ekavbanner1.jpg

Dorian Gray ve Narcissus'un Ortak Laneti

Nisa Ece Bergsan

4 saat önce

Kapak: Nicolas Bernard Lépicié, Narcissus Changed Into a Flower, 1771, Tuval üzerine yağlıboya

Narcissus ölmeden önce uzun süre bekledi. Yiyip içmeyi unuttu, kalkıp gitmedi. Yalnızca baktı. Dorian Gray ise tam tersini yaptı — tabloyu bir odaya kilitledi, üstünü örttü, yıllar boyu bakmamaya çalıştı. Biri yüzeye doğru düştü, öteki yüzeyden kaçtı. Ovidius'tan Wilde'a uzanan bu yolculukta değişen yalnızca yüzeyin malzemesiydi.

Yüzeyin Büyüsü

Ovidius'un Metamorphoses'inde Narcissus, olağanüstü güzelliğiyle herkesi kendine hayran bırakır ama hiç kimseyi sevmez. Kendisine âşık olan perinin, Echo'nun, sesini bile duymaz; onun varlığı Narcissus için yalnızca bir yankıdan ibarettir, ta ki bir gün bir su birikintisinin kıyısına eğilip suya bakana kadar. Gördüğü şeyin yansıma olduğunu bilir ama gidemez. Solarak, yiyip içmeyi unutarak, tam da durduğu yerde yok olur. Ovidius'un bu sahnede anlattığı şey sıradan bir kibir hikâyesi değildir: Narcissus'u öldüren şey kendini sevmesi değil, hakikatin tam karşısında durmasına rağmen oradan kopamamasıdır. Echo ise sevilmediği için değil, sevdiği kişi kendine kapandığı için yok olur. İkisi de aynı yüzeyin kurbanıdır; biri içinden, biri dışından.

Dorian Gray da aynı kıyıda durur ama farklı bir yüzeyin önünde. Portresi tamamlandığında içinde oluşan arzu yalnızca bir dilektir: yüzey hiç değişmesin, güzellik ebediyen orada kalsın. Dileği gerçekleşir. Dorian yaşlanmaz, solmaz, izler taşımaz. Bütün bunları tablo üstlenir ama Wilde'ın kurduğu tuzak tam da burada devreye girer; Dorian tablodan kaçar, onu saklar, üstünü örter. Narcissus yaklaşırken Dorian uzaklaşır. Yine de ikisi de aynı sona yürür.

Caravaggio, Narcissus, c. 1597–1599, Tuval üzerine yağlıboya, Galleria Nazionale d’Arte Antica, Roma.

Caravaggio'nun Çemberi

Caravaggio'nun 1597-99 yılları arasında yaptığı Narcissus tablosunda figür, her iki eliyle suya yaslanmış, kendi yansımasına dalmış bir genç olarak resmedilmiştir. Tablonun en çarpıcı özelliği kompozisyonudur; Narcissus ile yansıması tek bir kapalı çember oluşturur, etrafı ise tam bir karanlıktır. Tek gerçek, bu kendine bakan döngünün içindedir. Echo'nun yokluğu da burada hissedilir tabloda başka hiçbir figür, hiçbir ses yoktur. Yalnızca Narcissus ve kendisi vardır.

Bu çember rastlantısal değildir. Rönesans teorisyeni Leon Battista Alberti'ye göre resmin mucidi Narcissus'tur, "Resim yapmak, bir su birikintisinin yüzeyini sanat yoluyla kucaklamaktan başka ne olabilir ki?" diye yazmıştır. Yani resim de, tıpkı su gibi, gerçekliğin yüzeyidir ve her ikisi de izleyicisini içine çekme tehlikesi taşır. Caravaggio bu paradoksu tuvale sığdırır Narcissus'un eğilmiş bedeni ile sudaki yansıması arasındaki sınır neredeyse kaybolmuştur. Kim gerçektir, kim gölge?

Dorian'ın portreyle ilişkisi de zamanla tam bu bulanıklığa dönüşür. Başlangıçta tablo bir nesne, bir sanat eseridir; Dorian ise izleyicidir. Ama yıllar geçtikçe roller yer değiştirir. Tablo yaşar, değişir, çürür Dorian ise yüzeyini korur. Hangisi gerçek hayatı yaşıyordur, hangisi donmuştur?

Kaçmanın İmkânsızlığı

İki hikâye arasındaki en derin paralellik tepkilerdedir. Narcissus gerçeği bilir ama yaklaşır. Dorian gerçeği bilir ama kaçar. Biri yüzeye doğru düşer, öteki yüzeyden uzaklaşır. Ama Wilde'ın romanının sonunda Dorian tabloyu yok etmeye kalktığında aslında kendini yok eder — tıpkı Narcissus'un suda yok olması gibi. Yansımadan kurtulmak, yansımanın kaynağından kurtulmayı gerektirir.

Caravaggio'nun tablosunda Narcissus'u çevreleyen derin karanlık, aşırı içe dönüşün yarattığı yalnızlığı ve dış dünyaya körlüğü simgeler. Dorian'ın giderek daralan dünyası, terk ettiği ilişkiler, yıllar boyu taşıdığı sır da aynı karanlığı büyütür. Her ikisi de yüzeyin büyüsüne kapılarak, onun dışındaki her şeyi yavaş yavaş kaybeder.

Yüzey Nedir?

Su, tuval, ayna hepsi aynı soruyu sorar: Gördüğün şey sen misin? Narcissus için cevap evettir; bu yüzden gidemez. Dorian için cevap hayırdır ama bu da onu kurtarmaz, çünkü o "hayır" dediği şey tam da en gerçek olanıdır. Belki de yansımadan duyulan korkunun altında yatan şey budur. Yüzey bazen hakikati olduğundan çok daha net gösterir. Ve hakikat, her zaman bakılabilecek bir şey değildir.



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin