80a374ee-7f10-4dce-ade4-e624262072b2.jpg

Pandemi Döneminde Tate Modern'de Andy Warhol Retrospektifi | Yazan Nurdan Ateş

Nurdan Ateş

bir ay önce

2020 küresel bir virüsle mücadele ederken, sanat dünyası da bütün sektörler gibi bu pandemiden büyük çaplı zarar gördü. İngiltere’de büyük ilgi ile beklenen, Tate Modern’de ilk defa sergilenecek eserlerinin de olması sebebiyle büyük önem taşıyan Warhol retrospektifini bitmeden görebilmek için Tate üyesi olmama rağmen ziyaret saatinizi online belirlemeniz  şart. Rezervasyon yaptığım saatte, sergi salonunda ki insan yoğunluğu dikkate alınarak sıra ile sergi salonuna alındım.

Küratörlüğünü Gregor Muir ve Fiontan Moran’ın üstlendiği sanatçının kendi gözünden göçmenlik, LGBT kimliği, yaşam ve ölüm gibi konuların yer aldığı eserlere yer verilen sergide, geleneksel pop-art sanatçısı Andy Warhol dışında Andy Warhol seçkileri yer alıyor. Sanatçının “Ladies and Gentlemen” serisi 25 çalışması ilk defa Tate Modern salonlarında sergileniyor. Salona Andy Warhol ve ailesine ait fotoğraflar oto portresi  ve gençlik yıllarına ait çizimlerle girdim. Sanatçının çocukluğu, ailesi, gençliği ve sanat hayatı hakkında çok geniş bilgileri bundan önce sizlerle paylaştığım sergisinde detaylı olarak paylaşmıştım.

 

Andy, annesi Julia ve abisi John Warhola

2.odada sanatçının deneysel film denemesi 

Şair sevgilisi John Giorno‘nun uyurken 22 yakın çekimini yaklaşık 3 dk süren 50 makara film çekti. Bunlardan John’un çok fazla hareket ettiği kısımları Sarah Dalton’dan çıkartarak editlemesini istedi. Bu şekilde dramatik bir anlam içermeyen tek bir eylemi  belgeleyerek, filmi duvarda asılı bir tablo gibi görülebilecek bir şeye dönüştürmüş.

Marilyn Diptych,1962 

 Sanatçının en ikonik eserlerinde biri olan çalışma ilk olarak 1962 ‘de NY  sergilenmiştir. 2 tuvalin birleşimi bir çalışma olduğundan diptik olarak adlandırılmıştır. Tuvalin renkli, parlak kısmı sanatçının renkli gösterişli kamuya açık  hayatını, renksiz, yüzüne boyaların gölgesi bulaşmış, yüzü kısmen silinmiş kısım ise sanatçının özel hayatındaki sert iniş-çıkışları simgeliyor. Warhol başlangıçta bu iki tablonun birlikte sergilenmesini istememiş ama bu tabloyu satın alan koleksiyoner bu iki eserin bir arada sergilenerek isminin Marilyn Diptych olmasını teklif etmiştir.

Before&After, 1961 

Sanatçının yine ikonik eserlerinden ‘Önce&Sonra’ çalışması bir estetik salonu reklamından ilham alınarak yapılmıştır. Estetik kaygısı çok yüksek olan sanatçı lekeli

cildini tonlarca fondötenle kapatmış, dökülen saçlarını sonradan ikonikleşen bazen altın sarısı bazen gümüş gri peruklarla saklamıştır. 1957 yılında burnundaki kemikten rahatsız olan sanatçı, estetik ameliyatı ile aldırmış ve sonuçtan hiç mutlu olmamıştır.

Salon 3 ‘te sanatçının dünya çapında en çok bilinen “pop-art“ eserleri sergileniyor. Brillo sabun kutularından, campbell’s çorba kutularına, Cola şişelerinden Hollywood yıldızlarının resimlerine  her şey onun parlak ve güçlü çizimleri ve baskıları ile yeni bir sanat akımının  Pop-art ‘ın parçası ile bir pop ikona dönüşüyordu. Baskı işlemlerinde Warhol genellikle ekranın az -çok mürekkepli olmasına izin vererek görüntüleri bozan efektlere izin verdi. Aynı imgenin defalarca tekrarı Pop-art yaratmanın adeta mekanikleştirip makineleştirdi. ”Herkes makineleşmeli, çünkü makineler ayrımcılık yapmaz cinsiyeti ne olursa olsun herkes herkesi sevmeli “. Fabrikanın da ünü buradan geliyordu. 1963‘te stüdyosunu fabrikaya dönüştürürken deneysel bir sanat yaratım üretim mekanı olarak tasarladı. Sergi salonu da fabrikadan esinlenerek gri parlak tavan ve duvarlar olarak tasarlanmış.

Green Coca-Cola Bottles, 1962

 

Amerika’nın icadı olup ünü tüm dünyayı saran bu küçük yeşil şişeler, kapitalizmin yuvasında belki ilk defa zenginle  fakiri aynı şişede birleştiyordu. İkonik yıldızlarda, Amerikan başkanı da sokakta bir evsiz de aynı yeşil şişeyi kullanıyordu. Herkesin içtiği yeşil Coca-Cola şişesine Andy başka bir anlam yüklenmiş oldu.

100 Campbell’s Soup Cans,1962 

 

İlk defa Los Angeles Ferus Galerisi’nde sergilenen bu çalışması sırasında 100 adet çorba kutusunu resimlemiş. Bu çalışma 20 yıldır her öğlen yemeğinde içtiği bu çorbaya övgü müdür bilinmez ama her gün market raflarında yığınla gördüğümüz tüketim nesnelerini Warhol yüksek sanat olarak sunmuştur. Zenginle fakiri aynı çorba konservesinde birleştiren tüketim kültürüne ilave, sanatta da birleştirmeyi hedefleyen sanatçı bu tabloya baktıklarında aynı konserve kutusu resmi ile zengin ve fakiri ortak noktada buluşturuyordu.

White Brillo Boxes,1964

 

New York Stable Galeri’de ilk kez izleyici ile buluşan eser, adeta bir toptancının deposu görüntüsünde. Brillo sabun kolilerinin ilk tasarımcısı James Harvey (1929-65) aslında soyut dışavurumcu bir sanatçı olup parasızlık sebebiyle ticari işler yapmıştır. Kutuların estetik yönü sanatçının dikkatini çekmiş ve bir marangoza  ürettirdiği kutuları asistanı Gerard Malanga ile elle boyamıştır. Kutuların her yönünün boyanmasının zorluğu onları adeta bir üretim hattı oluşturmaya yöneltmiş ve stüdyonun “Fabrika” olarak adlandırılmasında katkıda bulunmuştur.

129 Die in a jet

Küratör Henry Geldzahler’in ilham verdiği Death&Disaster serisi çalışmalar.

Orly Havalimanı’nda 130 yolcunun ölümü ile sonuçlanan uçak kazası. Andy Warhol felsefesi kitabında ölüm hakkında şöyle bahseder “Ben o şeye inanmıyorum çünkü burada yoksunuz ki geldiğini bilesiniz. Hakkında hiçbir şey söyleyemem çünkü gelişine hazır değilim.”

Warhol, ölüm imgelerini gösteren resimlerini o dönemde gazetelerde çıkmış intihar, araba kazası fotoğraflarını büyütüp, çoğaltıp yan yana koyarak sergilemiştir. Bir gazete haberi fotoğrafı  onun için bir imge, sanatçının ölümle hiç bir ilişkisi yok. ”Ölüm simgesi ne iyi ne de kötü; o sadece bir imge”. Bu şekilde travmatik olaylar tekrarlarla anlamını güçsüzleştirerek, izleyenin onu doğal karşılamasını sağlıyor. Kendi deyimi ile “Tüyler ürpertici bir fotoğraf tekrar tekrar gördüğünüzde artık hiçbir etkisi olmaz.”

 

 

Black&White Disaster

Sanatçının gerek sanat çevresi gerekse New York sosyetesinde ünü günden güne artarken Valerie Solanas‘ın sanatçıyı vurması ile dönemde gündeme bomba gibi düşer. Bir rivayete göre bir senaryo yazan Solanas okuması için tek kopyayı Warhol’a verir ve geri istediği zaman sanatçıdan kaybolduğu cevabı ile deliye dönerek sanatçıyı vurur. Ölümden dönen sanatçı bir daha asla eski sağlığına kavuşamayacak zaten ilerleyen zamanda ameliyat sonucu travmanın etkisi ile yaşama gözlerini yumacaktır.

Mao,1973 ve Mao Wallpaper ilk basım 1974,1994‘te tekrar basılmış.

Sağlığına kavuştuğunda bir seri ünlünün çalışmalarını resimlemiştir. Büyük ölçekli çalışmalarından Mao serisi çok önemlidir. Dönem soğuk savaş dönemidir. Komünizm kavramı Amerika’da bir öcüden farksızdır. Dönemin Başkanı Nixon’ın komünist Çin’i ziyaret etmesi siyasi gündemin tansiyonunu düşürürken Warhol’un Mao‘yu bir seri halinde çalışması, bazı çalışmalarında dudaklarını renklendirmesi, mor puantiyeler içinde resmetmesi komünizmin öcü imajını yumuşatmıştır.     

Skull,1976

Bir dönem İtalya’da duvarlarda gördüğü çekiç ve orak sembolleri hoşuna giden sanatçı yardımcısı Ronnie Cutrone’den bir çift başlı çekiç ve orak alıp fotoğraflamasını ister ve onu resmeder. Bu arada sanatçıya pek çok defalar komünist olup olmadığı sorulduğunda  “Mao‘yu resmettiğim için herkes bana komünist olup olmadığımı soruyor. Şimdi komünizm için “Çekiç ve Orak“, faşizm için “Kurukafalar” yapıyorum“ der. 

Lgbt ve trans hakları savunucusu Marsha P.Johnson

“Stonewall Uprising” adlı trans hakları hareketinin liderlerinden olan Marsha hayatını sokakta yatan evsiz, trans ve gay bireylerin haklarına adamıştır.

Wilhelmina Ross,1975

Wilhelmina Ross, bu kişilerin en ünlülerinden. Warhol ve Diana Ross’un yakın arkadaşı. Warhol Ross’un 7 polaraid fotoğrafından 73 resim, 29 çizim ve 5 kolaj portresi yapmıştır. 

Serginin en ilgi çeken bölümü sanatçının Tate Modern’de dolayısıyla Londra’da ilk defa sergilenen Ladies&Gentlemen serisi; 25 çalışmasının sergilendiği alan.

İtalyan sanat simsarı Luciano Anselmino’nun siparişi doğrultusunda anonim siyah ve latin drag kraliçelerden, trans dansçılardan oluşan bir dizi çalışması. Warhol arkadaşları aracılığıyla yerel trans barlardan ücret karşılığı 14 modelin 500’den fazla fotoğrafını çekti. Bunları serigrafi ile genişleterek bazen fırça bazen de parmak boyama kullanarak renklendirdi. Transların sanatta temsil edilmemesine bir tepki olarak hazırlanan 25 çalışmada gay  ve transların hakları hareketini başlatan Stonewall hareketinde yer alan ,”pay it no mind” belgeseli yıldızı Marsha P.Johnson, LGBT, sokak travestilerinin hakları savunucusu Wilhelmina Ross bunlardan bazıları.

Sixty Last Supper, 1986

Ve serginin son salonunda yine dev duvar boyu ölçekli sanatçının “The Last Supper” Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” eserinden ilham almış eseri. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce havarileri ile yediği son akşam yemeğini konu alan bu eserin pek çok röprodüksiyonu  pek çok koyu katolik insanın evinin duvarını süslediği gibi Warhol’ların mutfaklarında da asılıydı. Warhol bu çalışma için özellikle 19.yy dan kalma bir kopyaya dayanan ucuz bir reprodüksiyon kullanmış.” Sixty Last Suppers” serisinin Milano’da sergilenmesinden sonra safrakesesi ameliyatı olan sanatçı, ameliyatı başarılı geçmesine rağmen kalp yetmezliği sebebiyle 22 Şubat’ta 58 yaşında vefat etti. Sanatçının ölümünden önce çalıştığı bu son eserle sergi salonundan ayrılıyorum.

12 Mart’ta sanatseverlerle buluşan ve 6 Eylül’de son bulması planlanan bu müthiş sergi maalesef Covid-19 sebebiyle uzun süre kapalı kalmak zorunda kaldı. Ama şimdi size çok iyi bir haber, sergi kapalı kalan sürenin telafisi anlamında sergi süresini 15 Kasım’a kadar uzattı. Yolu Londra’ya düşen varsa bence kaçırılmayacak bir fırsat.

Yazı ve Fotoğraflar: Nurdan Ateş



En Çok Okunanlar