Kapak: Tracey Emin, My Bed, 1998
Tate Modern, 2026 baharında çağdaş sanatın en çarpıcı ve tartışmalı figürlerinden biri olan Tracey Emin’in bugüne kadarki en kapsamlı sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Tracey Emin: A Second Life başlıklı sergi, sanatçının kırk yıla yayılan üretimini bir araya getirerek yalnızca bir retrospektif değil, Emin’in deyimiyle “yaşamanın gerçek bir kutlaması” olarak konumlanıyor.
Beden, arzu, travma, iyileşme ve hayatta kalma temaları etrafında şekillenen sergi, Emin’in sanat anlayışının merkezinde yer alan "ödünsüz itiraf estetiğini" gözler önüne seriyor. 1990’larda üretilmiş enstalasyonlardan, ilk kez sergilenecek yeni resim ve bronz heykellere uzanan seçki, Emin’in sanatını şekillendiren kişisel kırılmaları ve dönüşümleri kronolojik ama duygusal bir akışla izleyiciye aktarıyor.
Sergi, Emin’in resimle kurduğu çalkantılı ilişkiyi merkeze alarak başlıyor. Sanatçının White Cube’daki ilk solo sergisi My Major Retrospective 1982–93’ten eserler, yok ettiği erken dönem resimlerinin fotoğrafları aracılığıyla yeniden görünür kılınıyor. Bu eserler, Tracey Emin CV (1995) ve bugün artık ikonik kabul edilen video eseri Why I Never Became A Dancer (1995) ile birlikte, Emin’in birinci tekil şahıs anlatısını ve kişisel tarihini sanatının merkezine yerleştiren yaklaşımını ortaya koyuyor.
Emin’in sanatsal kimliğinde Margate belirleyici bir eksen olarak serginin omurgasını oluşturuyor. 15 yaşında ayrıldığı, ancak hayatının dönüm noktalarında geri döndüğü bu sahil kasabası; çocukluk anıları, gençlik travmaları ve yas duygusuyla Emin’in üretiminde döngüsel olarak karşımıza çıkıyor.
Tracey Emin, Mad Tracey From Margate: Everybody’s Been There (1997)
Mad Tracey From Margate: Everybody’s Been There (1997) ve It’s Not the Way I Want to Die (2005) gibi eserler, sanatçının kırılganlıklarını, korkularını ve monologlarını dürüstçe açığa çıkarıyor.
A Second Life, Emin’in kariyeri boyunca kaçınmadan ele aldığı cinsel saldırı, kürtaj ve kadın bedenine yönelik toplumsal baskılar gibi konuları merkeze alıyor. How It Feels (1996) adlı video çalışması, başarısız bir kürtaj deneyimini tüm sertliğiyle aktarırken; ilk kez kamuya açık şekilde sergilenecek olan The Last of the Gold (2002), kürtaj üzerine alfabetik bir rehber niteliği taşıyor. Emin bu eserlerde, özel olanı politik ve kamusal olana dönüştürme cesaretini bir kez daha ortaya koyuyor.
Serginin merkezinde iki başyapıt yer alıyor: Exorcism of the Last Painting I Ever Made (1996) ve Turner Ödülü’ne aday gösterilen My Bed (1998). Bu eserler, Emin’in sanatsal ve fiziksel çöküşten yeniden doğuşa uzanan yolculuğunu simgeliyor. İzleyici, bu noktada sanatçının “birinci hayatı”ndan “ikinci hayatı”na geçişine tanıklık ediyor.
Emin’in kanserle mücadelesi ve geçirdiği büyük ameliyatlar, serginin son bölümlerinde doğrudan ele alınıyor. Ascension (2024) adlı bronz heykel, sanatçının ameliyat sonrası bedeniyle kurduğu yeni ilişkiyi yansıtırken; stomasını gösteren yeni fotoğraflar, Emin’in mahremiyetle kamusal alan arasındaki sınırları bilinçli biçimde silmeye devam ettiğini gösteriyor.
Tracey Emin, I Followed You Until The End (2023)
Sergi, Emin’in son dönem büyük ölçekli resimleriyle son buluyor. Bu resimler, hâlâ acı ve kırılganlık barındırsa da, daha spiritüel ve kararlı bir yaşama tutunma duygusu taşıyor. Tate Modern’in dış alanına yerleştirilecek anıtsal bronz heykel I Followed You Until The End (2023) ise sergiyi müze duvarlarının ötesine taşıyarak kamusal alanla doğrudan bir ilişki kuruyor.
Tracey Emin, sergiyi şöyle tanımlıyor:
“Bu serginin benim için bir eşik olduğunu hissediyorum. Geriye bakıp ileriye yürüdüğüm bir an. Yaşamanın gerçek bir kutlaması.”
Tracey Emin: A Second Life, yalnızca bir sanatçının kariyerine değil, çağdaş sanatın son kırk yılına da dürüst, sarsıcı ve derinlemesine bir parantez açıyor.
Tracey Emin / A Second Life / Tate Modern / 27 Şubat - 31 Ağustos 2026
Yazı ve Fotoğraflar: ArtNews
Mit, Toprak ve Bellek: Troya Müzesi’nde Zamansız Bir Anlatı
Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Hiç Sergilenmemiş Bir Seçki Galeri Selvin’de
Loft Art’ta Sürece Odaklanan Bir Sergi: "Yolun Ortasında Yüzeyin Altında"
Ahmet Ümit’in "İstanbul Hatırası" Diziye Uyarlanıyor: Başkomser Nevzat Yakında Ekranda
Ceramic Brussels Uluslararası Seramik Üretimini Üçüncü Kez Bir Araya Getiriyor
Yorumlar (1)
Canan Tan
Uğruna seyyar edilesi bir sergi.Yorum yapmak için tıklayın