İstanbul Film Festivali’nde, İyi Bir Komşu | Yazan Begüm Erginbay

Begüm Erginbay

4 yıl önce


15. İstanbul Bienali, 16 Eylül-12 Kasım 2017 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Küratörlüğünü Elmgreen & Dragset sanatçı ikilisinin yaptığı bienalin teması geçtiğimiz Aralık ayında “iyi bir komşu” olarak duyuruldu. Bienal süresince “iyi bir komşu” başlığı altında toplumsal ilişkiler ve kişisel alanlar irdelenecek.





5 Nisan’da başlayacak olan 36.Film Festivali de bu tema altında toplanan filmlere bir bölüm ayırmış. İzleyicileri bienalin kavramsal çerçevesiyle tanıştıracak olan filmler arasında eski ve yeni birçok yapım yer alıyor. 10 uzun ve 5 kısa metrajlı film, festival süresince Pera Müzesi Oditoryumu’nda gösterilecek. Filmlerde karakterlerin yaşadıkları toplumla olan ilişkilerini gözlemlemek mümkün olacak.





Hala izlemediyseniz başrolünde Nicole Kidman’ın oynadığı Dogville de festivalde yer alıyor. Lars Von Trier’in yazıp yönettiği bu film dokuz bölüm ve bir girişten oluşur. Girişte filme adını veren kasabayı ve sakinlerini tanırsınız. Bir Bertolt Brecht oyunu hissi uyandıran kasaba tasvirinde duvarlar olmadığı için herkesin hayatını aynı anda görebilir ve nasıl etkileşim kurduklarına tanıklık edebilirsiniz.



Dogville
 

Fakirliğin hüküm sürdüğü kasabada kurtuluş yolları bulma konusunda karakterler arasında fikir ayrılıkları vardır. Kendi doğrularını birbirlerine kabul ettirmek için her yolu denerler. Kasaba sakinlerinden Tom, verdiği ahlak dersleri ile topluluğun problemlerini çözmeye çalışır. Hâlbuki topluluktakiler kendilerinde hiçbir ahlaki sorun görmemektedir. Vereceği “örnekler” sayesinde kasaba sakinlerini ikna edeceğini düşünen Tom aslında filmin ana fikrini de açığa çıkarmaktadır. Film Amerika’daki bir kasabayı anlatmaktadır fakat böyle bir kasaba dünyanın başka bir yerinde ve farklı bir zamanda da karşınıza çıkabilir. Bu kasaba da yönetmenin izleyiciye vermek istediği bir örnek aslında.
Tom’un vermek istediği örnek ise ayağına gelir. Nicole Kidman’ın canlandırdığı Grace gangsterlerden kaçarken kendini kasabada bulur. Tom kasaba halkının onu saklamak konusunda vereceği kararın, ahlaki değerlerini de ortaya çıkaracağını düşünmektedir. Gelen itirazlar karşısında Tom kasaba halkından Grace’i tanımak için iki hafta ister. Böylece gönül rahatlığıyla karar verebileceklerdir. Bu, yargısız infazın önüne geçmek için verilebilecek çok basit bir ödün değil mi aslında.

 


Dogville
 

Kasabadakiler Grace’i yaşamlarına dahil etmekte ve onunla iş bölümü yapmakta zorlansalar da sonunda onun yapması için yeni işler yaratırlar. Hiç ihtiyaç duymadıklarını düşündükleri bu işler sayesinde aslında hayat kaliteleri yükselir. Grace’i kasabaya kabul ederler. Fakat polis Grace’i aramaktadır. Kasaba halkı Grace’i sakladığı için suçlu hissetmektedir. Bu suça katlanmak uğruna Grace’den daha çok katkı sağlamasını beklerler. Onu bir köle gibi kullanırlar. İzleyici bu noktada Tom’un öngördüğü ahlaki iyileşmenin aslında gerçekleşmediğini fark eder.
Grace kaçmaya çalıştıkça onu daha çok istismar ederler. Fakat ilk başta ahlak bekçisi olan ve karşılıksız sevgi gösteren Tom’da artık dayanamamaktadır. O da Grace’e sahip olmak ister.
 



Dogville

Grace Tom’un bu isteğini normal bulur. Çünkü kimse mükemmel değil. Hatta Grace bile. Filmi izledikten sonra aklınızda birçok soru işareti belirebilir. Bu yüzden hazırlıklı olun.



Komşular
 

Sırada Ne Var? Hatırlat Bana, Taan, 40 Günlük Sessizlik, Vanda’nın Odasında, Komşu Sesler, Beyaz Bant, Elma, Youkali ve Toponimi gibi gösterilecek diğer yapımlarda ise kültürel ve dönemsel farklılıkları, çağdaş ve geleneksel yaşam düzeni arasındaki farkları, sınıf ayrımını, özel alan ve kamusal alan arasındaki belli belirsiz çizgileri ve kimliklerin nasıl oluştuğunu gözlemleyebilirsiniz.
 
9 Nisan Pazar günü gösterilecek kısa filmler arasında ise 1951 yapımı Komşular belki de bienalin temasını en iyi özetleyen film. Filmde iki komşu yan yana otururlar. Tam ortalarında bir çiçek açar. O çiçeği sahiplenmek uğruna birbirlerine zarar vermeye başlarlar. Başlangıçta takım elbise giyip gazete okuyan iki kişi bir anda yamyamlara dönüşür. Modern toplumun bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu görmek oldukça üzücü.
 



Ateşli Anneler


Pornolaştırılmış Evler, 9 Gün-Halep’teki Penceremden adlı kısaların yanı sıra Ateşli Anneler ve Kimliğin Üçlü Kuralı adlı animasyon filmleri de festivalde izleyebilirsiniz.  Kendinizi bienal ruhuna kaptırmak istiyorsanız bu filmleri sakın kaçırmayın.


Yazı: Begüm Erginbay
Fotoğraflar: İKSV web sayfasından alınmıştır.



En Çok Okunanlar