fc65e6ef-3639-4cc5-a744-3d40f1cd8923.jpg

Goya'nın Zamana Olan Tanıklığı

Evrim Sekmen

9 yıl önce


Hayatta keşifler hiç bitmiyor. Çok iyi bildiğiniz konularda üzerine düşündüğünüz zaman yine de farklı birtakım şeyler çıkabilir.  Büyük ressamlar hakkında da yazılacak, okunacak şey kalmadı diye düşünürken bir ressamın bir eseri size yeni bir dünyanın kapılarını açabilir. 
 

Sanatta bunun için yok mudur? Her sergi bir deneyim. Bu deneyimi paylaşılır kılmak deneyimin sürekliliğini sağlıyor. Yeni bir şey kalmadı diyenlere inat klasiklerde hala bulabileceğimiz bir çok giz var. Francisco de Goya’nın  Pera Müzesi tarafından düzenlenen sergisi böyle bir amaca hizmet ediyor.  Tezhipçi babanın dördüncü oğlu olarak 1746’da Zaragoza’da doğan Goya’nın yapıtları bizi o dönemin İspanya’sının karanlık dehlizlerine götürüyor. Gravürlerinde gerçekçi ve çoğunlukla ironik bir bakış var. 




Özellikle kapriçyolar serisi 18. yy İspanyol toplumunun soyluların ve din adamlarının yergisi niteliğindedir. Gravürlerin isimlerinden de bunu çıkarabiliyorsunuz. Gündelik hayatın içine gizlenmiş ironik detaylarla dolu. Yer yer  komik. Bir çizgi film izler gibi. Tahmin edersiniz o dönem bazı şeyleri yüksek sesle söylemek mümkün değil.  Sanatta bir anlamda bunun aracı. 



İspanya bağımsızlık savaşında Napolyon kendi kardeşini İspanya Kralı yapmak istemiş yeni rejim ilk önce ispanya halkı için umut vaad ederken katliamlar ve kurşuna dizmelerle sonuçlanmıştır. Goya, bu felaketleri çizmesi için Zaragoza’ya gönderilmiş Savaş felaketleri dizisi çıkmıştır.






Goya’nın hayatında akademide birlikte okuduğu, kardeşinden daha yakın Martin Zapater ’in yeri büyüktür. Sanatı ile ilgili cesareti arkadaşından almış bir çok yarışmaya katılmıştır. Goya; başyapıtı Çıplak Maya tepki aldığı için giyinik Maya’yı yapmıştır. Saray ressamı olmasına rağmen her zaman akademiyi rahatsız edici yaklaşımlarda bulunmuş sanatın aslında tam da böyle olması gerektiğini savunmuştur. 

 


İspanya’da o dönem din çok etkili bir güçtü. Kilisenin dini kendi rahat yaşamları için kullanmaları, sahte sofulukları Goya’nın gravürlerinde sifreli bir dille anlatılmıştır.Resimleri karanlık ve gerçek üstücü ögeler içerirken bir yüzyıl sonra ortaya çıkacak Sürrealizm akımına esin kaynağı olmuştur. 
 




Geçirdiği sağırlık sonucunda sessiz ve karanlık bir dünyada yaşamaya başlamış; hatta evinin duvarlarına resimler yapmıştır. Tutkularının izleğinde ilerleyen Goya’nın yapıtlarında hayata ironik, gerçekçi bir bakışla  bakmayı ve onu çılgınca anlatmanın izlerini görüyoruz. 




 Francisco de Goya, yağlıboyalarıyla ilk kez 20 Nisan 2012 Pera Müzesi’nde buluştu.Sergi 29 Temmuz 2012'e kadar devam edecek.



Yazı-Fotoğraflar: Evrim Sekmen



En Çok Okunanlar