Mit, Toprak ve Bellek: Troya Müzesi’nde Zamansız Bir Anlatı

ArtNews

3 gün önce

Çanakkale’nin Tevfikiye Köyü’nde, binlerce yıllık Troya Antik Kenti’nin hemen yanı başında yükselen Troya Müzesi, yalnızca bir arkeoloji müzesi değil; insanlık tarihinin en güçlü anlatılarından birini  yeniden kuran bir kültür yapısı.

2018 yılında kapılarını açan ve kısa sürede müzecilik çevrelerinin dikkatini çeken Troya Müzesi, mitoloji, tarih, arkeoloji ve mimariyi tek bir anlatıda buluşturuyor. Homeros’un destanlarında ölümsüzleşen Troya Savaşı’ndan, Anadolu’nun çok katmanlı kültürel mirasına uzanan bu yolculuk, ziyaretçisini düşünmeye, hissetmeye ve sorgulamaya davet ediyor.

Knidoslu Aphrodite, Pişmiş Toprak, Helenistik Dönem, MÖ 2. yy.

Mimarlıkta Toprağın Hafızası

Müzenin mimarisi, Troya’nın katmanlı yapısından ilham alıyor. Pas rengi çelik kaplama, kazı alanından çıkan toprakla görsel bir bağ kurarken; yükseldikçe açılan mekânsal kurgu, ziyaretçiyi adeta bir arkeolojik kazı yapıyormuş hissiyle yukarı taşıyor. Bu yaklaşım, binayı sadece bir sergileme alanı olmaktan çıkarıp, Troya anlatısının fiziksel bir parçasına dönüştürüyor.

5 Bin Yıllık Hikâye, Tek Anlatı

Troya Müzesi koleksiyonu, Troas Bölgesi’nden çıkarılan eserler başta olmak üzere, Tunç Çağı’ndan Roma İmparatorluğu’na uzanan yaklaşık 5 bin yıllık bir zaman dilimini kapsıyor. Altın takılar, seramikler, heykeller, lahitler ve günlük yaşama dair nesneler; kronolojik değil, tematik bir kurgu içinde sunuluyor. Böylece ziyaretçi, Troya’yı yalnızca bir savaş sahnesi olarak değil, yaşayan bir kent, çok kültürlü bir merkez ve süreklilik taşıyan bir uygarlık olarak algılıyor.

Müze aynı zamanda, Troya’dan yurt dışına kaçırılmış eserlerin iadesi konusundaki kültürel farkındalığın da önemli bir simgesi. Troya Hazineleri’nin hikâyesi, yalnızca bir arkeoloji meselesi değil; etik, kültürel miras ve evrensel sorumluluk tartışmalarının da merkezinde yer alıyor.

Hadrian (Roma İmparatoru) Heykeli, Mermer, Roma Dönemi, MS 117-138, Troya Kazısı
Polyksena (Troya Prensesi) Lahiti, Mermer, Akraik Dönem, MÖ 6. yy., Gümüşçay-Dedetepe Tümülüsü Kazısı

Troya Müzesi, Anadolu’nun dünya uygarlık tarihindeki yerini güçlü bir estetik ve anlatı diliyle ortaya koyarken, Türkiye’nin kültürel diplomasi vizyonunun da önemli bir vitrini olarak konumlanıyor. Burada sergilenen her eser, yalnızca geçmişin değil, geleceğe aktarılmak istenen ortak insanlık hafızasının bir parçası.

Troya Müzesi, efsanelerin tozlu sayfalardan çıkıp çağdaş bir mekânda yeniden nefes aldığı; tarih, sanat ve mimarinin kusursuz bir uyumla buluştuğu nadir müzelerden biri olarak, ziyaretçisini zamanın ötesine çağırıyor.

Yazı ve Fotoğraflar: ArtNews

Paylaş:


Yorum yapmak için tıklayın

Diğer Yazıları

2 gün önce

Tracey Emin: İkinci Bir Hayatın Anatomisi Tate Modern'de

3 gün önce

Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Hiç Sergilenmemiş Bir Seçki Galeri Selvin’de

3 gün önce

Loft Art’ta Sürece Odaklanan Bir Sergi: "Yolun Ortasında Yüzeyin Altında"

4 gün önce

Ahmet Ümit’in "İstanbul Hatırası" Diziye Uyarlanıyor: Başkomser Nevzat Yakında Ekranda

5 gün önce

Ceramic Brussels Uluslararası Seramik Üretimini Üçüncü Kez Bir Araya Getiriyor

En Çok Okunanlar