fc65e6ef-3639-4cc5-a744-3d40f1cd8923.jpg

Volkan Aslan ‘Hatırlamayı Unutma’ Sergisi Yazan: Meri Tek

Meri Tek

8 yıl önce


Arter şu sıralar Matt Collishaw’un “Hayalet Görüntü” isimli sergisiyle eş zamanlı olarak, Volkan Aslan’ın Emre Baykal küratörlüğündeki “Hatırlamayı Unutma” isimli sergisine ev sahipliği yapıyor. 


                    



Serginin en başta isminden bahsedecek olursak burada insan belleğine dair iki zıt işlevin bir araya geldiğini görüyoruz. İlginç olan o ki, hatırlananda, unutulanda geçmiştendir ve Volkan Aslan bu sergisinde bir nevi unutmaya kafa tutarak bize geçmişten hatırladıklarını öznel bir görsellikle aktarıyor.       



Arter’in üçüncü katında yer alan bu sergide muhtemelen ilk dikkatinizi çeken tavandaki şablon olacak. Bu yerleştirme florasanlardan oluşturulmuş ve “Pazartesi Işıklı Günler”  adını taşıyor. Duvar rengiyle bütünleşince gerçekten güzel bir konsept açığa çıkıyor. Ancak belirtmem gerekir ki, sergiyi gezmeye başlamadan hemen önce sergi girişindeki broşürlerden bir tane edinmeli ve gezerken okumalısınız. 



Öteki türlü eserlerin isimlerini ve hangi konsepti yansıttığını anlamanız biraz güç olabilir. Örneğin ben ilk bakışta tavandaki yerleştirmenin haftanın ilk günü pazartesiyle bağdaştırıldığını düşünmemiştim. Pazartesiyle tanışmamızdan sonra; canlı ve sıcak bir arka plan rengine bürünmüş sergi alanındaki çeşitli biblolar dikkatimizi çekti ve haftanın tüm günleriyle yan yana geldik. 



Sergi alanının geneline yayılan biblo figürleri muhtemelen birçoğunuza tanıdık gelecektir fakat aynı zamanda değişikte görünecektir gözünüze. Bu değişikliğin sebebi Volkan Aslan’ın bitpazarlarından topladığı bibloların kırık parçalarını farklı gövdelerle bir araya getirmesi. 



Mesela bir insan figüründe bir hayvan başına rastlayabiliyorsunuz ya da tam tersine. Bu kır-yapıştır figürler size birçok çağrışımlar yapabilir, hatta belki de geçmişi hatırlatır. 



Küçüklüğünüzden aşina olduğunuz birçok eski vitrin süslemesini farklı biçimlerde görmek yüzünüzde bir tebessüm oluşturabilir. Bu hatırlama durumu da oldukça uygun olur serginin konseptine. 
Ancak Volkan Aslan gözüyle bakacak olursak kendisi bu figürleri Pazar gününe ait olarak ele aldığını da görebiliriz. “Kırılacak Eşya” adı altındaki bu işlerden sonra, bir başka ilgi çekici çalışma “-Su nerde?- İnek içti” başlığını taşıyor. Bu bir video çalışması ve broşürden öğrendiğimiz üzere Volkan Aslan’ın Çarşamba Ovası yakınlarındaki tatilinde cep telefonu ile çekilmiş. Üçe bölünmüş bir ekranda gösterilen bu video sergiye ayrı bir renk katıyor. 



Sergideki bir başka video çalışması ise insanı çizgi roman kahramanlarıyla bir araya getiriyor ve belki de çocukluk yıllarına geri götürüyor. Volkan Aslan’ın “Aile Fotoğrafı” isimli bu çalışmasında, bir cumartesi günü Aslan’ın arkadaşları çizgi roman karakterlerinin kostümlerini giyerek aile fotoğrafı çektirircesine bir stüdyoda poz veriyorlar.



Tabi bunu anlamak başta pek mümkün olmasa da, Aslan’ın çocukluğundan çok sevdiği çizgi roman karakterleri sizi de geçmişe götürüyor ve mutlu ediyor. Bu videonun tam karşısında, videoyu izlermişcesine duran ünlü “Son Yemek” yerleştirmesi de bu çalışmayla ilgili değinilmesi gereken güzel bir nokta. 



Son olarak, sergi alanına girdiğiniz ilk dakikadan itibaren gözünüze sürekli takılacak büyük kristal bir avizeden bahsedeceğim. Ancak bu avize alışık olduğumuz gibi tavanda asılı olarak değil, yerde karşımıza çıkıyor. Avize yere düşmüş görüntüsü verirken ışıkları yanmaya devam ediyor. Sergide belki de en çok dikkatimi çeken çalışma bu oldu çünkü gerçekten o an yere düşmüş ve dağılmışçasına bir edayla sergi alanının her köşesinden fark edilebilecek bir konumda duruyor. Broşürden bu avizenin “Yanlış Hesap” adını taşıdığını ve Cuma gününü yansıttığını öğreniyoruz. Sergide en çok dikkatimi çeken bu çalışmalardan bahsettikten sonra, kısaca sergiyle ilgili görüşlerimi özetlemem gerekirse, sergiyi beğenmediğimi söyleyemeyeceğim. Hatta keyifle gezdiğimi belirtmek isterim. Sergi gerçekten insanı hatırlamaya itecek bir ruha sahip. Ayrıca sanatçının geçmişe yönelik birikimlerinden ortaya çıkan bu sergide, nostaljik bir havayı yaratmak adına soluk renklere yer vermektense canlılığın ön planda tutulması çok hoşuma giden bir nokta oldu



Sergi 11 Ağustos 2013 tarihine kadar ziyaretçilere açık. 

Yazı ve Fotoğraflar: Meri Tek



En Çok Okunanlar