ekavbanner1.jpg

Gözlerinden Öperim: Nilbar Güreş'le Kısa Kısa

Nazlı Kök Akbaş

2 gün önce

Nazlı Kok Akbas: Merhaba Nilbar Güreş,
Sizinle röportaj yapmak isterim.

Nazlı Kök, Cenevre, İsviçre
Sevgiler...

Nilbar Güreş: Merhaba,
Nerede yayınlanacak?

Sevgiler...

N.K.A.: Merhaba Nilbar,

Mesajıma cevap verdiğiniz için gerçekten çok memnun oldum.
Çok teşekkür ederim. Yazılarım benim web sitemde ve dijital sanat platformlarımda ayrıca, sanat editörlüğünü yaptığım İsviçre dergisinde yayınlanacak.

N.G.: Dört soruluk bir söyleşi olabilir.
Çünkü çok meşgulüm.

Sevgiler...

N.K.A.: Gayet iyi anlıyorum. Şimdiden vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Soruları yarın size göndereceğim. Yazılı da olsa röportaj talebimi kabul ettiğiniz için çok mutluyum.

N.G.: Sorularınızı yarın cevaplayacağım. Mesajınızı bekliyorum.


Koordinasyonunu İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) üstlendiği Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Dergisi Türkiye Pavyonu, gösterişten uzak, sessiz, sakin fakat çok güçlü bir sergiyle karşımıza çıkacak. Nilbar Güreş’in Gözlerinizden Öperim (A Kiss on the Eyes) adlı sergisi, Türkiye’yi sadece bütün kültürel zenginliğiyle temsil etmekle kalmayacak, onu sanatçının ustalıkla kurguladığı anlatı aracılığıyla  yeni bir bakışla ele alacak.

Parçalar halinde yazılmış bir hayat hikâyesi

1977 yılında İstanbul’da doğan Güreş, dönemin kültürel ve politik olarak adlandırabilecek diasporik bir sanatçı kuşağını temsil eder. Eğitimini Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Viyana’da Akademie der bildenden Kunste, Wien’de tamamlamıştır. Sanatçı, çağdaş sanat sahnesinde kimlik, toplumsal cinsiyet, aidiyet ve görünürlük meselelerini incelikli bir görsel dil üzerinden ele alan çağdaş sanatın çok önemli sanatçılarından biridir. Nilbar Güreş’in sanat pratiği yaşadığı Napoli, Viyana ve İstanbul gibi şehirlerin etkisiyle, diller, kimlikler ve görsel rejimler arasında sürekli bir etkileşimle şekillenir.

Sanat pratiğinde fotoğraf, video, film, enstalasyon ve kumaş zemin üzerine karma teknik kolajları kullanan Nilbar Güreş, işlerinde öznel olandan yola çıkarak daha kapsamlı meseleleri tartışmaya acar. Güreş’in çalışmaları çoğu zaman mizah, ironi ve şiirsellik aracılığıyla, normatif yapıları ters yüz eden güçlü bir anlatıyla bütünleşir.

Güreş’in sanatının en çarpıcı özelliği sadece cinsiyet, göç ve kültürel hafızaya olan tematik bağlılığı değil, bu temaları sorgularken kullandığı sanatçının kendine ait tonudur. Güreş eserlerinde kesin ve net bir üslup kullanmaktan ziyade, dolaylı, mizahi, bazen de şefkatli bir ton tercih eder. Başka bir deyişle onun sanatını “soft resistance” yumuşak, sakin bir direniş olarak adlandırabileceğim bir yöntemle bütün toplumların aklını karıştıran küresel meseleleri ustaca sorgular. Bunları işlerken sanatçıya ait adeta, bir ters yüz etme estetiği kullanır. Nilbar Güreş’in figürleri genellikle kısmen gizlenmiş, kumaşlara dolanmış veya belirsiz jestlerle sergilenmektedir; bu da hem kısıtlamayı hem de eylemliliği ima eder sanatçının anlatımında.

Ev yaşamının, emeğin ve geleneğin tarihini taşıyan tekstil, Güreş’in ellerinde hem malzeme hem de metafor işlevi görür, aynı zamanda tekstil, kimliğin miras alınmak yerine müzakere edildiği, yeniden kodlandığı yüzeyler haline gelerek çok etkili temaları anlatan hikâyelere dönüşüverir.

Gözlerinizden Öperim (A Kiss On The Eyes)

2026 bienalinin küratöryel çerçevesi olan "In Minor Keys”, (müzikte minor akorları kullanmak; yumuşak, dokunaklı ve etkili bir tonu ifade eder) Güreş’in pratiğine uygun haklı bir yankı uyandırıyor. Nilbar Güreş’in eserleri bağırmıyor aksine mırıldanıyor, aynı zamanda ısrar ediyor, zamanı çok ustaca kullanıyor, eserlere bakarken izleyiciler bütün detayları okuyabilmek istiyor. Başka bir deyişle, “Minör" tonu, Nilbar Güreş’in eserlerinde bir zayıflık pozisyonu olarak değil, aksine güçlü bir anlatım stratejisi olarak işlev görüyor. 

Güreş, ötekileştirilmiş toplulukları temsil edilecek özneler olarak değil, anlatısal dönüşümün aracıları olarak merkeze alıyor. Toplumsal cinsiyet rolleri, yerinden edilme, yabancı düşmanlığı ve aidiyet, soyut temalar olarak değil, bedenlere ve günlük jestlere işlenmiş yaşanmış koşullar olarak ele alınıyor Nilbar Güreş’in eserlerinde...

Bu anlamda, Gözlerinizden Öperim (A Kiss on the Eyes), bir sergiden ziyade bir ilişkiler alanı haline geliyor. İzleyici, bakma ve bakılma -yakınlık ve uzaklık- koreografisine dahil oluyor, böylelikle tüm hikâyenin içinde kendi hikâyesini yeniden keşfediyor.

Serginin adındaki gözlerinizden öperim ifadesi aslında başka bir dile çevrilemeyecek kadar derin bir anlam da ifade ediyor. Şefkatli, sevgi dolu bir veda ya da özlemli bir kavuşma dileğil...

Nilbar Güreş, MAYZU, Hindistan Cevizi ve Muz Veren Ağaç, 2022, Fotoğraf: K. Kaygusuz

Nazlı Kök Akbaş: En çok aklınızı karıştıran mesele nedir?

Nilbar Güreş: Kendi sanatsal pratiğim.

N.K.A.: Diyelim ki görsel sanatçı değilsiniz  – iyi ki sanatçısınız– kendinizi hangi işi yaparken hayal edersiniz?

N.G.: Piyanist.

N.K.A : Daha önce hiç denemediğiniz ve bir çekmecede denenmeyi bekleyen bir proje?

N.G.: Bir performans projesi.

N.K.A.: En sevdiğiniz kitap?

N.G.: Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar.

N.K.A.: Unutamadığınız bir film?

N.G.: Hunger (Açlık), (1966, bir yazarın açlıkla ve yoksullukla olan mücadelesini anlatan bir Kuzey ülkeleri, İskandinav filmi: İsveç-Danimarka)

N.K.A.: Peki gözlerinizi kapattığınızda aklınıza ilk gelen sanat eseri hangisi?

N.G.: Valie Export'un Genital Panick'i.

N.K.A.: Bu kelimelere kendi dilbilginizden yeni bir anlam kazandırmak ister misiniz?

N.G:  Dantel: Enstalasyon

Kadife: Ten

Plastik: Çöp

Etek giyen erkek: Erkek bir şaman rahip.

Bıyıklı bir kadın: Tüm kadınlar

Epilasyon: Türk ağda partileri

Çocuk sahibi olmak istemeyen ve bunu kendi tercihi olarak gören bir kadın: Akıntıya kapılmayan, statükoya karşı savaşan bir kişi.

Erkek kimliğini sorgulayan bir adam: Dengeli hormon seviyeleri

Anne: Mezarda emeklilik

Büyükannem ve büyükbaba: Kürtçe öğrenemediğim için kaybettiğim tarih ve bellek.

Baba: Babadili

Gece: Gündüz (çünkü ben gece çalışıyorum)

Çiçek: Gül

Rüya: Öngörü 

Sinir: Hassasiyet

Dil: Karakter

N.K.A.: Bir sergiye hazırlanırken sizi en çok motive eden ya da en çok endişelendiren şey nedir?

N.G.: En büyük endişem, işleri aceleyle üretmek zorunda kalmaktır. Üretim süreci esnasında üretim ekibini kırmamak için alttan almak ve sonunda üretim bitince bu tavrımdan pişman olmaktır. (Sıklıkla başıma geliyor.) Anlaşmazlıklardan kaçınan bir karakterim olması bazen sanatsal üretimlerimde can sıkıcı sonuçlara yol açabiliyor.

N.K.A.: Ben Küçükken birine batırmasın ya da balonumu patlatmasın diye evdeki dikenli bitkilerin sivri uçlarını koparırdım. Sevgili Nilbar, kaktüs bitkisi size ne anlatıyor?

N.G.: Bir kaktüs kendisini dikenleri ile çevresinden korur, diğer canlıların fazla yaklaşmasını engeller bu dikenler. Kaktüs az miktarda su ile idare eder, hayatta kalma ustasıdır. Saksıdan çıkarırsanız büyür ve ağaç haline gelir.

Kaktüs beni temsil ediyor.

N.K.A.: Ne güzel bir metafor.
Sevgili Nilbar, zaman ayırdığınız ve samimi cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Bu, son zamanlarda yaptığım en keyifli röportajlardan biriydi. Çok teşekkür ederim.

Nilbar Güreş, 2025, Kağıt üzerine kurşun kalem ve ruj

-Nilbar Güreş 'Gözlerinizden Öperim' ile 61. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda-
-Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayın-

 

 



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin