57aab83f-f8e7-45dc-b39f-82be63a2d8dc.jpg

"Kapatıyoruz": Bir İşin Bittiğine Kim Karar Verir?

İhsan Sarıyer

7 saat önce

Bir atölyenin kapanması, yalnızca fiziksel bir mekânın sona ermesi anlamına mı gelir? Yoksa geride kalan üretimler, yarım bırakılan fikirler ve yeniden ele alınmayı bekleyen işler başka bir başlangıcın imkânını da taşıyabilir mi? Kadıköy’de kapanan bir atölyeden doğan Kapatıyoruz, sanat üretimini nihai eser üzerinden okuyan yerleşik bakışı sorgulayarak sürecin çoğu zaman görünmeyen katmanlarını sergi alanına taşıyor.

12 - 26 Eylül 2026 tarihleri arasında İMÇ 5533’te izleyiciyle buluşan Kapatıyoruz, açık çağrıyla şekillenen seçkisiyle üretim farklı aşamalarını aynı sergileme düzlemine taşıyor. Sergi yalnızca bu süreçleri görünür kılmakla yetinmiyor; merkezindeki masa aracılığıyla izleyiciyi de üretime dahil ediyor. Sanatçıların başlattığı çalışmalara ziyaretçilerin müdahale edebildiği bu alan, serginin tamamlanma fikrini mekânın içinde canlı tutuyor.

İMÇ’nin üretim ve dönüşümle şekillenen yapısında gerçekleşen Kapatıyoruz, kapanmayı kesin bir son olarak değil, üretimin başka biçimlerde devam edebileceği bir eşik olarak ele alıyor. Serginin küratörleri Dilara Yalçın, Elif İnci Gökgöz ve Yasemin Yemişçi ile bu düşüncenin bir atölyenin kapanışından nasıl doğduğunu ve küratöryel çerçevenin nasıl şekillendiğini konuştuk.

Dilara Yalçın, Elif İnci Gökgöz, Yasemin Yemişçi

İhsan Sarıyer: Kapatıyoruz, Kadıköy’de gerçekten kapanan bir atölyeden doğuyor. Bir mekânın kapanmasıyla başlayan bu hikâye hangi noktada küratöryel bir projeye evrildi?

Küratör Ekibi: Kapatıyoruz sergi fikri, Kadıköy’de tanıdığımız bir sanatçının atölyesini kapatma sürecinde şekillenmeye başladı. Sanatçıyla yaptığımız konuşmalar bize ilk olarak şu soruyu sordurdu: Kapanan bir atölyeden geriye ne kalır? Konu üzerine farklı sanatçılarla konuşmaya başladıkça meselenin yalnızca kapanan bu atölyeye ait olmadığını gördük. Atölye toparlanırken yıllar önce çekmecelerin kenarlarına bırakılmış yarım işler, tamamlanmış ama sanatçının bir daha dönüp bakmadığı eserler, eskizler, boyalar, tuvaller ve üretim sürecinin farklı aşamalarından izler ortaya çıktı. Özellikle sanatçının yarım bıraktığı, kenara attığı ama atmaya kıyamadığı, hatta kimi zaman atıp sonra çöpten geri çıkardığı işlerin hikâyeleri ilgimizi çekti. Biz de tam olarak bu işlerle ve onların sanatçılarıyla yeniden karşılaşmak istedik. Sanatçının geçmişte bıraktığı bir üretimi yıllar sonra yeniden hatırlaması, onunla tekrar ilişki kurması ve izleyicinin de bu karşılaşmaya dahil olması fikri, sürecin bir sergiden ziyade küratöryel bir projeye evrilmesini sağladı.

İ.S.: Sergi, tamamlanmış eserlerle eskizleri, yarım bırakılmış üretimleri ve süreç içinde yön değiştirmiş denemeleri aynı düzlemde buluşturuyor. “Bitmiş eser” fikrini neden yeniden tartışmaya açmak istediniz? Sizce bir işin sona erdiğini belirleyen şey sanatçının kararı mı, sergilenme ânı mı, yoksa başka bir eşik mi?

Küratör Ekibi: Diğer çıkış noktamız tam olarak bu soruydu: Bir işin “artık eser” olduğuna ve tamamlandığına kim karar verir? Sanatçı mı, küratör mü, yoksa izleyici mi? Bir iş sanatçı onu bıraktığında mı tamamlanır, sergilenmeye karar verildiğinde mi, yoksa izleyiciyle karşılaştığı anda mı başka bir eşiğe geçer?

Kapatıyoruz bu sorulara kesin bir cevap vermek yerine, “bitmiş eser” fikrini tartışmaya açmayı amaçlıyor. Bu tartışmayı sergi süresince sanatçılar ve izleyicilerle birlikte devam ettirmek de istedik. 19 Eylül’de 5533’te gerçekleştirdiğimiz sanatçı konuşmasında da sergide yer alan sanatçılarla tam olarak bu sorular üzerine konuştuk. Sanatçıların “bitmiş”, “yarım kalmış” ya da geride bırakılmış işleri ile kurdukları ilişkinin ne kadar farklı olabildiğini görmek bizim için de serginin önemli bir parçası oldu. 

İ.S.: Eskiz defterleri, denemeler ve yarım kalmış işler çoğu zaman sanatçının üretiminin daha mahrem, izleyicinin karşısına çıkmayan katmanlarıdır. Bu malzemeleri sergi alanına taşıyarak üretim sürecini görünür kılmak, sanatçı ile izleyici arasındaki ilişkiyi sizce nasıl değiştiriyor?

Küratör Ekibi: Aslında izleyici çoğu zaman bir eserin yalnızca son hâliyle karşılaşıyor, o noktaya gelene kadar geçen süreç, vazgeçilen fikirler, yarım kalan denemeler ya da başarısız olduğu düşünülerek kenara bırakılan işler görünmez kalıyor. Biz bu malzemeleri sergi alanına taşıyarak sanatçının üretim sürecini de serginin görünür bir parçası haline getirmek istedik. Bu durum izleyiciyi yalnızca tamamlanmış bir eserin karşısında duran kişi olmaktan çıkarıp, üretimin farklı aşamalarına tanıklık eden bir konuma getiriyor. Aynı zamanda sanatçının da kendi  üretim geçmişiyle yeniden karşı karşıya gelmesine olanak sağlıyor. Böylece sergi, yalnızca eserlerin gösterildiği bir yer değil; sanatçı, eser ve izleyicinin birbirine dahil olduğu bir sürece dönüşüyor. 

İ.S.: Sergi açık çağrıyla şekillendi. Gelen başvurular başlangıçta kurduğunuz küratöryel çerçeveyi değiştirdi mi? Seçkiyi oluştururken hangi ölçütler belirleyici oldu?

Küratör Ekibi: Başlangıçta kurduğumuz küratöryel çerçeve değişmedi, ancak açık çağrıdan gelen başvurular sergiye yeni katmanlar ekledi. İlk aşamada sanatçıların portfolyoları ve gönderdikleri işler üzerinden bir ön seçki yaptık. Fakat asıl seçki, kurulum günü sanatçılardan işleri 5533’te teslim aldığımızda şekillendi. Çünkü bizim için belirleyici olan yalnızca tek tek işlerin niteliği değil, işlerin birbirleriyle, mekânla ve serginin kavramsal çerçevesiyle kurduğu ilişkiydi. Bazı kararları ancak eserleri fiziksel olarak bir arada gördüğümüzde verebildik. Bu nedenle Kapatıyoruz’da mekân, kavramsal çerçeve ve seçkiyi birbirinden bağımsız değil, birlikte şekillenen bir bütün olarak ele aldık.

İ.S.: Serginin merkezindeki masada izleyiciler, sanatçıların başlattığı üretimlere katılarak onları sürdürebiliyor. İzleyiciyi yalnızca gözlemleyen konumundan çıkarıp üretimin bir parçasına dönüştürmek serginin kurgusunda nasıl bir yer ediniyor?

Küratör Ekibi: Serginin kavramsal çerçevesinde üretim aşamalarını görünür kılmak kadar, izleyiciyi bu sürece dahil etmek de önemliydi. İzleyicinin sanatçıların üretim pratikleriyle doğrudan bağ kurmasını ve bir işin ne zaman, nasıl ya da kimin müdahalesiyle tamamlandığı sorusunu bu kez katılım üzerinden tartışmaya açmak istedik. Sergide dört sanatçının katılımcı işi yer alıyor. Kaan Ünal’ın serginin ortasında şövale üzerinde duran 2022 yılında yaptığı resmine izleyiciler akrilik boyalarla yeni katmanlar ve yorumlar ekliyor. Dilara Altınkepçe’nin masa üzerinde bıraktığı kumaş, nakış ve kelimelerle zaman içinde dönüşüyor; Güliz Kayahan’ın kolajı izleyicilerin müdahaleleriyle devam ediyor; Esra Nur Çatalbaş’ın buluntu fotoğraflarının arkasına ise izleyiciler kendi hikâyelerini yazıyor. Böylece üretim, yalnızca sanatçının atölyesinde gerçekleşen ve sonlanan bir süreç olmaktan çıkıyor; sergi boyunca izleyicinin katılımıyla devam ediyor.

İ.S.: Kadıköy’de kapanan bir atölyeden doğan Kapatıyoruz, 5533 aracılığıyla İMÇ’ye taşınıyor. İMÇ’nin üretim ve dönüşümle şekillenen yapısı, serginin kavramsal çerçevesini ne yönde etkiliyor?

Küratör Ekibi: Kapatıyoruz’un 5533 ve İMÇ ile kurduğu ilişki de projenin önemli bir parçasını oluşturuyor. Kapanan bir üretim mekânının hikâyesinden doğan proje, onlarca atölyeye, dükkâna ve farklı üretim biçimlerine ev sahipliği yapmış İMÇ’ye taşınarak iki üretim mekânı arasında bir karşılaşma yaratıyor. Sanatçı atölyelerinden geriye kalanların İMÇ içerisinde yeniden görünür olması; kapanma, dönüşüm, devamlılık ve üretim mekânlarının kent içindeki varlığı üzerine yeni bir düşünme alanı oluşturuyor. Kapatıyoruz bu nedenle hazır bir sergiyi başka bir mekâna taşımanın ötesinde, üretimin görünürlüğü üzerine açtığı tartışmayı 5533 ve İMÇ’nin bağlamıyla birlikte yeniden kuruyor.

İ.S.: “Kapatıyoruz” gündelik dilde kesin bir sonu bildirirken sergide kapanış ve devam etme ihtimali yan yana geliyor. Başlığın taşıdığı bu gerilim sizin için ne ifade ediyor?

Küratör Ekibi: Tam da bu tezatlığı seviyoruz. Kapatıyoruz kesin bir sonu çağrıştırıyor ama bizim için şu soruyu da beraberinde getiriyor: Bir atölye kapanınca gerçekten kapanmış olur mu? Fiziksel olarak bir mekân kapanabilir, işler toplanır, malzemeler kaldırılır, kapı son kez kilitlenir. Ama sanatçı üretmeye devam ettiği sürece o atölyede başlayan üretim de bir şekilde devam eder. Sergide de benzer bir durum var. Yarım bırakılmış işler yeniden ortaya çıkıyor, bazıları izleyicinin müdahalesiyle dönüşüyor, bazıları ise olduğu hâliyle yeni bir bağlamda yeniden görülüyor. Dolayısıyla bizim için “kapatıyoruz” yalnızca bir sonu değil, kapanmanın içinden doğabilecek devam etme ihtimalini de ifade ediyor.

 

 

 



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin