hayvanlar; geri dönülebilecek bir geçmişi değil, bugünden bakılan bir hafızayı işaret eder. Mehmet Resul Kaçar, köyü idealize edilen bir mekân olarak değil; zamanla dönüşmüş, mesafeyle yeniden kurulmuş bir deneyim alanı olarak ele alır. “Benim İnandığım Tanrı’nın Öküzleri”, bu yönüyle geçmişi anlatan değil, geçmişle hesaplaşan bir sergi olarak öne çıkar.

Mehmet Resul Kaçar / Benim İnandığım Tanrı’nın Öküzleri / Galeri 77 / 26 Şubat – 28 Mart 2026

Yazı ve Fotoğraflar: ArtNews

Paylaş:


Yorum yapmak için tıklayın

Diğer Yazıları

2 gün önce

İstanbul Sergi Ajandası: Mart 2026

3 gün önce

Ayın Kitabı: Prof. Dr. Marcus Graf'tan ”Batı’da ve Türkiye’de Sergicilik Tarihi”

3 gün önce

Modernizme Karşı Sessiz Bir Estetik: “Saf Yürekler” Pera Palace Hotel’de

5 gün önce

14. Liverpool Bienali'nin Küratörleri Belli Oldu

5 gün önce

Bahar Rüzgarları İçin Geri Sayım Başladı: Katılımcıları ve Sürdürülebilirlik Odaklı Modeliyle CI BLOOM’un 5. Edisyonu

En Çok Okunanlar