Mina Pembe Malaz’ın ilk bağımsız küratöryel projesi “Ben”ler, 13 sanatçıyı bir araya getirerek kimlik, kolektif bellek ve duygusal miras etrafında örülü çok katmanlı bir karşılaşma alanı açıyor. Sergi, Balat’ta Surp Hireşdagabet Ermeni Kilisesi’ne bağlı, yeni restore edilen A. Demircian Sanat Evinde hayata geçen ilk sergi olma özelliğini taşıyor ve mekânın tarihsel belleğiyle güçlü bir diyalog kuruyor.
“Ben”ler; köklü hikâyelerin feminist yeniden anlatımlarından geleneksel tekniklerin geri kazanımı ve dönüşümüne, doğayla kurulan eşitlikçi ilişkilere uzanan geniş bir seçki sunuyor. Sergi, sanatçıların hem kişisel duygusal miraslarına hem de onları çevreleyen tarihsel ve kültürel yapılara verdikleri eleştirel yanıtları görünür kılarken, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil, tanımaya ve tanıklık etmeye davet ediyor.
Mathilde Melek An, Up in the air #2, 2025, Kapitoneli, pamuk dolgulu, nakışlı yorgan, 200x 150 cm
Elçin Acun, Mathilde Melek An, Leyla Borovalı, Cansu Çakar, Azra Çelik, Fulya Çetin, Irmak Dönmez, Dilara Göl, Ela Malaz, Cansu Sönmez, Deniz Türkoğlu Hewes, Duygu Yılmaz ve Kyveli Zoi’nin eserlerini bir araya getiren sergi; resimden mürekkebe, tekstilden kapitone ve nakışa, seramik ve çiniden fotoğraf, video ve yerleştirmeye uzanan çok çeşitli mecralar aracılığıyla çok sesli ve zengin bir yapı kuruyor. Bu çeşitlilik, çağdaş sanat pratikleri ile kültürel, duygusal ve tarihsel dokular arasında derinlikli bir diyalog yaratıyor.
Serginin kavramsal omurgasını oluşturan Yansıma, Geri Kazanım ve Tanıma başlıkları; hem kullanılan tekniklerde hem de ele alınan temalarda belirginleşiyor. Ekofeminist düşünceyle şekillenen bazı işler ağacı, toprağı, yeryüzünü ve deniz ekosistemlerini merkeze alırken; diğerleri çini, oya ve kapitone gibi geleneksel teknikleri güncel anlatılarla dönüştürüyor. Mitler, ikonografiler ve kültürel imgeler ise sanatçıların kişisel duyarlılıklarıyla yeniden yorumlanıyor: Güçlü ve özgür bir Barbie figüründen arkeolojik motiflere uzanan semboller, bugünün duygusal alanlarına taşınarak izleyiciyi yeni okumalara çağırıyor.
Cansu Sönmez, kum, porselen ve zeytin atıklarından oluşturulmuş vegan deri, değişken boyutlar
Sergide öne çıkan karşılaşmalardan biri, Elçin Acun’un kamusal alanı bir illüzyonla işgal ederek cinselliğe dair kalıpları sorgulayan video yerleştirmesi ile Mathilde Melek An’ın geleneksel saten yorgan işçiliği üzerine işlenmiş gökyüzü imgesi arasında kuruluyor. Bu sessiz diyalog, kadınların tarih boyunca kamusal alandan dışlanarak mahrem alana çekilmelerini hatırlatırken, kadın emeğinin değerini ve günümüzde güvenli alan yaratma ihtimalini görünür kılıyor.
“Ben”ler, adını her birimizin benliğini oluşturan katmanlardan alıyor; paylaşılan duygulara, sessiz miraslara ve kuşaklar arası travmaların izlerine işaret ederek bireysel olan ile kolektif olan arasındaki geçiş alanlarını görünür kılıyor. Kırmızı taş duvarlı, dört odalı tarihi A. Demircian Sanat Evi’nin çok katmanlı geçmişi, serginin duygusal ve kavramsal derinliğini daha da yoğunlaştırıyor.
Sanat tarihi, psikoloji ve antropoloji geçmişine sahip Mina Pembe Malaz, küratöryel pratiğini duygusal miras, feminist anlatılar ve kadın emeğinin politikası etrafında şekillendiriyor. “Bakma”, “tanıma” ve “birlikte düşünme” eylemlerini merkeze alan Malaz için “Ben”ler, çağdaş sanat aracılığıyla kapsayıcı ve yansıtıcı alanlar açma arzusunun güçlü bir başlangıcı niteliğinde.
“Ben”ler, 12–21 Aralık 2025 tarihleri arasında, 11.00–19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Balat’ta, geçmişle bugünü; bireysel olanla kolektif olanı aynı anda duyulur kılan bu sergi, izleyicisini çoklu “ben”lerle yüzleşmeye davet ediyor.
Kapaktaki eserler: Fulya Çetin
Yazı ve Fotoğraflar: ArtNews
Haute Couture’un Ustası Valentino Garavani'ye Veda
Gündelik Olanın İzinde: Hasip Özbudun'dan “Evcil Çizgiler”
Tiyatro Tarihimizin Arşivle Yüzleşmesi: “Tiyatro Hazinemizden” Depo'da
Ertuğrul Berberoğlu’ndan “NARKİSSOS”: Benlik ve Bakış Üzerine
Adana’da Görüntü Sanat Galerisi’yle Oyuna Devam
Yorum yapmak için tıklayın