Bütün dünya gençliği K-POP yıldızlarını konuşurken, Bong Joon-ho’ nun çarpıcı filmi Paraziteın başarısı uluslararası sinema ödülleriyle taçlanandı, tasarım alanlarında Kore estetiği herkesin dilinde, global ekonomik belirsizlikler sanat piyasasını da etkilemişken, uluslararası kurumsallaşmış galeriler, White Cube, Pace Gallery , Gallery Perrottin, 2023'den itibaren Seul’de yeni şubelerini açtılar, Frieze Seul 2025 edisyonu dört günde 70.000’den fazla ziyaretçi tarafından izlendi. Güney Kore, bugün yalnız popüler kültürün değil çağdaş sanat dünyasının da küresel referans noktalarından biri haline geldi. Seul, 1980'lerde New York'un veya 1990'larda Tokyo'nun yaşadığına benzer, müzeleri, sanat galerileri ve bağımsız sanat inisiyatifleri ile yeni bir sanat ekosistemi kurarak önemli bir donuşum geçirdi ve doğunun yeni sanat merkezi haline dönüştü.
Bütün bu dönüşümü, Güney Kore sanat ortamının önde gelen isimlerinden, sanat yazarı ve uluslararası üne sahip CHOI & CHOI sanat galerisinin kurucusu, yirmi yılı aşkın süredir sanat dünyasında faaliyet gösteren, dilbilimci ve sanat tarihçisi, Sunhee Choi ile konuştuk.
Nazlı Kök Akbaş: Sanat tarihçisi, galerici ve aynı zamanda sanat yazarısınız. 20 yılı aşkın süredir sanat dünyasının içindesiniz. Sanat alanında kariyer yapmaya karar verme sürecinizden bahseder misiniz?
Sunhee Choi: Güney Kore'de doğdum, Sangmyung Üniversitesi'nden Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, Christie's Education'da yüksek lisansımı tamamlamak için Londra'ya taşındım. İkiz kardeşimle birlikte Choi & Choi Gallery'yi (eski adıyla Choi & Lager Gallery) kurmadan önce küratör, sanat danışmanı ve yazar olarak çalışıyordum.
Galerimizi kurarken amacım, Asya ve Batı sanat dünyaları arasında önemli bir köprü kurmaktı ve bugün bunu başardığımı görmekten çok mutluluk duyuyorum.

CHOI & CHOI GALLERY, COLOGNE Almanya, "Hiç Yazmadığı Bir Şiir Gibi" sergisinin bir görüntüsü. (CHOI & CHOI ve Jina Park'ın izniyle)
N.K.A.: Çok satanlar arasına giren, sanat kitabı Art Lessons in London'ın yazarısınız ve aynı zamanda birçok prestijli sanat platformunda köşe yazıları yazdınız. Sanat üzerine yazmak sizin için neden önemli?
S.Choi: Bahsettiğiniz gibi Joongang Daily, Noblesse ve Art Now gibi çeşitli yayınlarda sanat köşe yazarı olarak yazılar yazdım. İngiliz sanat dünyasındaki gözlemlediğim ve deneyimlediğim olayları içeren kitabım “Art Lessons in London” 2008 yılında Kore'de yayınlandı ve önemli bir etki yarattı. Ayrıca düzenli olarak çeşitli sanat ve kültür konularında konferanslar veriyor ve söyleşilere katılıyorum.
Tecrübelerimizi ve gözlemlerimizi paylaşmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu tecrübeler ve gözlemler çokça okunabildiği zaman, yeni sanat projelerinin sağlıklı gelişmesine ısık tutuyor ve ilham veriyor. Aynı zaman da çok hızlı değişen ve gelişen dünyada bu şekilde kendimizi güncellediğimizi düşünüyorum.
N.K.A.: Geçtiğimiz Eylül ayında katıldığınız Frieze Art Fair Seoul ve KIAF (Korean International Art Fair) hakkında gözlemleriniz nelerdir?
S. Choi: Eylül ayında CHOI & CHOI Galerisi olarak KIAF'a katıldık. KIAF, 2002 yılında Kore Galeriler Birliği (KGA) tarafından yerel galeriler ve sanatçılar için sağlam bir yerel platform oluşturmak ve Kore sanat pazarı ile küresel sanat pazarı arasında güçlü bir köprü kurmak amacıyla Seul'de kuruldu. KIAF, Kore'deki ilk büyük sanat fuarı olarak Seul'ün Asya sanat piyasasındaki itibarını sağlamlaştırdı, Frieze Sanat Fuarı, Seul’e gelmeden önce, Kore sanatçılarının uluslararası sanat dünyasına erişebilecekleri başlıca kapıydı.
Frieze Seul ilk kez 2022 yılında Seul’da düzenlendi. KIAF ve Freize Seul aynı mekânda eş zamanlı olarak düzenlendi. Bu sinerji, sanat piyasası için uluslararası sanat fuarlarının çok etkili ticari bir nimet olduğunu kanıtlarken, aynı zamanda bu tür büyük ölçekli sanat fuarlarının bir kentin kültürel donuşumu, gelişimi üzerinde yaratabileceği derin kültürel etkiyi de ortaya koymuş oldu. Sanat festivallerinin ötesine geçen bu fuarlar, sanatı halk için daha erişilebilir hale getirdi ve bir katalizör görevi gördü. Böylelikle Kore'nin uluslararası sanat piyasasında yükselen bir merkez haline gelmesinde çok önemli bir rol oynadı.
N.K.A.: Dünyadaki ekonomik ve konjonktürel belirsizliğin sanat piyasasını da olumsuz etkilediği bir zamanda, Freize Seul 2025 edisyonunun bu kadar başarılı olmasını nasıl açıklarsınız?
S. Choi: Bildiğiniz gibi Nazlı, orijinal Frieze Sanat Fuarı 2003 yılında Londra'da başladı, ardından 2012'de New York, 2019'da Los Angeles ve 2022'de Seul'de düzenlenmeye başlandı. Frieze Londra, New York ve Los Angeles, sanat fuarlarının cazibesi düzenlenen şehirlerinin benzersiz cazibesiyle çok yakından ilgilidir. Bu nedenle, ziyaretçiler fuar alanlarının dışına çıktıklarında, şehir bu uluslararası misafirlere sanat pazarının ötesinde deneyimler sunmalıdır. Seul, diğer Asya şehirlerinden daha fazlasını sunduğunu güvenle iddia eden, dünya çapında müze sergileri ve yerel galerilerin birinci sınıf sergilerini izleyicilerine sunmaktan gurur duyan bir kenttir. Ayrıca, turizm, mutfak, alışveriş ve hatta şehir merkezinden sadece 30 dakika uzaklıkta bulunan dağlar gibi zengin tabi olanakları ile Seul, bu etkinlikleri daha da çekici hale getirecek bir konumdadır.

Sunhee Choi ve Nazlı Kök Akbaş, MAH, Cenevre - İsvicre
N.K.A.: Guney Kore hükümetinin sanata olan güçlü bağlılığı ve elverişli vergi politikalarının sanat ekosisteminin Seul’de dengeli ve etkili gelişmesinde önemli olduğunu düşünüyor musunuz?
S.Choi: Elbette sanatı ve sanata yapılacak yatırımları destekleyen hükümet politikaları, yerel sanat pazarının uluslararası bir etkide olabilmesi icin en önemli faktör. Güney Kore hükümeti sanat yatırımlarında KDV ve ithalat vergilerinden gerek muafiyet, gerek esneklik politikasını uyguladı, kültürel harcamalarda vergi indirimi ve yeni kültürel işletmeler için teşvikler gibi önemli vergi ve sanat alanlarına yatırım avantajları sunarak, sanat pazarını somut politikalarla destekledi. Özellikle Güney Kore hükümetinin sanat piyasasındaki transferleri kolaylaştırıcı vergi politikaları ve yoğun yerel talep, Seul’u çok çekici bir sanat merkezi haline getirdi. Bu önemli ekonomik alt yapıyı da küresel galeriler çok yakından takip ederek çok pozitif bir yatırım anlayışıyla değerlendirdiler.
N.K.A.: Sanat piyasasında yirmi yılı aşkın deneyiminize dayanarak, Güney Kore'deki sanat koleksiyoncularının, özellikle de genç, MZ kuşağı kolleksiyonerlerin temel özellikleri nelerdir?
S.Choi: Güney Koreli “geleneksel” sanat koleksiyoncularının temel koleksiyon motivasyonunu, öncelikle kültürel prestij, küresel bir bakış açısı ve sanat eserlerine yapılan yatırımın, akıllı bir yatırım aracı olması olarak özetleyebilirim. Genç nesil koleksiyoncuların, dijital sanat eserlerine ve deneyimsel trendlere ilgisi giderek daha fazla belirginleşiyor.
“Baby Boomers” (1946-1964 doğumlular) geleneksel veya yerleşik çağdaş sanata odaklı, daha az risk alma taraftarı bir koleksiyonerlik yaklaşımı göstererek kanıtlanmış bir piyasa geçmişine sahip sanatçıları tercih ediyor.
Öte yandan, X Kuşağı (1965-1980 doğumlular) jenerasyonu, koleksiyon yatırımlarını tutku ve merak ile birleştirir, müzayedeleri yakından takip ederek, küresel piyasa trendleriyle çok uyumlu sanat eserleri toplarlar. Ayrıca profesyonel ve sosyal ağlarını geliştirmek için sanat fuarlarına ve galeri açılışlarına çok sıklıkla katılırlar.
Ünlü ‘MZers’ (1981-1996 doğumlu Millennials ve 1997-2012 doğumlu Gen Z) jenerasyonu koleksiyonerler, uluslararası sanat pazarını, global trendleri çok yakından takip eder ve koleksiyonlarında teknoloji odaklıdırlar. Sanat eserleri seçimlerinde, sosyal medya ve dijital sanat trendlerinden sıklıkla etkilenirler ve yeni sanatçılarla, farklı alanları, design, moda gibi, birleştiren projelerle yakından ilgilenirler. İlk başta daha uygun fiyatlı eserler satın alırlar ve yatırımdan çok deneyim ve sanat eserinin, “hikâye anlatımına” odaklanırlar.
N.K.A.: Sanat pazarındaki ani ve sürekli değişen koşullara nasıl uyum sağlıyorsunuz? Gelecekteki projeleriniz nelerdir?
S.Choi: Sanat piyasasındaki su an içinden geçtiğimiz donem bir uyum ve ayar dönemi olarak tanımlanabilir. Son yıllarda sanat eserlerinin fiyatlarının gerçek değerlerini yansıtmayacak ölçüde şişirildiğini gözlemledik. Bu piyasalardaki durgunluk ve belirsizlik sureci neticesinde sanat eserlerinin değerleri artık daha gerçekçi hale geliyor. Kuruluşumuzdan bu yana, ben ve ekibim, biz strateji olarak, sanat ekosistemine saygı göstererek tüm sanat eserlerinin doğru fiyatlandırılmasını temel prensip olarak kabul edip bu şekilde ilerlemeyi öngördük.
Biz sürekli değişen ve belirsiz piyasa koşullarıyla nasıl başa çıkıyoruz, sevgili Nazlı bu çok iyi bir soru (diyor gülümseyerek). Geçiş ve belirsizlik dönemlerinde, sanat ekosisteminde yer alan bütün aktörler sorumluluk almalı ve durumu eleştirel bir gözle değerlendirmelidir. Bilginiz üzere benim Seul ve Almanya’da galerilerim var, bu ekonomik ve konjekturel durgunluk ve belirsizlik döneminde biz prensip olarak normal zamanlardan çok daha fazla sergi düzenlemeye devam ediyoruz, sanat fuarlarına ayni şekilde katılıyoruz, iptal etmiyoruz. Vaktimizin çoğunu, güçlü yerel ve küresel ağlarımızı geliştirmeye, mevcut kolleksiyonerlerimizle daha fazla iletişime geçmeye, değişik sanatsal etkinlikler düzenleyerek, “anat konuşmaları,” “sanat yemekleri” gibi, ayni zamanda yeni jenerasyon sanat severlerle yakın ilişkiler kurmaya zaman harcıyoruz. Sanat ekosisteminde çok önem verdiğimiz bir diğer husus da sanatçıların yaratıcılıklarını ve refahlarını desteklenmesine odaklanmaktır.