5fba12a4-40bc-4ffb-aad4-19d6c0a5c162.jpg

Resmin Şairi Devrim Erbil‘in Mandalina Bahçesi Evinde Keyifli Bir Söyleşi I Yazan Nurdan Ateş

Nurdan Ateş

bir yıl önce

Resmin şairi dünyaca ünlü ressamımız Prof. Devrim Erbil'in mandalina ağaçları ile çevrili atölye evini, ARTtv ekibi olarak ziyaret ettik.

Sıcak bir Bodrum sabahı hocanın müthiş çalışmaları ile bezenmiş kapıların ardından selvi ağaçları gölgesindeki havuz başındayız. Sanat yaşamının 60 senesini devirmiş eğitmen, ressam Devrim Erbil ile çocuklar için tasarlanmış yeni  kitabı ve Bodrum’da açılması planlanan müzesi hakkında sohbete başlıyoruz.

1937 Uşak doğumlu sanatçı, üniversite hayatına kadar eğitimini   müzenin, galerinin, tiyatronun kısaca hiçbir sanatsal etkinliğin olmadığı Balıkesir’de alır. Üniversite yaşlarına geldiğinde şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi  Resim Bölümü’ne yetenek sınavı kabul edilir.  Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Halil Dikmen‘in öğrencisi olduğu okuldan 1959‘da mezun olur. İspanya Hükümeti’nin sanat bursu sınavlarını kazanarak gittiği Madrid ve Barcelona’da başladığı sanat araştırmalarına Paris ve Londra’da devam eder. 1970 yılında doçent olur. Türkiye Çağdaş Ressamlar ve Görsel Sanatçılar Derneği Başkanlığı, 1979-1982 yılları arasında İstanbul Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü görevinde bulunan sanatçı, 1981 yılında profesör olur. 1991 yılında Devlet Sanatçısı olan Devrim Erbil 2004 yılından emekli olana kadar eğitimci kimliği ile genç sanatçıların sanat kariyerlerinin biçimlenmesine destek olur. Emekli olması  sanatçının eğitimci kimliğine asla engel olmaz. Yaşamının heyecanını genç nesillerin, çocukların yetişmesine adayan sanatçının Ketebe yayınevinden çıkan son kitabı ‘Sanat Ülkesi; Devrim Erbil’ bu faaliyetlerden biri. 2022 yılında çıkan kitap ile amaç Türkiye’nin sanatçılarını çocuklara ve genç nesillere kendi ağızlarından tanıtmak. Sanatçının kendi dilinden anlatımı ile serinin ilk kitabı olma şansını elde etmiş. Bir  diğer proje Prof.Dr.Selçuk Şirin  ile güzel sanatların her dalının çocukların  gelişimi üzerindeki etkisi çok önemli. Güzel sanatların her dalının çocukların zeka gelişimlerinde ve topluma iyi bir birey yetiştirilebilmesinde katkısı çok büyük. Kısaca barış içinde uygar bir toplum yaratmak için çocuklara sanat sevgisini aşılamak,  hoca için adeta bir görev. Kendi adını taşıyan vakfının çocuklar için yeni bir projesi mevcut. Hocanın seçtiği her sanat dönemine ait 5 yerli, 5 yabancı ressamın tanıtılacağı bir film serisi ile çocuklar hem sanat tarihinde bir dönemi ve bu döneme ait bir ressamın hayatını ögrenebilme imkanını bulabilecek. ”Ben şair değilim ama edebiyat ve şiirin her zaman hayatımda çok önemli bir yeri vardır “ diyen sanatçının resimleri  için  başta İlhan Berk ve Ataol Behramoğlu olmak üzere pek çok şairimizin şiirleri bulunmakta. Hatta bir gün komşusu şair Halim Şefik Güzelson hocayı meşhur kuşlarını resmederken görür ve koşarak evine gider ve üzerine ‘Resimdeki Kuşlar’ şiirini kaleme alır.

“Hangi paletten havalanmış bu kuşlar
Işıklı renkleri kanatlarında toplamışlar
Deli bir sevinçle günün birinde
Sözbirliği edip yola çıkmışlar
Gökle deniz arasında çığlık çığlığa
Uçmuşlar uçmuşlar” 

Sanatın her dalı ile iç içe olan büyük hoca için en önemli olan konu sanatın ulaşılabilir olması. Bu sebeple Unesco yararına fincanlar tasarlıyor, resimleri Tc pulları üzerinde  tüm dünyada 175 ülkeyi dolaşıyor. Beni çok heyecanlandıran başka bir proje Devrim Erbil resimleri üzerine bestelenen piyano sonatları eserlerin yer alacağı müzik  Cd’si. Türkiye’nin önde gelen müzik insanlarının hocanın müthiş eserlerinden ilham alarak alarak besteledikleri eserler, keman ve piyano sonatlarından oluşan müthiş bir müzik Cd’si çok yakın bir zamanda piyasaya sunulacak.

Devrim Erbil ile sohbetimizin en heyecan verici konusu kuşkusuz Bodrum’da açılması planlanan Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi. 

Bu müthiş projeyi gelin Devrim Erbil ağzından dinleyelim. 

“İnsanoğlu, ölümden sonraki hayatında kendisinin, isminin hatırlanması  isteği duyar. Kimi apartman ,bina yaptırır üzerine ismini yazdırır, kimi çeşme, okul veya bir  vakıf. Amaç hep aynı, ölüme ve yok oluşa karşı insanlar kendilerinden bir iz  bırakmak. Hatta pek çok insan için çocuk yapmanın altında yatan sebep bu bile olabilir. Bu çok insani bir duygu. Çünkü dünya çok güzel kimse gitmek istemiyor ama bir gün gidecek .Bu nedenle bazı bilim adamları, sanatçılar gökyüzünde altın yıldızlar gibi parlayan hiç sönmeyen daima ışık saçan insanlar oluyorlar. Tabii böyle bir insan olmak, geriye kalmak çok ender insana nasip oluyor. Bu yüzden herkes kendi çapında geriye kalmanın bir yolunu arıyor. Kendini ve yaptığı işleri önemseyen bir sanatçı içinde eserinin gelecek nesillere aktarılması çok önemli.

Çevremde pek çok sanatçının ölümünden sonra eserlerinin kaybolduğunu, ailevi sorunlar nedeniyle  eserlerinin dağıldığını gördüm ve çok üzüldüm. Bu nedenle bir vakıf kurdum. Eserlerimi bir araya toplamak ve genç nesillere miras bırakmak için bir müze projesi üzerinde çalışmalara başladım.”

Uşak doğumlu Devrim Erbil için el dokuma halılar çok önemli. Türkiye‘nin önemli halı üreticisi bir şehrin evladı olan Büyük Hoca halıcılığa çok önem veriyor. Tablolarından örnek alınarak yapılan duvar halıları. Hocanın müzesinde sergilenecek 200’den fazla halı ve tablolar deposunda sanatseverlerle buluşacağı günü bekliyor.

Nurdan Ateş: Hocam bildiğim kadarıyla doğdunuz şehir Balıkesir’de 2000’li yıllarda isminize bir müze kurulmuştu?

Devrim Erbil: Evet 2000’li yıllarda İlkokul arkadaşım Utku Acun Balıkesir Valisi oldu. Müzelerin, konser salonlarının kısaca sanatın her dalının şehirlere  kattığı büyük değerin farkında olan yöneticilerden biri Utku Bey. Aynı Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof .Dr Yılmaz Büyükerşen gibi, OMM müzesi kurucusu Erol Tabanca, koleksiyoner  ve Zai Bodrum sahibi Yunus Büyükkuşoğlu… Bu isimleri saymak istiyorum çünkü bu isimler şehirlerine değer katan isimler. 2000 yılında bir iş merkezinde çok mütevazi koşullarda açılan Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde tüm sanatçı arkadaşlarımdan eserler toplayarak Balıkesir halkına, Türk Sanatçılarımızın eserlerini tanıttık. Bu şekilde ancak İstanbul’da bir sergide veya müzede görebilecekleri eserler ile Balıkesir halkı buluşma şansı elde etti. Arkadaşımın görevinden ayrılmasıyla müze bir süre kapandı. Sonra Balıkesir Belediyesi müzeyi devraldı ve tekrar aktif hale getirdi. Şu anda vakfımız hala sergilerin organizasyonunda müzeye destek vermektedir. Ben bu müzeyi uzun süredir İstanbul’da açmayı arzuluyordum. Uzun süren bir takım bürokratik sorunlar, alınacak izinler nedeniyle müzeyi İstanbul’da açmaktan vazgeçtim. Bodrum’da uzun süredir yaşadığım aynı zamanda atölyemin de yer aldığı bu  arazi üzerinde müzenin kurulması üzerinde yoğunlaştım. Bodrum Belediyesi bu konuda çok destek verdi. Bodrum uzun zamandır bir tatil beldesi olmasının yanında bir kültür sanat merkezi olma yolunda hızla ilerliyor. Bodrum’da 38 Sanat Galerisi, 40 seramik atölyesi olduğunu biliyor muydunuz? Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi şehre büyük değer katıyor. İstanbul’da yerleşik pek çok galeri bu yaz Bodrum’da da sergiler düzenliyor. Bu Bodrum için çok önemli bir kazanım. Evim ve atölyem olan bu arazide bir müze yapmayı çok istedim. Tanrı kalbime göre verdi sanırım ve değerli genç mimar arkadaşım Alper Aytaç‘la tanıştım. Projenin devamını kendi ağzından dinleyelim.

Mimar Alper Aytaç ve peyzaj mimarı eşi Gülşen Aytaç’la Devrim Erbil’in mandalina ağaçları ile bezenmiş bahçesindeyiz…

Alper Aytaç: “Öncelikle böyle değerli bir sanatçımızın müzesini yapmak hiç kolay değil. Bulunduğumuz arazinin kendine has bir takım özellikleri var. Bir mimar bir projeye başlamadan önce normalde ne yapar? Arazinin gereksinimleri, bulunduğu ortamın coğrafi çevresi ile birlikte bir program oluşturmaya çalışırız. Fakat burada yük büyük o da Devrim Hoca. Bu nedenle öncelikle ben uzun süre kapandım ve Devrim Erbil‘i inceledim. Hocanın resimlerini olabildiğince anlamaya çalıştım. Anladım demek tabii iddialı bir söz olur. Fakat belli başlı özelliklerini temalarını anlayabildiğimi düşünüyorum. Bunu da 4 tema altında kategorileştirmeye çalıştım. Temaların biri Ağaç, Devrim Hocanın resimlerinde sıklıkla gördüğümüz bir öge. Bir diğer konu İstanbul’dan veya Anadolu’dan bir kesit. Öğrencilik yıllarından beri Anadolu’da bir şehri tekrar tekrar resmettiğini biliyoruz sonra bu İstanbul‘a evriliyor. Ve şimdi Bodrum... 3.tema “ritmik titreşimler”, siz bunu bazen hocanın kuşlarında görebilirsiniz bazen suyun yansımalarında, bazen eserlerinde bir şehirde kuşlar mı bina, bina mı kuş bunun gibi konularda görebilirsiniz. 4. tema “ikili bakışlar”. İkili bakışlarda insan gözünün tek seferde göremeyeceği şeyleri tek seferde gösterebiliyor ikili bakışlarda. Şimdi ben nasıl bu temaları alıp bir arada ,bir klişe olmadan barındırabiliri mi düşünmeye başladım. Bulunduğumuz arazi bir mandalina bahçesi ve bu ağaçlara minimum müdahale etmemiz gerekiyordu. Ağaçlar olabildiğince içinde kalmalıydı. Biz onun için projeyi bu nedenle bahçenin üstünde süzülen bir yapı olarak oluşturalım. Belli kolonlar üstünde dursun, bir tür ağaç gibi. Ağaç temasını  hem kesitte ele aldık hem de planda nasıl hocanın ağacın gövdesi ve tacı gibi ele alıyorsa bizde bunu planda nasıl yapabiliriz düşündüğümüzde, planda bir aks oluşturduk. Hocanın evi ile müzenin girişi. Müzenin ana girişinin ana caddeden olacağını düşündük. Ve öyle bir aks yaratalım ki mevcut mandalina ağaçlarının aksını takip etsin. Çünkü bu mandalina bahçeleri bir planla oluşturulmuş, bu bahçenin hafızasını bozmayalım ve bunların aksına oturtalım bu yapıyı. Çok sert olmayan belli kırılmaları olan bir aks. Bir diğer konu, hocanın resimlerine baktığımızda her şey fragmanlardan oluşuyor. Bizde bu yapıyı bir anıtsal yapı yapmak yerine bunu parçalamaya doğru gittik. Bodrum kent yapısına baktığımızda bir binadan bir parça çıkardığımızda diğer parça bütüne uyumludur. Bizde bu müzeyi belli fragmanlara ayırdık.

Bir diğer konu, bir binaya baktığımızda  genel olarak 4 cepheden oluşur. Biz burada, böyle sıcak bir coğrafyada binayı alt üst ederek cephesini tavanı yapmaya karar verdik. Ana cephe binanın tavanı. Aynı mandalina bahçesi gibi altında serinlik yaratan bir tavan binanın ana cephesini oluşturuyor. Hibrit bir alan aslında ne bahçe ne bina. Rampanın en üst noktası Devrim hocanın kendi alanı, sarmal hareket hocanın dünyasına geçisi sağlıyor. Rampada hocanın Başak takım yıldızı yer alacak. Aslında tamamen mimari bir sorunu çözmek için planlanan bir olay. Rampa tamamen  dış mekandan başlarken yavaş yavaş iç mekana geçişi dönüşümü yavaş yavaş geçişi bu hareketle sağladık.

Bu projenin tek güney cephesi, normalde müzelerde güney ışığı çok sert geldiği için istenmez, burada binanın bu noktalarından ışık süzmelerinin geçişi sağlanacak. Bu bölüm daha küratöryel anlamda çalışılmamış olsa da sanırım hocanın sanat hayatının ilk dönemlerine ait bir alan olacak. Yani doğup büyüdüğü yerlerin gösterileceği, ilk resme başladığı zamanlara, Bedri Rahmi Eyüboğlu ile çalıştığı dönemlere ait siyah beyaz resimlerin yer alabileceği bir alan olabilir. İç mekanlara ustalık işlerinin ürünleri ile geçiş yapılacak. Hocanın ikili bakışlarında çok ilginç olan bir konuyu projeye taşımak istedim. Bir resminde diyelim Süleymaniye’nin kubbesini gösteriyor havaya bakıyorsunuz ama aynı anda planı üstüne süperpoze ediyor. Şimdi biz müze projesinde bunu kullandık. Binanın bahçeden baktığınızda kubbesi tavan yapısı ve ayni anda siz planı da göreceksiniz. Bu planda içerideki ziyaretçi ile aktive oluyor. Yani bu köprülerle geçerken tepenizde insanların hareket ettiğini ve kubbeyi  bir arada göreceksiniz. Yani bir nevi izlenen izleyen pozisyonu. Sergiyi izleyen seyirciler, aşağıda izlenene dönüşüyor. Bu da benim için açıkça bu projenin en ilgi çeken noktası. İç mekanlara girişte hocanın o kadar çok eseri var ki. Biz onun için esnek bir yapı olsun istedik. Hoca istediği dönemde burada duvar halılarını, ister mozaiklerini farklı küratöryel çalışmalarla kullanabilsin. Zannediyorum 200 küsur halısı var, dönem dönem bu sergileme alanları değişebilecek. En sonunda gerçek dünyaya diyelim  binanın Ortakent’e bakan yüzünde hocanın vitray eserleri kullanılacak. Yani dış dünyaya Ortakent’e  bir nevi hocanın gözünden görülebilinecek. Rampadan inerek manzara ve mandalina bahçesi ile karşılaşabilecekler. Aşağıdaki alan tamamen kamusal alan olacak. Su ögesi tabanda çok etkili. Işığın etkisi, mozaikler ve su yoğun bir titreşim etkisi yaratabilecek. Projenin çevreye dostu iklim değişikliğine karşı dirençli bir proje. Girdabın  sonunda yağmur suyunu toplayan bir su sarnıcı var, güneş panelleriyle tam bir çevre dostu. Şu an proje izin aşamasında ama projemiz daha şimdiden dünya basınında büyük ilgi gördü. inhabitat .com‘da yayınladı, proje İngiltere‘de bir tasarım dergisinde kapak oldu. Japonya‘da, Hindistan’da, Brezilya’da, Portekiz‘de pek çok yerde yayınlanması  bizi çok motive edici konular.

Sözü tekrar Devrim Hoca alıyor ve bir müzenin bir çocuğun gelişimdeki olumlu etkilerine tekrar parmak basıyor. Bu nedenle müzenin bir bölümünde  çocuklara ve gençlere özel workshoplar, klasik müzik dinletileri yer alacak. Çocukluğunda müzesi bulunmayan bir şehirde doğan, sanatın bir dalıyla tanışmamış bir genç adam oradan çıkıyor akademiye giriyor orada hoca oluyor, Türkiye’nin en büyük sanatçıları arasında yer alıyor. Hala üretiyor, planlar, projeler üstünde çalışıyor. Sanatı Türk halkına sevdirmek, ulaşılabilir kılmak. Her bir köşesi sanatla kuşatılmış bu huzurlu evden sevgiyle ayrılırken seneye  bu bahçeyi  Devrim Erbil Modern Sanatlar Müzesi olarak  ziyaret edebileceğimizi büyük bir umutla bekliyoruz.

Yazı: Nurdan Ateş


Yorumlar (2)
MZ

Mine Zabci

Absolutely gorgeous!!!Nurdan’cığım , yine kendi farklılığın var bu detaylı söyleşide❤️ keyifle okudum , bir daha dolanıverdim o odalarda. sürpriz olan mimar Aytaç bey,bu yazıya anlam katmış, zenginleştirmiş. Bir diğer haberini okumak üzere sevgi ile kal🙏❤️🧿🍷😍
MZ

Mine Zabci

Nurdan’cığım, heyecan ile okumayı bekliyordum. Çoook güzel, detaylı bilgiler , mimarını dahil etmen, makalenin en güzel anlamlı sürprizi olmuş. Ruhuna sağlık , diğer yazına kadar şimdilik sevgi ile kal. Mine


En Çok Okunanlar