Hayat bazen bir vortex gibi hissettiriyor, değil mi? Dönüyoruz, dolaşıyoruz, sonunda yine kendimize varıyoruz. Sahi, siz son zamanlarda ne kadar vardınız kendinize? Cevaplamak zorunda değilsiniz tabii, ama bir düşünün.
Çünkü artık hepimiz biliyoruz, hatta çoktan kabullendik sanırım. Bir gibi çağında yaşıyoruz. Mutlu gibi pozlar, dolu gibi hayatlar, anlıyormuş gibi bakışlar. Filtrelerin katmanladığı yüzler öyle çoğaldı ki, gerçek bir yorgunluk çizgisini göstermek neredeyse cesaret istiyor artık. Her şey bir tekrar. Her şey bir kopya. Her şey sanki.
Ama işte tam da bu yapaylığın zirvesinde bir şey inatla geri dönüyor. Döngü.

Art Of Living House - Fulden Karayel Okumuş
Sizin de var, biliyorum. Hep aynı tür insanlara aşık olmak. Aynı hataları farklı isimlerle tekrarlamak. Bu sefer farklı olacak deyip bir de bakmışsınız ki yine aynı köşe başındasınız. Terapistler buna patern diyor, astrologlar Satürn dönüşü. Annelerimiz mi? Onlar sadece derin bir iç çekiyor. Çünkü onlar da tanıyor bu girdabı.
Carl Jung'un sözünü hatırlayın: Bilinçdışı bilince çıkarılmadıkça hayatınıza yön verecek ve siz ona kader diyeceksiniz. İşte Vortex de tam olarak bu. Hayatın girdabı. O döngüsel hareket. Sizi içine çeken, etrafında döndüren, bazen boğacakmış gibi hissettiren ama aslında her dönüşte bir şey fısıldayan sarmal. Kaçtığınız şeyin sizi bulması. Görmezden geldiğiniz örüntünün kapınızı çalması. Nereden tanıyorsunuz bu hissi? Çocukken kendi etrafınızda dönüp yere yığıldığınız oyundan mı? Uykuya dalarken düşüncelerinizin tek bir noktaya çekildiği o andan mı? Tanıyorsunuz. Eminim tanıyorsunuz. Ve belki de mesele döngüden kaçmak değil. Belki mesele o girdabın tam ortasına bakmaya cesaret etmek.
İşte tam da bu cesareti arıyorken yolum Art of Living House'a düştü geçtiğimiz hafta. Nihan Yardımcı Çetinkaya'nın stüdyosuna girdim ve kendimi Vortex serisinin ortasında buldum. Şöyle söyleyeyim. O girdaplar duvarda asılı ama hareketsiz değil. Bakıyorsunuz, dönüyor. Biraz daha bakıyorsunuz, siz de dönüyorsunuz. Derken içine çekiliveriyorsunuz. Döngülerden bahsedip dururken böyle bir sergiyle karşılaşmak tesadüf olamazdı. Her eserin kendine ait bir hikâyesi, bir frekansı, bir daveti var. Gelin size anlatayım.
Nihan Yardımcı Çetinkaya - Mor & Altın Spiral Portal
Mor-Altın Spiral Portal, eski zihinsel döngülerinizi çözüp daha yüksek bir algıya kapı aralıyor. Mor tonları üst bilinçle rezonansa girerken, altın ışık kodları sanki kadim bir bilginin uyanışını fısıldıyor kulağınıza. Spiral yukarı doğru genişledikçe sizi eski yüklerinizden yavaşça uzaklaştırıyor ve yeni bir bilincin eşiğine bırakıyor. Geçmiş çözülüyor, yerini bambaşka bir algıya bırakıyor.

Nihan Yardımcı Çetinkaya - Kırmızı & Mavi Spiral
Kırmızı-Mavi Spiral, yaratımın ateş portali gibi. Eski kalıplar dağılırken yeni potansiyeller devreye giriyor. Kırmızı bir başlangıcın titreşimini taşırken, mavi berraklık ve sezgiyle sarmalıyor sizi. Renklerin bu patlaması kaos değil aslında; yaratımın doğal genişleme hareketi. Eski korkular yavaşça çözülüyor, yeni benlik kendini göstermeye başlıyor.

Nihan Yardımcı Çetinkaya - Kadife Kırmızı Spiral
Kadife Kırmızı Spiral'de kalpten yükselen bir bilincin doğuşuna tanık oluyorsunuz. Kırmızı burada yoğun ama şefkat dolu. Merkezdeki boşluk ise sizi kendi iç kapınızla buluşturuyor. Eski duygusal kalıplar yavaşça erirken yerini cesarete, saf bir ifadeye bırakıyor. Çünkü kalp açıldığında her şey yeniden başlıyor.

Nihan Yardımcı Çetinkaya - Mavi&Yeşil Spiral
Mavi-Yeşil Spiral sizi en derin katmanlarınıza doğru çağırıyor. Mavi ve indigo tonları sezgiyle titreşirken, yeşil duygusal bir şifa sunuyor. Spiral hem aşağı hem yukarı akar; aynı anda arınıyor ve yükseliyorsunuz. Derine inin, çözülün ve yepyeni bir bilgelikle geri dönün.

Nihan Yardımcı Çetinkaya - Açılan Petal Portal
Açılan Petal Portal'da yeninin doğuş frekansıyla karşılaşıyorsunuz. Pembe merkez sizi içsel özünüze bağlarken, gri ve beyaz tonlar eski döngülerin usulca eridiğini hissettiriyor. Petal formunun spiral açılışı size şunu söylüyor: eski kapı kapanıyor, başka bir benliğe açılmanın tam zamanı.

Nihan Yardımcı Çetinkaya
Bu değerli eserlerin arkasındaki hikâyeyi merak ettim ve Nihan Yardımcı Çetinkaya ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İşte o detaylar:
Fulden Karayel Okumuş: Sanat yolculuğunuzdan biraz bahseder misiniz?
Nihan Yardımcı Çetinkaya: Sanat yolculuğum arkeolojiyle iç içe bir çocukluk ve içimde taşıdığım kadim bilginin uyandırdığı çağrıyla başladı. Toprağın altında saklı duran hikâyelerle içimde saklı duran bilgeliğin aynı döngüde aktığını çok küçük yaşta hissettim. Zamanla anladım ki ben sadece resim yapmıyor, zamansız bir bilginin yeni bir formda bedenlenmesine aracılık ediyorum. Bu arayış beni sanat tarihinde daha önce var olmayan bir kanvas formu yaratmaya götürdü. Merkezinde bir vortex taşıyan bu yeni form hem teknik hem felsefi olarak tamamen bana ait bir yaratım diline dönüştü.
F.K.O: Art of Living House için yarattığınız eserler mekânın ruhuyla nasıl bir diyalog kuruyor?
N.Y.Ç: Art of Living House enerjisi yüksek bir kolektif alan. Birçok ruhun yaratıcı frekansının birbirine karıştığı, herkesin kendi üretiminden çok daha fazlasını ortaya koyabildiği bir yer. Eserlerimi bu mekâna yerleştirirken o kolektif bilinci besleyen ve mekânın doğal ritmiyle uyumlanan bir akış yaratmak istedim. Mekânın dairesel enerjisi ile benim vortex formum arasında görünmez bir rezonans oluşuyor.

Art Of Living House - Nihan Yardımcı Çetinkaya Sanat Stüdyosu
F.K.O: Vortex formunu tercih etmenizin ardındaki felsefi arayış nedir?
N.Y.Ç: Vortex formu sanatımın merkezindeki en güçlü sembol haline geldi çünkü hem içsel yolculuğu hem de varoluşun döngüselliğini aynı anda taşıyor. Vortex benim için zamanın doğrusal değil döngüsel işlediğini gösteren bir merkez. Tüm anların iç içeliğini hissettiren bir hologram. İnsan ruhunun kendi özüne dönüşünü mümkün kılan bir çekim alanı. Kara deliğin şefkatli versiyonu diyelim. İçine çektikçe genişleten bir hakikat kapısı.
F.K.O: Malzeme seçimleriniz nasıl gerçekleşiyor?
N.Y.Ç: Vortex serimde kullandığım her malzeme insanın iç yapısındaki farklı katmanlarla rezonansa girecek şekilde seçiliyor. Bazı yüzeyler daha köklendirici bir titreşim taşırken bazı dokular içsel genişlemeyi besleyen bir hafiflik yaratıyor. Metal zihnin netliğini desteklerken ahşap bedenin hafızasına dokunan sıcak bir derinlik taşıyor. Tuvaldeki merkezi boşluk yani vortex formunun çekirdeği insanın iç dünyasında bulunan farklı katmanlara açılan doğal bir geçit gibi çalışıyor.
F.K.O: Sizi en derinden etkileyen çalışmanız hangisi?
N.Y.Ç: Her eser benim için ayrı bir varlık, ayrı bir bilinç hali gibi. Fakat en güçlü bağı izleyicide bunu biliyorum ama unutmuştum hissini uyandıran çalışmalarla kuruyorum. Bir eser bu hissi doğurduğunda yalnızca bana ait olmadığını, kolektif bilincin, kadim hafızanın ve izleyicinin kendi özünün aynı noktada buluştuğunu anlıyorum.

Greenspa Art Of Living House - Nihan Yardımcı Çetinkaya Sanat Stüdyosu
Art of Living House'tan çıkarken düşündüm. Belki de sanat tam olarak bunu yapıyor. Döngülerimizi gösteriyor bize. Kaçtığımız girdapları tuvale taşıyor. Ve bize soruyor. Hala kaçacak mısın, yoksa artık bakacak mısın?
Nihan Yardımcı Çetinkaya'nın Vortex serisi bu soruyu sormakla kalmıyor, cevabı da fısıldıyor. Girdabın ortasında korkulacak bir şey yok. Orada sadece siz varsınız.
Ve belki de en başa dönersek, kendinize benzemenin yolu tam da buradan geçiyor. O girdabın içine girmekten. Dönmekten. Ve sonunda, kendinize varmaktan.
Peki Vortex Serisini Nerede Görebilirsiniz?
Nihan Yardımcı Çetinkaya'nın Vortex serisi, Maçka Kempinski Residence içindeki Greenspa Art of Living House'ta sergileniyor. Yolunuz Nişantaşına düşerse, eserleri yerinde deneyimleme fırsatını kaçırmayın.

Bebek Otel - Nihan Yardımcı Çetinkaya
Ayrıca sanatçının bir diğer sergisi 31 Aralık 2025'e kadar Bebek Otel'de ziyaret edilebilir. Bu sergide vorteks, manyetizma ve görünmeyen alanlar meselesi daha rafine ve sade bir dille bir araya geliyor. Sanatçının deyimiyle artık resim yapmakla değil, bir alan yaratmakla ilgili bir sergi bu. Eserlerindeki merkezi boşluk bir eksiklik değil, enerjinin toplandığı ve dönüştüğü bir çekim noktası. İzleyici orada sadece bakmıyor, o alanın parçası oluyor. Kendinize varmak için güzel bir vesile olabilir.
20 gün önce
Dikkat: 50 Sanatsal İnek Galataport'ta Karşınıza Çıkabilir!
bir ay önce
Dijital Ayak İzleriniz Size Otoportre Çiziyor Olabilir Mi?
bir ay önce
Mamut Art Project'te 33 Yeni Kuşağın Farklı Dillerini Keşfetmeye Hazır Mısınız?
bir ay önce
Sınırlar Var mıydı, Yoksa Biz mi Çizdik? Gelin BASE 2025'te Karar Verin!
2 ay önce
Didim'de On Sanatçı, Beş Gün: Anda Kalmak İçin Ne Yapmalı?