3dcb48cd-0eab-4c0c-8c19-3b578c324562.jpg

Ünlü Ekspresyonist Francis Bacon’ın Sergisi Royal Academy of Arts’da! I Yazan Nurdan Ateş

Nurdan Ateş

bir ay önce

20. yüzyılın en önemli figüratif sanatçılarından İngiliz Francis Bacon’ın başyapıtlarının sergilendiği 'Man and Beast' sergisi Royal Academy of Arts’da.

28 Ekim 1909’da 5 çocuklu İngiliz asıllı bir ailenin 2. çocuğu olarak Dublin’de dünyaya geldi. Aşırı derecede naif, narin kişiliğinin yanı sıra kadınsı tavırlara sahip oluşu, yarış atları eğitmeni sert mizaçlı bir baba figürünü sıklıkla çileden çıkartıyor, aralarında bitmeyen gerginliğin sebebi oluyordu. Astım hastası olan genç Bacon hastalığı sebebiyle eğitimini evde alıyor, çok sevdiği çiftlikte birlikte yaşadığı ve tutkusu olan hayvanları ve hayvan doğasını alerjisi olduğu için hep uzaktan(!) büyük bir merakla izliyordu. Hayvanların dürtüsel, kontrolsüz doğası onu adeta büyülüyordu. 17 yaşında, annesinin giysileri içinde kendini hayranlıkla seyrettiği bir gün babasına yakalanışıyla evden kovulur. 1927’de Berlin‘e giden sanatçı şehrin gay gece hayatı içinde entelektüel çevrelerle tanışma fırsatını bulur. Rahatlıkla yaşadığı sex hayatı, sınırsız özgürlükler, dönemin sanat ve burjuva merkezi Berlin ve Paris genç sanatçı için adeta cennet olmuştu. Fransa ‘da bulunduğu bir sırada Musée Condé ´de gördüğü Nicolas Poussin’in “Masumların Katliamı“ tablosunda ki bebeğini zalim bir askerden korumak isteyen annenin acı cığlığı yaşamı boyunca hep hafızasında yer etmiş, yine aynı dönem Paul Rosenberg Galerisi’nde gördüğü  ve dönemin tüm sanatçılarına ezici bir ilham kaynağı olan Picasso resimleri  sanatçıya  resim yapmak için büyük ilham vermişti. Londra’ya geri döndüğünde Avrupa estetiğinden aldığı ilhamla kariyerine iç mimar olarak devam eden sanatçı, art deco tarzında tasarladığı mobilya ve kilimleriyle kendini kabul ettirir ve hiçbir eğitim almaksızın resim yapmaya başlar. 1933‘te ‘Crucifixion - Çarmıha Gerilme’ eseri ile adını duyuran sanatçı, 1936’da Londra’da ‘Sürrealist Ressamlar’ başlıklı sergiye katılır ama resimleri yeterince gerçeküstü bulunmadığı için bu grup tarafından kabul görmez.         

Crucifixion 1933

‘Dindar insanlar için, Hristiyanlar için çarmıha gerilmenin tamamen farklı bir anlamı olduğunu biliyorum. Ama inançsız biri olarak, bu sadece bir adamın diğerine karşı yaptığı bir davranıştı.’ Francis BACON 

Asılı beden çevresindeki yarı saydam beyazlık, belirli bir hayalet havası vererek, oldukça rahatsız edici bir kompozisyon oluşturuyor. 

Mezbahaya ve ete ilişkin görüntüler beni hep etkilemiştir. Benim için bu ’çarmıh’ konusuyla yakından ilişkili. Kasaba her gittiğimde oradaki ölü hayvanın yerinde ben olmadığıma şaşar dururum”. F.B 

Sanatçı için insan figürü potansiyel bir karkas, et, kemik ve derinden oluşmakta. Bozulmuş, yıkılmış organik formlar, köpek dişleri,bazen bir kulak, 4 ayaklı ama bir türe ait olmayan varlıklar. Seyirciyi hep rahatsız etmeye yönelik detayları sıklıkla görebiliyorsunuz.

Bu dönemde ürettiği eserlerin çoğunu imha eder ve bir süre sanattan uzaklaşır. Bir süre sonra 2.Dünya Savaşı patlak verir. 2.Dünya Savaşı ve sonrası toplumsal yaşamda değişimler elbette sanat ortamını da etkilemiş, o döneme kadar sanatın merkezi olan Paris tahtını New York’un özgürlükçü ortamına bırakmıştı. Avrupa ülkelerinde egemen totaliter rejimler, yaratıcılığın en büyük düşmanı olduğundan bu otoriter ortamdan kaçan sanatçılar, kendilerine maddi manevi sınırsız kucak açan New York’un yolunu tutarak modern akımların, üslupların gelişimine öncü olmuşlardı. Avrupa’da yaygın Sürrealist akımdan etkilen ama yine de kendini hiç bir sınıfa ait hissetmeksizin resim yapmak isteyen Bacon bu dönemde büyük bir ara verir ve askere yazılır. Hasta olduğu için cephede savaşamaz ve ambulans Şoförlüğünden tutun hastaların nakil ve cesetlerin toplanmasına, gömülmesine kadar pek çok geri görevde çalışır. Sanatçının ete, çürümüş kokuşmuş, değişime uğramış bedenlere, vahşete, şiddete, acının en yaman haline tutkusu sanırım bu dönemde ortaya çıkmış ve eserlerinde Varoluşçu felsefenin sancılı, acılı taraflarını ifadesinde sıklıkla kullanmıştır. Savaşın bitişiyle birlikte 1943 yılında tekrar resim yapmaya başlar. Geleneksel İngiliz sanatının tüm kurallarını yıkarak Avrupa tarzına yönelir. “Three Studies for Figures at the base of a Crucifixion “ triptik eseri büyük ilgi görür. Hatta öyle ki Tate Modern küratörlerinden Chris Stephens bu eser için İngiliz sanatının dönüm noktası olduğunu savunmuştur. Bu triptik çalışmada 2.Dünya Savaşı’nda Nazi toplama kamplarındaki  acıyı, vahşeti, dehşeti ifade etmeye çalışırken insana benzemeye ama hayvanda olmayan bu figürlerin Yunan Mitolojisi’nde intikam tanrıçaları olan Eumenides’lere benzediği yönünde iddialar bulunmaktadır.

 

2. Versiyon Triptik

Ateist, büyük Nietzsche hayranı ve Varoluşçu felsefeyi benimseyen Bacon, hayranı olduğu Velázquez ‘in Portrait of Pope Innocent X (1650) çalışmasından ilham alarak, 1946‘da Popes Serisi çalışmalarına başlar. Bacon’un Papaları dünyaya vahşeti  yayan tüm dini ve siyasi otoritelerin adeta bir örneği gibi.

Head VI -  Study form Portrait of Pope Innocent X,1965 - Pope I ,1951

Head VI: Papa serisinin bir örneği ve kafalar çalışmasının finali. Siyah bir perde kafasının bir kısmını adeta götürüyor.

Bu ağlayan adeta uluyan figürlerin kaynağı Sergei Eisenstein‘ın 1925 yılı yapımı ‘Battleship Potemkin-Potemkin Zırhlısı‘ filmindeki yüzü kanlar içindeki hemşirenin görüntüsü. Sanatçı bu filmdeki bu karenin etkisinde öylesine kalır ki çalışmalarında sıklıkla yer verir. 

Bu arada mazoşist eğilimli sex hayatı her daim çalkantılıdır.

1952 yılında Soho’s Colony Room’da tanıştığı İngiliz pilot Peter Lacy ile ilişki yaşar. Bu ilişki bir hayli dehşet ve vahşet doludur. O kadar ki bir gün Lacy Bacon’u evin camından aşağı atar ve sanatçının sağ gözü tekrar yerine dikilmek zorunda kalır. Bu olay Bacon’un Lacy’e olan aşkını daha da kuvvetlendirir. Hatta en yakın arkadaşı Lucien Freud bu ilişkiye tepki gösterdiği için bir dönem onunla konuşmaz. Bacon’un 1962 yılı Tate Modern Müzesi’ndeki Retrospektif sergisi açılış günü, içkiye olan düşkünlüğü ile bilinen Lacy‘in ölüm haberi gelir.2. büyük aşkı George Dyer ile 1963 yılında evini soymaya geldiği gün tanışır. Bir hırsız ve uyuşturucu bağımlısı Dyer ile şiddet dolu birlikteliği, 1971 Grand Palais ‘teki Bacon retrospektif sergisinin açılışından 2 gün önce, aşırı dozda aldığı uyuşturucudan ölmesiyle sonlanır. Bu dönem eserleri öyle ünlüdür ki, ünü Picasso ile adeta yarışır. Bu vahşet, uyuşturucu ve şiddet eğilimli aşk hikayesi 1998 BBC yapımı, Daniel Craig, Tilda Swinton, Derek Jacobi’nin rol aldığı  “Love Is the Devil: Study for a Portrait for a Portrait of Francis Bacon“ filminde anlatılır.

Study for Portrait of P.L No 1,1957 - Two Figures, 1953

Study for Portrait of P.L No 1,1957: Bacon 1952 ‘de Peter Lacy ile yaşadığı sadomazoşit dolu ilişkiyi, çocukken babası tarafından yediyi dayaklara, hatta kendisine dayak attırtmasına  bağlardı. Lacy’in Bacon’a kullandığı fiziksel güç sonrası, evcil bir hayvan gibi kıvrılmış, elleri ile yüzünü belki pişmanlıktan belkide utançtan kapamış acı içinde yatan P.Lacy

Two Figures, 1953: Fotoğraf Sanatçı Eadweard J Muybridge (1830-1904) güreşen erkekler çalışmasından ilham aldığı eşcinselliğin suç olmaktan çıkarılmadığı dönemde yaptığı erotik temalı çalışması.

 

1948 yılı Head I - Portrait of Isabel Rawsthorne 1966

1948 yılı Head I: 1949 yılında sergilenen 6 Kafa serisinden biri. O yıl Time dergisine verdiği bir röportajda Bacon ‘Velazquez gibi ama su aygırı derisinin dokusuyla resim yapma‘ arzusunda olduğunu dile getirdi.

Portrait of Isabel Rawsthorne 1966: Bacon’ın en yakın sahne tasarımcısı ve sanatçı kadın arkadaşı Isabel Rawsthorne, Bacon gibi hayvanlara büyük bir ilgi hatta tutkusu vardı. 

Entellektüel gücü çok yüksek olan sanatçının en büyük merakı kitap okumaktır. Çok büyük bir kütüphaneye sahip olan sanatçı bu büyük tutkusuyla arkadaşlarının kütüphanelerindeki kitapları bile okumuştur. Racine, Baudelaire , Nietzsche ve Proust hayranı olan sanatçı Giocometti, VanGogh, Matisse ve Picasso’dan ilham alır. Kendini her zaman ayrıkotu gibi gören hiç bir kalıba ait olmak istemeyen sanatçı 1985 yılında Royal Academy of Arts’ın akademisyen olma teklifini kibar bir dille reddeder.

İngiltere’yi 15 sene yöneten Demir Lady lakaplı Margaret Thatcher’in  “Korkunç resimler yapan adam “ olarak nitelendirdiği Bacon kendinden sonra gelen İngiliz sanatçılar Damien Hirst, Jenny Saville, Chapman Brothers‘a büyük ilham kaynağı olur.

Triptych August 1972

Resimleri dev boyutlarda 3 parçalı yapmayı seven sanatçı bu tür çalışmaları sevmesini objeleri seriler halinde görüyor olmasına bağlıyordu. Bu çalışmasında sevgilisi George Dyer 3 karede de yer alıyor. Aşırı dozdan ölen sevgilisine duyduğu suçluluk hissini siyah kullanarak ifade etmiş.

Triptych, 1987

Triptych August 1972

Model  George Dyer,tuvalette, bar taburesinde ve koltukta .

 

Triptych -Studies of the Human Body 1970

Sanki ip üzerinde yürüyen 3 kadın akrobat figürü. 

Two studies from the human body, 1974-1975 - Paralytıc Child Walking on all Fours (from Muybridge)

Sanat tarihinin temel eserlerinden Discobolus figürüne benzer bir maymun,arkada salıncakta çömelmiş bir vücut.

Muybridge tarafından çekilen engelli bir çocuğun ardışık fotoğraflarından esinlenerek yaptığı çalışması.

Study for Bullfight No.1 1969 - Second Version of Study for Bullfight No.1 1969

Study for Bullfight No.2 1969

Sanatçının boğa güreşi resimleri insan-canavar arası varlıkları birbiri içinde eriterek bozan formlardan oluşuyor. Matadorun yaraları, boğanın eğik başı hayaletimsi bir öfke…

 

Study of a Bull, 1991

Boğa güreşi arenalarının toz bulutu gri soluk ölümü hatırlatıyor. Sanatçı içinse tam tersi toz sonsuzluğun.

Sanatında acı, yıkım, bozulum, deformasyon gibi unsurları gördüğümüz sanatçı gerçek hayatında güzel yemeklerden çok pahalı içkilerden güzel yaşamdan büyük bir zevk alır ve parasını büyük bir hovardalıkla harcamaktan çok hoşlanırdı. Dünyanın pek çok ülkesinde eserleri büyük fiyatlara satılan sanatçı 1992‘de Madrid’e gider burada hastalanır ve 28 Nisan’da kalp krizinden ölür. Ölümünden sonra çalışma odası Dublin’de Hugh Lane Gallery tarafından satın alınarak sergilenir.

Soyut sanatla Figüratif Ekspresyonism arasında gri bir bölgede varoluşçu akımın depresif etkisiyle yaptığı çalışmalarını 17 Nisan‘a kadar Royal Academy of Arts ‘da görebilirsiniz.

Yazı ve Fotoğraflar: Nurdan Ateş


Yorumlar (2)
ND

Nedime Dicle

Francis Bacon üzerine okuduğum çok kapsamlı bir yazı. Çok şey öğrendim
ŞD

Şeyma Doğramacı

Çok güzel anlatılmış teşekkür ederim


En Çok Okunanlar