fc65e6ef-3639-4cc5-a744-3d40f1cd8923.jpg

Kanuni Sultan Süleyman’ın Portresi ve Bilinmeyenleri | Yazan Zeynep Dikmen

Zeynep Dikmen

3 ay önce

16. yüzyılın sonu veya 17. yüzyılın başına tarihlenen Kanuni Sultan Süleyman portresi, Sotheby's İngiltere'de düzenlenen "İslam Dünyası ve Hindistan Sanatı" başlıklı müzayedede satıldı. 60 binle başlayan arttırma, 350 bin pound ile kapandı. Alıcısı tarafından İBB koleksiyonuna hediye edilen tablo sonunda İstanbul’a ulaştı. Şimdi üzerinde durulması gereken konu ise, rekor fiyata satılan bu portrenin gerçek değerinin ne olduğudur.

Batı'nın Konstantinopolis’in Düşüşü, Doğu'nun ise İstanbul'un Fethi olarak adlandırdığı ve bir çağın dönüm noktasında yer alan 1453 tarihi, Avrupa ve Osmanlı arasındaki etkileşimi hem siyasi hem de kültürel olarak artırdı. Kendini Roma’nın meşru varisi olarak gören Fatih Sultan Mehmed'in politikaları da bir Roma imparatoruna yakışır şekilde devam etti ve bu İslam devletinin yüzünü Batı'ya çevirdi. Fatih, Roma'yı canlandırmak için yalnızca topraklarını genişletmekle ilgilenmiyordu, aynı zamanda, farklı din ve dillerden insanların bir araya geldiği bir başkent yaratmayı ve sanatta benzer zenginliklere ulaşmayı arzuluyordu. Bunun en güzel örneği de Gentile Bellini'nin İstanbul ziyareti oldu.

(Gentile Bellini – Fatih Sultan Mehmed’in Portresi) 

Büyük dedesinin politikasını benimseyen Süleyman, Avrupa'ya seferler düzenledi. Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı’ya doğru bu ilerleyişi Batı için güçlü bir düşmanın gelişi demekti. Öte yandan, Akdeniz’in birer parçası olan Batı ve Osmanlı arasında yüzyıllardır süregiden ticari ilişkiler, bu zengin Doğu ülkesine karşı merakı da canlı tutuyordu. Böylece Avrupa’da hem korkulan hem de büyük bir ilginin odak noktasında bulunan Osmanlı’yı konu eden imgelerin üretimi yaygınlaştı. 

Rönesans kültürünün bir parçası olan, kökleri çok eskiye dayanan önemli kişilerin portrelerini yapma geleneği ve birey kavramının güçlenmesiyle beslenen portre üretimi, bilinmeyeni öğrenme isteğiyle birleşti ve Osmanlı padişah portreleri, Rönesans sanatında kendine özel bir yer edindi. Kanuni Sultan Süleyman içinse bu durum, kırk yıllık saltanatında imparatorluğun en geniş sınırlara ulaşmasıyla katlanarak arttı. Avrupa içlerindeki her bir hareket, Süleyman portrelerini yeniden ve yeniden gündeme getirdi. 

(Albrecth Dürer – Kanuni Sultan Süleyman’ın Portresi)

Süleyman’ın portreleri arasında yer alan bir çizimde sultan, genç bir erkek olarak profilden betimlenir. Asıl dikkat çeken noktalar ise sanatçının kimliği ve eserin tarihidir. Bu çizim ünlü Rönesans sanatçı Dürer’in elinden çıkmadır ve 1526 yılına tarihlenir. Dürer’in babası, Macaristan’dan gelen ve Nürnberg’e yerleşen bir kuyumcudur. 1526 ise, Osmanlı İmparatorluğu ve Macar Krallığı arasında geçen Mohaç Muharebesi’nin tarihidir. İşte bu çizim, iki saat süren ve Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlanan muharebenin Avrupa’daki etkilerinin sanata yansımalarını açıkça ortaya koyar.

Artık İstanbul’un bir parçası olan bir diğer Süleyman portresi de benzer ama bir o kadar da özellikli bir hikayeye sahiptir. Tarihe, sanata ve Doğu kültürüne meraklı bir Rönesans aydını olan Paolo Giovio, kendine Como Gölü kenarında bir villa yaptırır. Çok sayıda portrenin yer aldığı geniş bir koleksiyona sahip bu villada “Türk Odası” adında özel bir alan yer alır. Tam olarak bu odanın içerisinde midir, yoksa villanın geneline mi yayılmıştır bilinmez ama Osmanlı sultanlarını betimleyen on bir portre de Giovio’nun sahip olduğu eserler arasındadır.

Nigari adlı Osmanlı sanatçısının minyatürlerine dayandığı düşünülen padişah portreleri öylesine değer görür ki birçok kez kopyalanır ve bunun bir örneği de Uffizi Galeri’sinde yer alır. İBB koleksiyonun yeni parçası işte bu kopyalardan oluşan grubun bir üyesidir. Peki onun Mohaç’la ilgisi nedir? Hiç… Onun arka planında yatan başka bir mücadeledir.

(Kanuni Sultan Süleyman’ın Portresi – İBB Koleksiyonu)

Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki donanmanın Osmanlı’ya Akdeniz’de üstünlük kazandırdığı Preveze Deniz Savaşı’nın Batı’da yarattığı çalkantılar büyük olur. Sultan Süleyman ise o tarihlerde henüz 40’lı yaşlarının başındadır. Aslında Giovio’nun koleksiyonu, Preveze’den yıllar sonra kopyalanır ama bu kopyalardaki Süleyman’ın 43 yaşında olduğu kabul edilir. Portrede Sultan, genç yüzüne yerleştirilmiş güçlü bir bıyıkla olgunlaştırılmıştır. Böylesi bir müdahalenin sebebi olarak da seyircide bir gerçeklik algısı yaratmak ve Avrupa'yı ilgilendiren, Osmanlı’yla bağlantılı bir olayı hatırlatmak olduğu kabul edilir.

 

(Kanuni Sultan Süleyman’ın Portresi – Uffizi Koleksiyonu)

Yani, Kanuni Sultan Süleyman portresinde görülecek olan Rönesans sanatının bir geleneği, bu geleneğin arka planında yatan yoğun Avrupa-Osmanlı siyasi ilişkileri ve Doğu-Batı sanatı arasındaki güçlü etkileşimin izleridir ki bütün bu sayılanlar, bu portrenin gerçek değerini verir. Gerçek değer, asırlardır devam eden ilişkilerin kültürel yansımalarıdır. Gerçek değer ister komşu ister düşman ister bir ticaret ortağı olarak nitelendirilsin, bir başkasının gözünden kendi geçmişimize bakmaktır. Gerçek değer, tarihin sanatla olan bağını hatırlamaktır.

Yazı: Zeynep Dikmen



En Çok Okunanlar